

2026-06-29
Kadınlar hedefte
Waslat Hasrat-Nazimi
Taliban, kadınlara yönelik kuralları sertleştiriyor, protestoculara ateş açıyor ve hatta kendi yetkililerine akıllı telefon kullanımını yasaklıyor. Rejimin artırdığı baskının ardında ise derin bir tedirginlik yatıyor.
Afganistan'dan son dönemde gelen haberler ya da en azından Taliban rejiminin uyguladığı sansürün ardından elde edilebilen bilgiler endişe verici.
Birleşmiş Milletler Afganistan Yardım Misyonu'na (UNAMA) göre; Haziran ayının başlarında Taliban yetkilileri, kıyafet kurallarını ihlal ettikleri iddiasıyla ülkenin batısındaki Herat kentinde en az 30 kadını gözaltına aldı.
Bu gözaltılar, Herat'ın aşırılıkçı Sünni rejimin yönetiminde sık sık ayrımcılıkla karşı karşıya kalan, çoğunlukla Şii nüfusa sahip Injil ilçesinde protestoları tetikledi.
UNAMA ve insan hakları örgütlerine göre, Taliban güçleri protestoculara ateş açarak karşılık verdi. Aralarında bir çocuğun da bulunduğu en az iki kişi, hayatını kaybetti ve 20'den fazla kişi yaralandı.
Taliban, gözaltı iddialarını reddederken bu haberler, kadın hakları aktivistleri arasında öfkeye yol açtı ve rejimin kadınlarla genel olarak kamusal alan üzerindeki giderek artan kontrolüne dair endişeleri yeniden gündeme getirdi.
Güvenlik gerekçesiyle isimlerinin açıklanmasını istemeyen Afgan Kadın Hareketi Ağı'nın iki kadın üyesi, gözaltıları daha geniş bir baskı sisteminin parçası olarak nitelendiriyor.
Üyelerden biri DW'ye yaptığı açıklamada, "Bugün Herat'ta gözaltına alınan her kadın, cinsiyet ayrımcılığının gölgesinde yaşayan milyonlarca Afgan kadının çektiği acının bir simgesi" ifadelerini kullanırken sözlerini şöyle sürdürüyor: "Özgürlükleri, kadınların hakkıdır. Taliban'a hayır!"
Aynı ağın bir diğer üyesi ise Taliban'ın kadınların en temel tercihlerini suç haline getirdiğini söylüyor. "Taliban, kadınları nasıl giyineceklerini seçtikleri için tutukluyor" diyen üye, "Bu davranış ne dini ne de insani. Bu, kadınların baskı altına alınması ve insan onurunun açık bir ihlalidir" diye konuşuyor.
Tam da bu nedenle Herat'taki protestolar yalnızca kadınların gözaltına alınmasına bir tepki değildi. Eylemler aynı zamanda Afgan toplumunun bazı kesimlerinin, risklere rağmen Taliban otoritesine meydan okumaya hâlâ istekli olduğunu da gösterdi.
Eski Afgan diplomat ve kadın hakları aktivisti Nigara Mirdad, DW'ye yaptığı açıklamada, "Bu protestolar aynı zamanda Afgan halkının ve Afgan kadınlarının direnişini de ortaya koydu" değerlendirmesini yapıyor.
Mirdad eylemlerin diğer yandan "Afgan erkeklerinin ülkenin kadınlarıyla dayanışmasını da" gösterdiğini belirterek, bu dayanışmanın Taliban'ın son beş yıldır zor ve baskıyla dayattığı söyleme meydan okuduğunu sözlerine ekliyor.
Beşinci yıl dönümü Taliban'a yine çöküş getirir mi?
Herat'taki protestolar, siyasi açıdan kritik bir döneme denk geliyor.
Önümüzdeki Ağustos ayında Taliban, yeniden iktidara gelişinin beşinci yılını kutlayacak. 1996'dan 2001'e kadar süren ilk iktidar dönemleri de 11 Eylül saldırıları sonrası gerçekleşen ABD öncülüğündeki işgalin ardından çökmeden önce yaklaşık beş yıl sürmüştü.
Bugün ise benzer bir çöküş bekleyen siyasi gözlemcilerin sayısı oldukça az. Taliban, gelinen noktada devlet kurumlarını, güvenlik aygıtını ve kamusal yaşamın büyük bölümünü kontrol ediyor. Siyasi muhalefet bastırılmış durumda ve bağımsız medya ciddi şekilde kısıtlanmış durumda.
Diğer yandan bu beş yıllık eşik, tarihsel bir ağırlık da taşıyor. Afganistan halkına, sarsılmaz gibi görünmesine rağmen Taliban yönetiminin daha önce bir kez çöktüğünü hatırlatıyor.
Akıllı telefon yasağı Afganistan'da korkuyu artırıyor
Herat'taki baskılar, Taliban'ın attığı bir başka sertleşme adımıyla aynı döneme de denk geldi: Taliban yetkilileri ve devlet çalışanlarına akıllı telefon kullanımını bırakmaları talimatı verildi. İnternette yayılan videolarda, Taliban üyelerinin bu talimata uyarak telefonlarını parçaladığı görüldü.
Birçok Afgan, şimdi bu kısıtlamaların zamanla tüm halka yayılmasından endişe ediyor.
Bağımsız gazeteciliğin ciddi şekilde zayıfladığı ve birçok gazetecinin baskıya maruz kaldığı ülkede, telefonlar siyasi araçlara dönüşmüş durumda. Akıllı telefonlar, insanların ihlalleri belgeleyebildiği, protesto videolarını paylaşabildiği ve kanıtları ülke dışındaki medya ve insan hakları kuruluşlarına ulaştırabildiği son araçlardan biri.
Bu yeni akıllı telefon yasağı, rejimin yalnızca insanların ne yaptığını değil, aynı zamanda neyin görülebileceğini de kontrol etmek istediğini gösteriyor.
Taliban neden kontrolü sıkılaştırıyor?
Din alimi ve Afgan Ulema Araştırma Konseyi Başkan Yardımcısı Muhammed Osman Tarık, son önlemlerin Taliban sisteminin içindeki bir endişeye işaret ettiğini söylüyor.
Taliban, kadınlara yönelik birçok kısıtlamayı dini bir mesele olarak sunuyor. Bu yaklaşımı reddeden Tarık ise söz konusu baskının esasen iktidarı korumaya yönelik olduğunu savunuyor.
Tarık DW'ye yaptığı açıklamada, "Mevcut Taliban yönetiminin kontrolü sıkılaştırmasının, kadınlar dahil kimsenin dışarı çıkıp protesto etmesine izin vermemesinin ve hatta akıllı telefonları yasaklamak istemesinin nedeni, tüm bunları kendi iktidarları ve varlıkları için bir tehdit olarak görmeleri" şeklinde konuştu.
Tarık, Taliban yönetiminin ilk yıllarına kıyasla Afganistan'daki kamuoyunun değiştiğine de dikkat çekiyor. Başlangıçta Taliban'ı destekleyen ya da 20 yıllık isyan sürecinde değiştiklerini umut eden bazı kişilerin artık hayal kırıklığına uğradığını belirtiyor.
"Taliban'ın iktidarının devamı konusunda endişe duymasının doğal olduğunu" söyleyen din alimi, "Sonuçta bunun bir baskı rejimi olduğunu ve çökeceğini biliyorlar. Hatta kendi üyelerinden bazıları bile bunun sürdürülebilir olmadığını düşünüyor" görüşünü dile getiriyor.
Afgan kadınlar "kolay hedef" olarak görülüyor
Eski Afgan milletvekili, diplomat ve hak savunucusu Shinkai Karokhail ise Taliban'ın baskı politikalarının aynı zamanda yönetimdeki başarısızlıklarıyla bağlantılı olduğunu söylüyor.
Taliban rejiminin halkın ihtiyaçlarını karşılamakta, kamu hizmetleri sunmakta veya istihdam yaratmakta başarısız olduğuna dikkat çeken eski diplomat, "Bu nedenle şimdi kendilerine karşı bir halk ayaklanmasından korkuyorlar" ifadelerini kullanıyor.
"Onlara göre insanların seslerini yükseltmelerini engellemek için çeşitli yollarla korkutulması ve bastırılması gerekiyor" diyen Karokhail, Taliban için kadınların, güç kullanarak susturabilecekleri "en kolay" ve "en savunmasız hedef" olduğunu kaydediyor.
Herat'taki gözaltılar, daha geniş bir eğilimi yansıtıyor. Taliban, yeniden iktidara geldiğinden bu yana kadın haklarını kısıtlayan onlarca kararname yayımladı. Kız çocuklarının altıncı sınıftan sonra eğitim almasını yasakladı, kadınların üniversiteye gitmesini engelledi, çalışma hayatını sınırladı, birçok kamusal alanı kadınlara kapattı ve kıyafet ile hareket özgürlüğü konusunda katı kurallar dayattı.
Taliban, bu politikaların İslami ve kültürel olarak uygun olduğunu öne sürse de Afgan kadın hakları aktivistleri bunları kadınları kamusal hayattan silmek ve korku yaratmak için kullanılan siyasi araçlar olarak görüyor.
Rejimin sıkı kontrolü meşruiyet krizini ortaya koyuyor
Pakistan ile yaşanan gerilim dışında, Afgan Talibanı bugün 2021'de iktidarı ele geçirdiği zamana kıyasla dışarıdan çok daha az baskıyla karşı karşıya. Rusya, Taliban yönetimini resmen Afganistan'ın yeni hükümeti olarak tanırken, diğer ülkeler resmi olarak tanımayı reddetmelerine rağmen pratik düzeyde Taliban'la ilişkilerini sürdürüyor.
Eski diplomat Nigara Mirdad, dünyanın dikkatinin başka konulara ve krizlere kaydığını söylüyor.
Mirdad'a göre, son beş yıldır uyguladıkları politikalarla bu şekilde devam etmeleri mümkün olmasa da uluslararası ortam Taliban'ın beklenenden daha uzun süre iktidarda kalmasına yardımcı oluyor.
Bu durum Afganları zor bir konumda bırakıyor. Ülke içinde kamuoyunun öfkesini dile getirmesi giderek daha tehlikeli hale geliyor. Ülke dışında ise dünya daha çok güvenlik, göç ve bölgesel istikrar konularına odaklanmış durumda.
Herat'ta yaşananlar bu kritik dönemin iki boyutunu da ortaya koyuyor: Dünya gözünü başka yere çevirirken Taliban da Afganistan'da baskıyı artırıyor. Diğer yandan protestolar kontrolün meşruiyetle aynı şey olmadığını da bir kez daha hatırlatıyor.
DW
KADıN
2026-06-20Meclis’e girmek için kötü muameleye razı olmak mı gerek?
2026-06-18KCDP: Mayıs ayında 16 kadın cinayeti, 33 şüpheli kadın ölümü
2026-05-26Eren Keskin: Biz egemenimize benziyoruz
2026-05-23Kızlar Reis İstese bile Evde Kalır mı?
2026-04-26Yoksullukla kavga ede ede hayata tutunan kadınları dinlediniz mi?
2026-04-12Almanya'da tecavüz suçu vakaları yüzde 9 arttı
2026-03-26Kadınlara ihtiyacım var
2026-03-16Mersin’de 16 yaşındaki çocuğa istismar
2026-03-16Dilan'a ne yaptınız da...
2026-03-06Kolektif ihmalin adı intihar olamaz
2026-02-25Yas, sessizlik ve bastırılmış öfke
0006-02-19Kadınların hayatında devam eden yıkım
2026-02-10‘Erkek şiddetindeki artışın nedeni cezasızlık’
2026-01-22rakka'da saçları kesilen kadın savaşcıya dünyanın dört bir yanından destek
2025-12-22İran'da çeyiz yasası değişti, kadınların hakları kısıtlandı
2025-12-20Haftalık kadın düşmanlığı kotamız dolmuştur
2025-12-07'Bütün göçmenler kaçakçılara para öder, kadınlardan seks teklifi beklenir'
2025-12-06Güvencesiz çalıştırılan pavyon emekçisinin annelik hakkı
2025-12-01Stran Kültür ve Sanat Merkezi’nde Kadın Buluşması
2025-11-29KONDA’nın verileri ile erkek şiddeti