

2026-01-16
Nuran Gelişli, ya da bizim onu ilk tanıdığımız ismiyle Nuran Ağan, Agos’un ilk kurulduğu günlerde ve sonrasında uzun yıllar boyunca gazetemize emek vermiş birisi. Hrant Dink’in hem dostu hem de yakın çalışma arkadaşı. “O” güne de tanık olanlardan. 19 yıldan süzülen duygularını düşüncelerini kaleme döktü.
Hafıza, hakikat, yüzleşme, adalet…
Hrant köşe yazılarında halkının hikâyelerini anlatırdı.
Köklerinden koparılarak terk etmek zorunda kaldığı köyüne, Fransa’dan ölmeye yatmaya gelen Beatris’in hikâyesini hepimiz “Su çatlağını buldu” ile öğrendik. O hikâyede geçer “Su çatlağını buldu” lafı, köyün yaşlısının sözüdür. Bir de o hikâyeyi anlatışında “bulduk birbirimizi, çok azız çünkü” diye bir laf vardır… Ki bir köşe yazısında da “Düşünün bir kez... Eğer kırılmasaydı belimiz... Yok olmasaydı kökümüz... Yaşayabilseydik şu ülkede adam gibi kardeşçesine... Çoğalabilseydik tüm güzelliğimizle...” der Hrant.
Hrant köşe yazılarında köklerinin bu topraklarda olduğunu hatırlatırdı. Hafızaları canlandırırdı. O hafızaların canlandırılmasında büyükannelerinin aslında Ermeni olduğunu öğrendi birçok kişi.
Zorla Müslümanlaştırılanlar kendi kimliklerini unutmak isteseler bile unutamadılar. “Ermeni dölü” oldukları hatırlatıldı onlara sokakta oyun oynarken. Mezarları talan edildi, Müslüman mezarlığına gömülenler mezarlarından çıkartıldı.
Aslında hafıza her iki taraf açısından da hep canlı kaldı…
***
Hakikat, Hrant’ın en önem verdiği şeylerden biriydi.
Sabiha Gökçen’in aslında bir Ermeni olduğunu genel yayın yönetmenliğini yaptığı Agos gazetesinde çıkan bir haberle öğrendik.
Giderek azalan Ermeni toplumunun mallarına hem devlet hem de şahıslar tarafından el konulduğunu da Agos gazetesinden çıkan haberlerden öğrendik.
Tuzla’da yetimlerin emeğiyle, alın teriyle yapılan yetimhane kampının ellerinden alınmasına engel olamadı kimse.
1915’ten bu yana giderek azalan bir halkın görünür olması, sorunlarını dillendiriyor olması hakikati ile karşı karşıya kaldı Türkiye toplumu.
Hafızanın canlanması, hakikatlerin ortaya çıkması yüzleşmenin de önünü açmalıydı ki adalet sağlanabilsin.
Tarihin kanlı mirası devreye girdi ve Hrant katledildi…
Oysa Hrant’ın tüm samimiyetle istediği şey barıştı.
Bugünlerde Türkiye’de kimilerinin “çözüm-müzakere süreci”, “barış süreci”, iktidarın “terörsüz Türkiye” diye adlandırdığı görüşmelerin yapıldığı bir dönem yaşanıyor.
Hrant’ın tüm samimiyetiyle en çok istediği şey olan “barış” bu topraklarda yeşerir mi?
Türklüğü yücelterek ulus devlet olma yolunda ilerleyen Türkiye tarihi, öncesi ve sonrasıyla soykırım, katliam, yerinden etme, ötekileştirme, cins ayrımcılığı, ırkçılık gibi faili çok olan bir mirasa sahipken, bu topraklarda barış yeşerir mi?
Umut daim olsun…
***
Hrant’ın katline giden sürecin çok yakın tanığıyım.
Kalpaklı adamların nefret dolu yüzleri ile mahkeme salonlarında, gazetesinin kapısı önünde Hrant’ı linçe maruz bırakmaları, çocuğu ile tehdit eden mektupların gönderilmesi, ressamın elinde pankartla mahkeme önüne dikilmesi, patlayan silahın sesi, akan kan, insanların çığlıkları unutulası şeyler değil. Hele Agos’un temel direklerinden biri olan Baron Seropyan’ın (Sarkis Seropyan) hüznü, omuzlarındaki yükün ağırlığını yansıtan hali hiç ama hiç unutulası değil.
Unutmam, utanırım unutmaya…
“Zaman her şeyin ilacıdır, zamanla yaralar kabuk bağlar” deniyor ya, ne zaman ilaç, ne de yara kabuk bağlıyor. O yara ile yaşamaya devam ediyorsun.
Zaman unutturmuyor, bir ses, bir koku, bir şarkı, bir karşılaşma sana her şeyi yeniden hatırlatıyor, yara yeniden kanamaya başlıyor.
Yasın çeşitli aşamaları varmış. Bunlardan biri de öfke imiş.
Hrant’ın katlinden altı ay sonra bir erkek tarafından katledilen kızkardeş acısını da yaşamış biri olarak 2007’den bu yana öfkem hiç dinmedi…
Agos
TÜRKIYE
2026-01-16“Eğer yakalanmasaydık İstanbul’da Ermenileri öldürecektik”
2025-01-16“Faşizm gökkuşağında değil
2026-01-16Uyuşturucu baronları neden yakalanamıyor?
2026-01-14tabii’den ayrımcı belgesel duyurusu
2026-01-14Nihat Kazanhan davası adım adım cezasız bırakılıyor
2026-01-12Şirazesi Kaymış Teraziyi Kim, Ne Zaman Düzeltecek?
2026-01-05Cübbeli Bürokratın “Düşüncesizliği”
2026-01-05Venezuela-Türkiye: Altın, uyuşturucu ve sürgün iddiaları
2025-12-312025: Çocuk olma halinin hedef alındığı yıl
2025-12-26Kürd Düşmanı Çevrelerin Bayrağımıza Yönelik Saldırı Planları Kursaklarında Kaldı
2025-12-25Türkiye’de 2025 iş kazaları bilançosu
2025-12-25Ukraynalı yetim çocukları depreme dayanıksız otele yerleştirmişler
2025-12-24Bodrum'da Amedspor taraftarlarına saldırı
2025-12-13LGBTİ+ derneklerinden ortak açıklama
2025-12-12Raftan indirilen Akbil davasında Erdoğan'a "gizli" beraat
2025-12-11Kayıp Çocuklar Atlası
2025-12-10Türkiye'de evrensel insan hakları 77. yılında ne durumda?
2025-12-08Devlet yurdunda ölen 5 aylık bebeğin ölümüne dava açıldı
2025-12-0611 yaşındaki engelli çocuk, 7 yıldır güvercin kümesinde tutuluyor!
2025-12-06MESEM: Eğitimin gölgesinde çocuk işçiliği