Türkçe | Kurdî    yazarlar
Düzenleme değil af

2025-11-29

Sadece cinayet ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar değil deprem davaları da kapsamda

Gökçer Tahincioğlu

Hakikati konuşalım. Cinayet suçluları bu örtülü aftan yararlanacak. Kadın cinayetlerini işleyenler dahil. Tecavüz, istismar suçluları da… Gasp suçluları da… Yaralama, kaçırma vb. suçları işleyenler de… Aklınıza gelen hangi kişiye karşı işlenen ağır suç varsa… Tamamı yararlanacak. Bitmedi… Beklemiyordunuz değil mi? Deprem davaları da bu kapsamda… Maraş depreminden sonra açılan bütün davalarda yargılananlar da yararlanacak bu aftan

11. Yargı Paketi’nin TBMM’ye sunulmasıyla birlikte Adalet Bakanı’ndan AKP milletvekiline, yandaşlardan sosyal medya trollerine kadar herkes, “Bu bir af değil, ağır suçları işleyenler de tahliye olmayacak” mesajları vermeye başladı.

Nedensiz değil elbette.

Öyle örnekler var ki, açık açık, düzenlemeden ağır suçları işleyenler yararlanamayacak yazabiliyor. İki soru geldiğinde, “danışmanlardan bilgi almıştım” diye yanıt veriyor. Okuma zahmetine bile katlanılmamış…

11. Yargı Paketi ile getirilen düzenleme, AKP’nin 2012’den bu yana çıkarttığı beşinci örtülü af olacak.

Örtülü zira adına af denilmiyor.

Ancak, ceza indirimi, infaz indirimine ek olarak, ağır suçları işleyenler aldığı cezanın 3 yılından da kurtuluyor.

* * *

Aylardır öldürülen bir çocuğun üzerinden çocuk çetelerini, bu çocuklara yüksek ceza verilip verilmeyeceğini tartışıyoruz değil mi?

Neden tartışıyoruz peki?

Cezaların caydırıcılığı nedeniyle…

Türkiye, garip bir ülke… Caydırıcılığı konuşan, fikrini açıklayan, yazan, çizen insanlarda sağlamaya çalışıyor.

Devletin, iktidarın asıl tehlike saydıkları insanlar bunlar…

İnsan öldürenler, tecavüz, taciz, istismar suçluları için pek böyle bir kaygı yok.

Sorsanız kişiye karşı işlenen suçları ancak kişilerin affedebileceğini söylerler.

Ancak öyle olmuyor.

Önce cezaların infaz süresi yarıya indirildi. Bakın tam yarıya…

12 yıl ceza alan kişinin cezası otomatik olarak 6 yıla düşüyor.

Bu sürenin 3 yılını açık cezaevinde geçiriyor. Kalan 3 yılı da denetimli serbestlikle…

Ve siz kalkmış bu tabloda, “18 yaşından küçüklere de yetişkin gibi ceza verilsin” diyorsunuz. Verilsin… Bakalım kaç yıl yatıyorlar.

Bu söylem üzerinden hukukçuları, baroyu, barodaki sorumluları tehdit ediyorsunuz.

Bir suçlu aranıyorsa yanlış yerde aranıyor. İnfaz Kanunu’nu bu hale getiren ve en büyük tehdidi “düşünen insan” olarak görenlere sormak gerekiyor.

Bunun neden bu kadar önemli olacağını şimdi göreceğiz…

* * *

Şimdi 11. Yargı Paketi’ne geri dönelim.

Ağır suçluları kapsamıyormuş ya çok bilenlere göre… Böyle büyük büyük yazıyorlar, danışmanlara sormuşlar. Kendileri okuma zahmetine katlanmamışlar…

Covid düzenlemesi özetle şu:

31 Temmuz 2023 öncesinde hakkında verilen ceza kesinleşenlerin hükümlülerin tahliyesine olanak sağladı. Binlerce kişi tahliye oldu.

Mevcut kanunda “31 Temmuz 2023 tarihi itibarıyla hükümlü olan” ifadesi yer alıyor. Ve şimdi bunun yerine, “31 Temmuz 2023 tarihi ve öncesinde işlenmiş suçlar nedeniyle” ifadesi konuluyor, hepsi bu.

Peki bu ne anlama geliyor?

Mevcut durumda 31 Temmuz 2023’e kadar davası bitip hüküm giymiş olanlar 3 yıl denetimli serbestlikten yararlandı. Şimdi ise 31 Temmuz 2023’ten önce işlenmiş bütün suçlar kapsama alındı.

İstisnalar öyle ağır, kişiye karşı işlenmiş suçlar falan değil.

Tek tek sayılıyor, okuyan görür:

Anayasal düzene karşı işlenen suçlar, casusluk suçları, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar.

Terörle Mücadele Kanunu denilince akla öyle şiddete bulaşmış örgüt üyeleri gelmesin. Bugün onlarca gazetecinin yargılandığı, “hedef gösterme” suçu da örneğin bu kapsamda. Ya da örgüte yardım vb. suçlar da. Okuyan, yazan insanlar kapsam dışında.

* * *

O zaman hakikati konuşalım.

Cinayet suçluları bu örtülü aftan yararlanacak.

Kadın cinayetlerini işleyenler dahil.

Tecavüz, istismar suçluları da… Gasp suçluları da… Yaralama, kaçırma vb. suçları işleyenler de…

Aklınıza gelen hangi kişiye karşı işlenen ağır suç varsa… Tamamı yararlanacak.

Sokaklarımız güvensiz, çocuklara ağır ceza verilsin öyle mi!

Bakın, ne kadar güvenli sokaklar.

* * *

Bitmedi…

Beklemiyordunuz değil mi?

Deprem davaları da bu kapsamda… 6 Şubat 2023 Maraş depreminden sonra insanlar müteahhitleri bulabilmek, yargı önüne çıkartabilmek için kırk takla attı.

İki yılda yaşlandı insanlar!

Açılan davaların büyük bölümünde bilinçli taksirden ceza verildi…

En fazla 22 yıl ceza alıyorlar, alacaklar.

Olası kastla daha ağır ceza alsalar da fark etmez.

22 yıl 11 yıla düşüyor. Bu sürenin 3 yılı açık cezaevinde geçiyor zaten. Şimdi 3 yıl da denetimli serbestlik hakkı ekleniyor. Ne kaldı geriye, 5 yıl mı?

Ona da birkaç formül bulunur elbet.

Su gibi akar geçer.

Bütün deprem davaları bu kapsama giriyor.

Zaten kamu görevlilerine dokunulmuyordu, şimdi depremden sonra ucundan dokunulanlara da kapı açılıyor!

* * *

Bir yandan buna maruz kalıyoruz diğer yandan uyanık maddeler de gizleniyor paketlere.

Eski Yargıtay Savcısı ve YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu dikkati çekiyor.

Pakette düzenlemeye göre hakaret davaları ön ödemeye giriyor. Ortadan kalkacaklar ön ödemeyle.

Ancak kamu görevlilerine yönelik hakaret suçlarında yine dava açılacak.

Zira bu suç da ön ödemeye girse birçok dava ortadan kalkacak. Ekrem İmamoğlu’nun YSK üyelerine hakaret ettiği iddiasıyla ceza aldığı dava dahil…

Eminağaoğlu, haklı olarak AİHM kararlarına göre kamu görevlisine hakaret suçunun hapisle cezalandırılamayacağını anımsatarak soruyor:

İmamoğlu nedeniyle mi bu düzenlemeyi değiştirmiyorsunuz?”

Garip nedenlerle dava, soruşturma, tutuklama kapısı açık kalsın isteniyor, açıkça görülüyor.

* * *

Bu sadece örneklerden biri.

Hemen ekleyelim…

Tartışmalı Covid düzenlemesinden sadece bugüne kadar hüküm giyenlerin yararlanacağı düşünülmesin.

Önemli olan 31 Temmuz 2023’ten önce bu suçun işlenmesi.

Hakkındaki dava ve soruşturmaların devam ettiği kişiler de yararlanacak. Suçlu bulunup hüküm giymeleri durumunda otomatik olarak bu kapsama girecekler.

Af değilmiş. İnfaz Kanunu’nu bu hale getiriyorsunuz, durmadan ağır suçların cezaevinden kolay çıkmasına olanak sağlıyorsunuz ve adı af olmuyor.

Bu ülkenin gerçek kader kurbanları mağdurlardır.

Kendisine karşı suç işlenenler, yakınlarını kaybedenler, hem maruz kalıp hem bedel ödeyenlerdir.

Kaderleri bu ülkenin cezaevi rejimiyle, suç rejimiyle hiçbir günahları olmadan karşılaşmış olmaktır.

Hakikat istiyorsanız durum bu… Bu “düzenleme” değil, açık bir aftır…

T24

TÜRKIYE