

2026-12-01
Etkileri, riskleri ve olası senaryolar
Çetin Çeko
Ekim 2024’te, iki yıllık gecikmenin ardından Kürdistan Bölgesi parlamento seçimleri yapılmıştır. Aradan bir yıl geçmesine rağmen KDP ile KYB, bakanlıkların paylaşımı konusunda anlaşmaya varamamış ve yeni hükümet kurulamamıştır. Bu nedenle Kürdistanlı siyasi partiler, bölgesel hükümet tamamlanmadan 11 Kasım 2025’teki Irak genel seçimlerine katılmışlardır.
2003’te Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesinden bu yana Irak’ta altıncı kez parlamento seçimleri gerçekleştirilmiştir. Önemli Şii politik aktörlerinden Mukteda es-Sadr Hareketi'nin boykotuna rağmen seçime katılım oranı %55’e ulaşmış; bu oran, 2021’deki %43 düzeyine kıyasla önemli bir artışa işaret etmiştir. 329 sandalyeli Irak Parlamentosu’nda Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani liderliğindeki İmar ve Kalkınma İttifakı en yüksek oyu alarak birinci sıraya yerleşmiştir.
Oy oranları dikkate alındığında, ikinci sırada Kürdistan Demokrat Partisi, üçüncü sırada eski Meclis Başkanı Muhammed Halbusi’nin liderliğindeki Sünni Takaddum Partisi yer almıştır. Dördüncü sıraya eski Başbakan Nuri el-Maliki’nin öncülüğündeki Şii Kanun Devleti Koalisyonu, beşinci sıraya Ammar el-Hakim liderliğindeki Devlet Güçleri İttifakı, altıncı sıraya Kürdistan Yurtseverler Birliği, yedinci sıraya ise Kays el-Hazali’nin Sadikun Listesi yerleşmiştir. Parlamento genelinde Şii partiler toplam 170, Sünni partiler ise 70’in üzerinde sandalye kazanmıştır.
KDP ve KYB, 11 Kasım seçimlerine katılan Kürt partileri arasında sırasıyla birinci ve ikinci sırada yer almıştır. Her seçimde olduğu gibi KDP özellikle Duhok ve Erbil’de güçlü bir performans sergilerken, KYB Kerkük ve Süleymaniye’de üstünlük sağlamıştır. KDP, bir milyon oy hedefini gerçekleştirerek bu eşiği aşan ilk Kürt partisi olmuştur. Ancak seçim yasasında yapılan değişiklikler nedeniyle KDP yalnızca 27 sandalye kazanmış ve bu sayı 2021’deki 31 sandalyenin altında kalmıştır. KYB ise yaklaşık 625.000 oy ile 18 sandalye elde etmiş ve böylece bir önceki döneme kıyasla temsilini bir milletvekili artırmıştır.
Kürdistanlı partiler parlamentoda toplam 58 sandalye kazanarak, Şii ve Sünni partilerinin ardından üçüncü büyük grup hâline gelmiştir. Bu 58 sandalyenin dağılımı ise şu şekildedir: KDP, bileşenlere ayrılan ve KDP ile birlikte hareket eden beş kota sandalyesiyle birlikte 27+5 sandalye; KYB 18 sandalye; Halwest 5 sandalye; Yakgirtu 4 sandalye; Yeni Nesil 3 sandalye ve Komal 1 sandalye elde etmiştir.
Kürdistan Bölgesi idari yönetiminden koparılan, statüsü “tartışmalı” bölgelerde Kürt partileri 550 binden fazla oy almış ve 13 sandalye kazanmıştır. Bununla birlikte ortak liste çıkarılmaması, düşük katılım oranı ve bileşenlerin kotasının düşürülmesi nedeniyle özellikle Kerkük, Selahaddin ve Diyala’da en az üç ya da dört potansiyel sandalyenin kaybedildiği değerlendirilmektedir.
Sudani’nin partisi 2021 seçimlerinde parlamentoda yalnızca iki sandalye kazanmıştı. Bu sınırlı temsil gücüne rağmen İran’a yakın gruplar kendisini başbakan olarak seçtiler.
Bu seçim sonuçları ise Irak’ta yeni bir denge arayışına işaret etmektedir. Hiçbir siyasi blok tek başına hükümeti kuracak çoğunluğa sahip değildir. İran yanlısı Koordinasyon Çerçevesi’nin lideri konumundaki Nuri el-Maliki, Sudani’nin İran ve ABD politikalarından rahatsız olduğu gerekçesiyle yeni dönemde kendi başbakan adaylığını telaffuz etmeye başlamıştır.
Bu doğrultuda Maliki’nin, başta KDP olmak üzere Kürt ve Arap Şii ve Sünni partileriyle temaslara başladığı bilinmektedir. Benzer biçimde Sudani de koalisyon ve başbakanlık desteği arayışıyla görüşmeler yürütmektedir. Öte yandan, Kürtlerin durumundan farklı olarak, Şii ve Sünni gruplar kendi içlerindeki rekabete rağmen blok halinde hareket edebilmek için aralarında birlik oluşturma çabası içindedir.
Ekim 2021’de yapılan erken seçimlerin ardından ancak bir yıl sonra, Ekim 2022’de Sudani hükümeti kurmakla görevlendirilmiştir. Bu durum Irak’taki siyasi müzakere süreçlerinin zorluğunu ve karmaşıklığını göstermektedir. Sudani başbakanlık görevini aldıktan sonra kabinesini ancak aradan üç ay geçtikten sonra Aralık 2022’de kurabilmiştir.
7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e saldırısı, Suriye’deki rejim dinamiklerinin değişimi ve İsrail-İran geriliminin artması bölgesel jeopolitiği köklü biçimde dönüştürmüş; bu yeni ortam, Irak’ta kurulacak hükümetin kompozisyonu açısından özellikle İran bağlamında belirleyici olacaktır.
ABD, Irak’taki nüfuzunu korumayı hedeflerken, İran’a yakın Haşdi Şabi unsurları başta olmak üzere bu çizgideki partilerin hükümette ağırlık kazanmaması yönünde baskı uygulamaktadır.
Sudani hükümetinin 2022’den itibaren, özellikle Gazze savaşı sonrasında İran yanlısı milislerin İsrail ve ABD hedeflerine yönelik saldırılarını durdurmaya yönelik adımı, Washington’da olumlu bir karşılık bulmuştur. Bu süreç, Irak’ın “direniş ekseni” ile İsrail arasında genişleyen çatışmanın dışında tutulmasında etkili olmuştur.
Ancak İran yanlısı Koordinasyon Çerçevesi’nin hükümet kurma sürecinde belirleyici hale gelmesi halinde, Bağdat’ın yeniden Tahran’a yaklaşması ve ABD ile ilişkilerin birinci Trump dönemindeki gerginlik seviyesine dönmesi olasılığı gündemdedir.
Kürt siyasetinde de tablo karmaşıktır. KYB, 11 Kasım seçimlerinin ardından KDP ile hükümet kurma sürecini bilinçli olarak erteleyerek, KDP’nin seçimlerden zayıflamış çıkacağı ve böylece müzakere masasında kendi konumunun güçleneceği beklentisiyle hareket etmiştir. Özellikle içişleri bakanlığını talep etmiş ve başbakan yardımcılığı makamına veto yetkisi istemiştir.
Ancak seçim sonuçları KYB’nin öngörülerini doğrulamamış; aksine KDP oylarını artırarak pozisyonunu güçlendirmiştir. Bu gelişme KDP’nin, gerekirse Kürdistan Bölgesi seçimlerinin yenilenebileceğini ya da KYB’siz bir hükümet kurabileceğini dillendirmesine yol açmıştır.
11 Kasım seçimlerinin ardından Bağdat’taki hükümet kurma süreci de bu dinamiklerden etkilenmektedir. KDP, Irak Cumhurbaşkanlığına yeniden talip olabilir. Öte yandan bazı Arap Sünni çevreler, cumhurbaşkanının bu kez Kürtlerden değil Arap Sünnilerden seçilmesini, parlamento başkanlığının ise Kürtlere bırakılmasını savunmaya başlamıştır. Irak Anayasası’nda cumhurbaşkanının Kürt olacağına dair bir hüküm bulunmadığı göz önüne alındığında, bu tartışmalar ülkenin etno-mezhepsel bölünmüşlüğünün bir yansıması olarak değerlendirilebilir.
Asıl sorun, Bağdat ile Erbil arasındaki ortaklığın anayasal zeminde hayata geçirilememesidir. Saddam döneminin Araplaştırma politikalarının sonuçlarını düzeltmek için öngörülen Anayasanın 140. maddesi uygulanmamıştır. Bu nedenle Kürdistan’dan koparılan bölgelerin statüsü belirsiz kalmış hem de sorunlar derinleşmiştir. Federal Konsey hâlâ kurulmamış, Federal Mahkeme ise anayasal çerçeveye uygun biçimde yapılandırılmamış ve taraflı kararlar vermeye devam etmektedir. Kürdistan petrolünün satışını düzenleyecek kalıcı bir Petrol ve Gaz Yasası da çıkarılmamıştır. Ayrıca memur maaşları ve istihdam, siyasi baskı aracı olarak kullanılmaktadır. Tüm bu konular, Kürdistanlı partilerin yeni hükümete katılımında yürütecekleri müzakerelerin temel başlıklarını oluşturmaktadır.
Irak ve Kürdistan Bölgesi siyaseti, 2025 seçimleri sonrasında yeni bir kırılma eşiğine yaklaşmaktadır. Birincisi, Bağdat’ta ortaya çıkacak hükümet mimarisi, sadece iç politik dengeleri değil, aynı zamanda Irak’ın İran ve ABD arasında nasıl bir pozisyon alacağını da belirleyecektir. Sudani’nin Washington ile kurduğu kontrollü iş birliği, Koordinasyon Çerçevesi içindeki sert çizgi aktörler tarafından sorgulanmakta; Maliki’nin yeniden güç kazanma çabası ise İran yanlısı blok içinde yeni bir rekabet yaratmaktadır. Bu durum, Irak’ta koalisyon kurma sürecinin bir kez daha uzun müzakerelere sahne olacağını göstermektedir.
İkincisi, Kürt partilerinin rolü belirsizlik içindeki bu tabloyu doğrudan etkilemektedir. Kürtler, geçmişte Bağdat’ta hükümet kurma süreçlerinde “anahtar aktör” konumunda bulunmuşlardır. Ancak KDP ve KYB arasındaki derinleşen rekabet, bu kolektif pazarlık gücünü zayıflatmaktadır. Kürtlerin Bağdat karşısında etkin bir aktör olabilmeleri, Erbil içindeki siyasi uyumun yeniden tesis edilmesine bağlıdır. Aksi halde hem cumhurbaşkanlığı makamının başka bir mezhepsel gruba geçmesi hem de petrol, bütçe ve “tartışmalı” bölgeler gibi stratejik konularda Kürtlerin kazanımlarının gerilemesi ihtimali olasılıklar dahilindedir.
Üçüncüsü, bölgelerde Kürt oylarının parçalanması, demografik ve idari düzenlemeler karşısında Kürtlerin kırılganlığını artırmaktadır. Özellikle Kerkük’te Arap ve Türkmen aktörler arasındaki geçici iş birlikleri, Kürtlerin siyasi temsiline ciddi bir baskı oluşturmaktadır. Bu durum, 140. madde tartışmalarının geleceği açısından da önemli riskler taşımaktadır.
Son olarak, bölgesel jeopolitik gerilimlerin yükseldiği bir dönemde Irak’ın istikrarsız bir hükümet yapısı ile karşı karşıya kalması, ülkenin dış müdahalelere daha açık hale gelmesine yol açabilir.
Bu nedenle hem Kürt partileri hem de Iraklı siyasi aktörler açısından önümüzdeki dönem, ittifak stratejilerinin yeniden değerlendirilmesini gerektiren kritik bir eşik olarak görünmektedir.
Deng Dergisi, sayı:138
POLITIKA
2026-01-12PSK: Ulusal birlik yakıcılık kazanmıştır
2026-01-12Suriye: Bölünmeye doğru adım adım
2026-01-11PWK, HAK-PAR, PDK Bakur, PSK'den ortak açıklama
2026-01-09Cihatçılar ve Selefiler Colani’ye nasıl bakıyor?
2026-01-09Sözün hükmü, gücün cazibesi
2026-01-09Bayram Bozyel: Halep'te Kürtlere Yapılan Soykırım Suçudur
2026-01-06PSK: İran Halklarının Zulme Karşı Özgürlük Mücadelesine Tam Destek Veriyoruz
2026-01-06Bezwan: Ortadoğu Yeniden Kurulurken Kürtler Müşterek Bir Siyasi Vizyonda Ortaklaşmalıdır
2026-01-05Donroe Doktrini: 1945’e Suikast
2025-12-31Bozyel: 2026 Umut, Mücadele ve Birlik Yılı Olsun
2025-12-312025’te Kürt sorunu
2025-12-28PSK: Roboski’yi Unutmadık, Unutturmayacağız!
2025-12-26Salih Müslim: Türkiye'nin "PKK'liler, PYD'ye katılır" kaygısı bitmeli
2025-12-26Ortadoğu’da İsrail ve Türkiye’nin hegemonya savaşları
2025-12-26Eyüp Burç: SDG-Şam görüşmelerinde anlaşmadan ziyade anlayış söz konusu
2025-12-26Oslo Görüşmelerinde Türk Ve PKK Heyetleri Üçüncü Gözü Nasıl Bypas Ettiler?
2025-12-26Türkiye’nin Savunma Sistemi: Abartı, Sessizlik ve Siyasi Çıkmaz
2025-12-24HÜDA PAR’dan Kürt sorununa radikal çözüm önerileri
2025-12-24Galbraith: Türkiye PKK'yla savaşı 1999'da kazandı
2025-12-24Komisyonun nihai raporuna adım adım (5)