Türkçe | Kurdî    yazarlar
Kemiklerine Kadar Kürd Düşmanı Bir Diktatör’ün Ölümü

2026-03-03

Tahir Qasimî

Bu sabah Kürdistan halkı güne, çocuklarının celladının ölüm haberini İran İslam Cumhuriyeti’nin medya organlarından duyduğu sevinçli haberle başladı. Söz konusu haber, dün gece Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu tarafından duyurulmuştu. Böylece bu diktatörün Kürdistan’a ve Kürt halkının haklarına karşı 47 yıllık düşmanlığı ve karşıtlığı sona ermiş oldu. Her ne kadar bu son, Hamaney’in artıkları ve İran’daki diğer merkeziyetçi güçlerin Kürdistan halkının hak ve özgürlüklerine yönelik baskılarının bittiği anlamına gelmese de, bu baskı ve düşmanlık zincirinin en sağlam halkasının kırılmasıdır.

Ali Hamaney, İran halklarının devriminin mollalar tarafından Humeyni liderliğinde gasp edilmesinin ve Kürdistan’ın devrimin hedeflerinin çarpıtılmasına karşı direniş göstermesinin hemen başından itibaren, Kürdistan halkını bastırma sürecinde başat bir rol üstlendi.

1981 yılında, Devrim Konseyi üyesi ve Savunma Bakan Yardımcısı olduğu dönemde, bir “pasdar” celladı kıyafetiyle Kürdistan’a geldi ve halkın öldürülmesi ile Kürdistan’ın yakılıp yıkılmasında doğrudan rol aldı. Daha sonra rejim içindeki gücü arttıkça düşmanlığını daha da derinleştirdi. 1989 baharında cumhurbaşkanı sıfatıyla Kürdistan’ı yeniden ziyaret etti. Rejimin propaganda aygıtının yoğun çabalarına rağmen halk tarafından soğuk bir şekilde karşılandı. Konuşma meydanının okul çocuklarıyla doldurulmuş olmasından memnuniyet duymuş olsa da, anılarında özellikle Mahabad’da Kürdistan Demokrat Parti’nin çağrısıyla ortaya çıkan halkın bu soğuk tavrını itiraf etmektedir.

O dönemden itibaren, muhaliflerin ve özellikle Kürt liderlerin tasfiye edilmesi kararını alan “özel komite”nin üyelerinden biri, hatta muhtemelen birincisiydi. Bu komitenin kararıyla aynı yıl Viyana’da Dr. Abdurrahman Qasemlu ve Abdullah Qaderi Azer müzakere masasında suikastla öldürüldü. Üç yıl sonra, Dr. Sadiq Serefkendi ve beraberindeki dört kişi Almanya’nın Berlin kentindeki Mykonos restoranında katledildi. 1997 yılında Mykonos Mahkemesi, bu suikastların söz konusu özel komitenin talimatıyla gerçekleştirildiğini teyit etti.

Bu olaylar, Doğu Kürdistan’daki Kürt halkının bedeninde açılmış yaralar oldu ve Hamaney ile rejimine karşı büyük bir öfke ve nefretin kaynağına dönüştü. Bu öfke yıllar boyunca artarak devam etti; sokaklardaki protestolarla, liderlerin suikast yıldönümlerinde genel grev ve kepenk kapatmalarla, seçim dönemlerinde boykotla ya da Hamaney ve rejimine karşı olduğu düşünülen adaylara oy verilmesiyle açık biçimde kendini gösterdi.

2009 baharında, cumhurbaşkanlığı seçimleri etrafındaki gerilim tırmanırken Hamaney, kendi düşüncesince bu yaraları sarmak ve halkın dikkatini çekmek amacıyla bu kez İslam Cumhuriyeti’nin lideri sıfatıyla Kürdistan’ı yeniden ziyaret etti. Rejimin propaganda aygıtı bunu büyük bir olay gibi sunmuş olsa da, ziyaretin halkın duyguları üzerinde hiçbir etkisi olmadı ve rejim ya da Hamaney için hiçbir kazanım getirmedi. Kürdistan ayakta ve rejime karşı durmaya devam etti. Hamaney’in desteklediği aday Ahmedinejad Kürdistan’da kayda değer oy alamadı; bir yıl sonra Ferzad Kamangar ve arkadaşlarının idamına karşı Kürdistan bir kez daha genel greve gitti.

“Jina” isyanında Kürdistan devrimin ana kaynağı oldu; “Hamaney’e ölüm” sloganı İran genelinde başlıca slogan haline geldi ve İslam Cumhuriyeti liderliğinin Beyt’i sarsıldı. Hamaney protestocuları “savaş yanlısı” olarak niteleyip halkın taleplerini “fitne” olarak tanımlayarak “isyan edenlerin toplanması” emrini verdi ve protestoların bastırılması için fetva çıkardı. Bunun sonucu olarak Devrim Muhafızları Kürdistan’a askeri sevkiyat yaptı; göstericilere doğrudan ateş açıldı ve Kürdistanlı gençler ile İran genelindeki özgürlük yanlılarından yüzlerce kişi öldürüldü.

Ali Hamaney, İslam Cumhuriyeti tarihi boyunca Kürdistan halkına yönelik baskı politikalarının başlıca mimarlarından biri oldu; Kürdistan’ı sürekli bir “güvenlik sorunu” olarak gördü ve Kürdistan halkının taleplerini yalnızca işbirlikçilerin ağzından dinledi. Her talebi “istikbar”ın ve “Büyük Şeytan”ın isteği olarak yaftaladı; Kürt ulusal taleplerini, İslam Cumhuriyeti içindeki temelsiz Şii-Sünni birlik söylemiyle bastırmaya çalıştı. Bir Kürdü övdüyse bu, o kişinin Fars kültürüne hizmeti nedeniyledir; bir Kürdü suçladıysa bu da kendi halkına sırt dönmemesi ve İslam Cumhuriyeti iktidarına işbirlikçilik yapmaması sebebiyledir.

Ali Hamaney yalnızca İran’daki ve Doğu Kürdistan’daki Kürtlere karşı değildi; İran sınırları dışında da Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin açık bir düşmanıydı. 2017’deki Kürdistan bağımsızlık referandumu sırasında bu süreci engellemek için hiçbir düşmanlıktan geri durmadı. 7 Ekim sonrası yaşanan savaş ve çatışmalarda, Hamaney’in talimatıyla İran İslam Cumhuriyeti’nin füze ve insansız hava araçlarının en yoğun ve sebepsiz biçimde hedef aldığı yer Güney Kürdistan ve Erbil oldu.

Ali Hamaney’in öldürülmesiyle bugün İran halkı, tarihinin en diktatör ve en yıkıcı yöneticilerinden birinin ölümüne tanıklık ediyor; Kürt halkı ise hak ve özgürlüklerine kemiklerine kadar düşman bir hasmının ölümünü yaşıyor.şiddetinizdir

Kurdistanmedia


POLITIKA