Türkçe | Kurdî    yazarlar
Af Örgütü: İran’da baskılar, benzeri görülmemiş bir katliama dönüştü

2026-01-16

Uluslararası Af Örgütü, İran’ın en yüksek güvenlik organı olan Milli Güvenlik Yüksek Konseyi’ne yaptığı, güvenlik güçlerine hukuksuz güç ve ateşli silah kullanımına son vermeleri ve tam internet erişimini derhal sağlamaları için acilen talimat verme çağrısını da yineliyor.

Uluslararası Af Örgütü, yetkililerin suçlarını gizlemek için 8 Ocak’tan bu yana uyguladığı internet kesintisi devam ederken, doğrulanmış videoların ve İran’daki görgü tanıklarının verdiği güvenilir bilgilerin, hukuk dışı kitlesel öldürmelerin daha önce benzeri görülmemiş boyutlarda bir katliamı ortaya koyduğunu belirtti.

28 Aralık’tan bu yana, büyük oranda barışçıl olan ayaklanmayı ezmek için gitgide artan öldürücü baskılar, protestoların dağıtılması sırasında benzersiz bir can kaybına yol açtı ve resmen kabul edilen ölü sayısı 2 bine yükseldi.

Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnès Callamard, “Katliam ve cezasızlık sarmalı son bulmalı. İran yetkililerinin protesto dalgaları sırasında ağır insan hakları ihlalleri ve uluslararası hukuk suçları işlemek konusundaki kendi karanlık siciliyle kıyaslandığında bile, 8 Ocak’tan beri öldürmelerin ve baskıların şiddeti ve boyutları emsalsiz” diyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İran toplumunun geniş kesimleri, kurşunları göze alarak sokaklara çıkarken, İran Dini Lideri ve güvenlik güçleri bugüne kadarki en ölümcül bastırma operasyonunu başlattı. Yetkililer kasıtlı olarak, köklü değişim talep eden ve İslam Cumhuriyeti sisteminden insan haklarına ve onuruna saygı gösteren yeni bir hükümet sistemine geçiş isteyen protestocuları toplu halde öldürmeye başladı. Uluslararası toplum, protestocuları daha fazla katliamdan korumak ve devletin katliam politikasını teşvik eden cezasızlıkla yüzleşmek için acilen diplomatik adımlar atmalı.”

Silahsız protestocular doğrudan başlarından hedef alınıyor

Uluslararası Af Örgütü, İran’da 16 şehirdeki 38 kişiden gelen yazılı veya sesli mesajların ekran görüntülerinin yanı sıra İran’da bir sağlık çalışanı ve iki protestocu olmak üzere üç kişiyle ve İran dışında bulunan, öldürülenlerin akrabaları, insan hakları savunucuları, gazeteciler ve 12 Ocak’ta İran’dan ayrılan bir görgü tanığının da aralarında bulunduğu 16 kişiyle görüştü. Ayrıca ölümcül veya ağır yaralanmaları gösteren fotoğraflar ve videolarla ilgili bağımsız bir patoloji uzmanına danıştı. Özetle şu sonuçlara ulaşıldı:

·  8 Ocak akşamından bu yana güvenlik güçlerinin, çoğunluğu barışçıl olan protestoculara ve protestolara katılmayan sivillere karşı hukuka aykırı öldürücü güç kullanımında ülke çapında eşgüdümlü bir artış yaşanıyor.

·  Sokaklara ve sivil konutlar, camiler ve polis karakolları gibi binaların çatılarına konuşlanan güvenlik güçleri, demir mermi dolu tüfekler ve av tüfekleriyle defalarca ateş ederek, silahsız protestocuları genellikle başlarından ve üst gövdelerinden hedef aldı.

·  Sağlık merkezleri yararlılarla doldu, perişan durumdaki aileler ise morglara sığmadığı için dışarıya konulan ceset torbaları arasında haber alamadıkları yakınlarını aradı ve kamyonetlere, yük konteynerlerine veya depolara yığılmış cenazelere tanıklık etti.

·  Ölümcül bastırma operasyonuna katılan güvenlik güçleri arasında, Besic taburları da dahil İslam Devrimi Muhafızları Ordusu, İran’ın Farsça kısaltması FARAJA olan polis gücünden çeşitli birimler ve sivil giyimli kolluk görevlileri yer alıyor.

·  Doğrulanmış görüntülü ve sesli kanıtlar, gözler de dahil kafada ateşli silah yaralanmaları gibi ağır ve bazı vakalarda ölümcül yaralanmaları, ayrıca sokaklarda hareketsiz yatan veya tüfek seslerinin devamı olduğu düşünülen sesler geldiği sırada yattıkları yerden taşınarak götürülen kişileri gösteriyor. Diğer görüntülerde, hastanelerde kanlar içindeki hastalar veya cansız yatan insanlar görülüyor. Birçok videoda, görüntüleri kaydedenler insanların öldürüldüğünü söylüyor.

·  En az iki video, güvenlik güçlerinin, görünüşe göre ateşli silahlar veya diğer yasaklı silahlar bir yana, güç kullanımını dahi haklı gösterebilecek hiçbir tehdit oluşturmayan protestocuları kovaladığını ve doğrudan üzerlerine ateş açtığını gösteriyor.

“Ülkeyi mezarlığa çevirecekler”

·  Devam eden internet kesintisi, ihlallere maruz kalan kişilerin, gazetecilerin ve insan hakları örgütlerinin derinlemesine görüşmeler gerçekleştirme ve ihlalleri belgeleme olanağını büyük ölçüde ortadan kaldırıyor ve kanıtların kaybolma riskini artırıyor.

·  Güvenlik güçleri Tahran eyaleti genelinde kitlesel çapta hukuk dışı öldürmeler gerçekleştirdi. 10 Ocak’ta, Kehrizek şehrinde Adli Tıp Kurumu içindeki resmi morgda yer kalmadığı için kurumun ek binasında kurulan geçici bir morgdan son derece üzücü görüntüler paylaşıldı. Bu morgda kaydedilen beş video, ceset torbaları arasında ölmüş yakınlarının cenazelerini arayan, perişan haldeki aileleri gösteriyor. İncelenen videolarda, en az 205 ayrı ceset torbası tespit edildi. 11 Ocak’ta yayımlanan videolardan biri ise, merkezin içinde bir ekranda ölen kişilerin fotoğraflarını ve fotoğrafla birlikte değişen bir sayacı gösteriyor. Görünüşe göre yetkililer bu ekranı ailelerin ölen yakınlarını bulabilmeleri için kullanıyor. 250’ye ulaşan sayaç, kurumda işlemleri yapılan cenazelerin akıl almaz sayılara ulaştığını gösteriyor. Tahran’dan bir gazeteci, Uluslararası Af Örgütü’ne şunları söyledi: “Dünyaya İran’da tarifi imkânsız suçlar işlendiğini söyleyin. Dünyaya deyin ki hiçbir şey yapmazlarsa, [yetkililer] ülkeyi mezarlığa çevirecekler.”

·  Görgü tanıklarının ve sağlık çalışanlarının anlatımlarıyla da teyit edilen 8 Ocak tarihli doğrulanmış bir videoda, Razavi Horasan eyaletinde güvenlik güçlerinin protestoculara ve protestolara katılmayan sivillere doğrudan ve uyarı yapmaksızın ateş açtığı görülüyor. Görüntüler, eyalette yüksek can kaybı sayısı bildirimleri devam ederken öldürücü güç kullanımındaki ciddi artışı ortaya koyuyor. Uluslararası Af Örgütü’nün görüştüğü, Meşhed şehrinden bir sağlık çalışanı, şunları ifade etti: “9 Ocak gecesi, ölen 150 genç protestocunun cenazeleri hastaneye getirildi, sonra da Meşhed yakınındaki Beheşt Rıza Mezarlığı’na götürüldü. Yaralı bir genç kadın hastanede öldü, güvenlik güçleri onun isyancılar tarafından öldürüldüğünü açıklamak istedi ama ailesi bunu reddetti. [Yetkililer] daha kimlikleri bile tespit edilmeden insanları hızla mezarlığa defnettiler, ailelerine sonra haber verdiler.”

İran’daki durum uluslararası ceza mahkemesi’ne taşınmalı

Uluslararası Af Örgütü, BM üye devletlerini, mevcut ve geçmişteki protestolar sırasında güvenlik güçleri tarafından işlenen suçlara ilişkin sistematik ve süregelen cezasızlığın, İran yetkililerini suç teşkil eden eylemlerinde ısrar etme konusunda cesaretlendirdiğini kabul etmeye çağırıyor.

Öte yandan BM üye devletlerinin daha fazla can kaybını önlemek için acil ve koordineli adımlar atması gerektiğini belirtiyor. Bu kapsamda BM İnsan Hakları Konseyi ve BM Güvenlik Konseyi’nde özel oturumlar düzenlemeli. Üye devletler, cezasızlık döneminin artık sona erdiğini göstermek ve can kaybını önlemek için uluslararası suçlar ve ağır insan hakları ihlalleri işlemiş kişiler hakkında hızlı ceza soruşturmaları ve yargılamalar yürütmeyi hedefleyen uluslararası adalet mekanizmaları kurmayı da değerlendirmeli. Ayrıca Güvenlik Konseyi’ni, İran’daki durumu Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) taşımaya çağırmalı.

Uluslararası Af Örgütü, İran’ın en yüksek güvenlik organı olan Milli Güvenlik Yüksek Konseyi’ne yaptığı, güvenlik güçlerine hukuksuz güç ve ateşli silah kullanımına son vermeleri ve tam internet erişimini derhal sağlamaları için acilen talimat verme çağrısını da yineliyor.

Bianet

DÜNYA