

2026-01-05
Gülsen Solaker
Venezuela ve Türkiye arasındaki ilişkiler 2018 yılındaki altın ticareti ile dikkat çekmişti. Ankara-Caracas hattında altın ve uyuşturucu iddialarından sürgün senaryolarına kadar neler yaşandı?
Venezuela'da Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun ABD tarafından yakalanarak New York'a götürülmesinin ardından Türkiye ile coğrafik olarak bu uzak ülkenin özellikle son yıllarda kurduğu yakın ilişkiler yeniden tartışma konusu oldu.
Türkiye'deki resmi kurumlardan gelen temkinli açıklamalar ve geçmişte kurulan yakın temaslar da Ankara-Caracas hattında son yıllarda yaşananları bir kez daha hatırlattı.
Türkiye ile Venezuela arasındaki ilişkiler özellikle 2018'den bu yana Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Maduro arasında kurulan yakın temas, karşılıklı ziyaretler ve ekonomik iş birliği başlıkları üzerinden şekillendi.
Ankara-Caracas hattında yoğun ziyaret trafiği
Türkiye ile Venezuela arasında 1950 yılında kurulan ilişkiler uzun süre sınırlı düzeyde seyretti. Özellikle 2010'lu yılların ortalarından itibaren ise ABD ve Avrupa Birliği'nin (AB) uyguladığı yaptırımlar nedeniyle hareket alanı daralan Venezuela için Türkiye alternatif bir ortak olarak öne çıktı.
Buna paralel olarak Ankara da Latin Amerika'da siyasi ve ekonomik varlığını artırmayı hedefleyen daha iddialı bir dış politika izlemeye başladı.
Bu yakınlaşmanın en görünür ayağını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Maduro arasındaki liderler arası temaslar oluşturdu. Erdoğan'ın Maduro'ya yönelik açık destek mesajları, karşılıklı ziyaretler ve doğrudan temaslar iki ülke ilişkilerine kişisel diplomasi boyutu kazandırdı.
Türkiye, Batı'nın Maduro yönetiminin meşruiyetini sorguladığı süreçlerde Caracas'la ilişkilerini üst düzeyde devam ettiren nadir ülkelerden biri oldu.
Bu çerçevede Maduro, 9-13 Ekim 2016 tarihlerinde İstanbul'da düzenlenen 23. Dünya Enerji Kongresine katıldı. İlk resmi ziyaretini ise bir yıl sonra Ekim 2017'de yaptı. Maduro, Erdoğan'ın 9 Temmuz 2018 tarihinde düzenlenen göreve başlama törenine de geniş bir heyetle geldi.
Maduro bu ziyareti sırasında TRT'nin Osmanlı dizisi "Diriliş Ertuğrul"un Beykoz'daki setini ziyaret etti ve dizi oyuncuları tarafından at üstünde karşılandı.
Karşılıklı ziyaretlerin çok sık olduğu 2018 yılında Erdoğan da Türkiye'den Venezuela'ya devlet başkanı düzeyindeki ilk ziyaretini 3 Aralık'ta gerçekleştirdi.
Maduro'nun Türkiye'ye son ziyareti ise 8-9 Haziran 2022 tarihlerindeydi.
Erdoğan'dan Maduro'ya: Dik dur, yanındayız
Bu arada Erdoğan ile Maduro arasındaki yakın ilişkiler bugünlerde muhalefetin yeniden gündeme getirdiği bir telefon konuşmasıyla da öne çıktı.
Erdoğan 24 Ocak 2019'da Venezuela'daki muhalefet lideri Juan Guaidó'nun kendisini "geçici devlet başkanı" ilan etmesi ve ABD başta olmak üzere bazı Batılı ülkelerin bu adımı tanıması üzerine Maduro'yu arayarak destek verdi.
Erdoğan, görüşmede Türkiye'nin Venezuela'da dış müdahalelere ve iktidar değişikliği dayatmalarına karşı olduğunu belirterek "Maduro kardeşim, dik dur, yanındayız" ifadesiyle Türkiye'nin Maduro yönetimini meşru muhatap olarak gördüğünü kaydetti.
Venezuela ile altın ticareti tartışmaları
İlişkilerin en tartışmalı başlığı ise altın ticareti olarak öne çıktı.
Finansal yaptırımlar nedeniyle uluslararası bankacılık sistemine erişimi kısıtlanan Venezuela'nın sahip olduğu altın rezervlerini ekonomik bir araç olarak kullanması Türkiye'yi bu süreçte önemli bir ticaret noktası haline getirdi.
Türkiye'nin Venezuela'dan yaptığı altın ithalatı özellikle ABD ve Batı medyasında da ilgi çekti ve "yaptırımların etrafından dolanılması" iddialarıyla gündeme geldi.
Venezuela, ABD yaptırımları nedeniyle geleneksel altın rotalarını terk etmeye başlamıştı. 2018 yılı Türkiye ile altın ticareti açısından dikkat çekici bir dönem oldu. Reuters verilerine göre 2018'in ilk 9 ayında yaklaşık 20 ton altın Türkiye'ye ihraç edildi ve yaklaşık 900 milyon dolar civarında altın gönderildi. Bu miktar Venezuela'nın altın ihracatında büyük bir artışın yanı sıra daha önce Türkiye'ye gönderim yokken ani bir sıçramayı gösteriyordu.
Ankara ise bu ticaretin uluslararası hukuk çerçevesinde ve meşru yollarla gerçekleştirildiğini savundu.
2018'deki bu sıçrama sonraki yıllarda yaşanmazken resmî dış ticaret verilerine göre, Venezuela'dan Türkiye'ye gelen altın miktarı şu anda yüksek seviyelerde değil.
Son yıllarda ise ikili ticarette altının payı küçülmüş olsa da Ankara ile Caracas 2024 yılında madencilik ve altın üretim projeleri için yeni iş birliği anlaşmaları imzaladı.
Binali Yıldırım: Oğlum maske dağıtmaya gitti
Türkiye ile Venezuela arasındaki ilişkilerde tartışma yaratan bir diğer başlık ise organize suç örgütü lideri olmakla suçlanan Sedat Peker'in iddiaları olmuştu.
Peker, 2021 yılında çektiği videoların birinde kokainin Latin Amerika'dan Türkiye'ye sevkinde AKP Genel Başkan Vekili Binali Yıldırım'ın oğlu Erkan Yıldırım'a ait gemilerin kullanıldığını, Erkan Yıldırım'ın bu nedenle 2020 yılının Ocak ve Şubat aylarında iki kez Venezuela'ya gittiğini öne sürmüştü.
Binali Yıldırım ise iddiaları reddederek oğlu Erkan Yıldırım'ın resmi heyetle birlikte Venezuela'da bulunmasını "İhtiyaç sahiplerine test kiti, maske gibi birtakım malzemeler götürüp, dağıtmıştır" sözleriyle açıklamıştı.
Maduro'ya Türkiye'ye sürgün mü önerildi?
Bu arada Maduro üstünde son aylarda artan baskı atarkan Türkiye ile ilgili senaryoları da içine alan ABD kaynaklı bazı haberler kamuoyuna yansıdı.
ABD medyasında öne çıkan haber Washington Post'un Kasım ayı sonundaki "Maduro'nun Türkiye'ye sığınabileceği" iddiası oldu. Buna göre; Amerikalı kaynaklar, eğer Maduro ülkeyi terk etmeye karar verirse Türkiye'nin en güçlü olası sığınak olarak değerlendirildiğini söyledi. Gerekçe olarak ise Maduro'nun Erdoğan'a güvenmesi, iki lider arasındaki yakın ilişki ve Türkiye'nin ABD ile yakın ilişkisi gösterildi. Venezuela yönetimi bu iddiayı yalanladı.
New York Times ise 4 Ocak'ta yayımladığı makalesinde Trump'ın aralık sonunda Maduro'ya iktidardan ayrılıp Türkiye'ye gitme ültimatomu verdiğini duyurdu. Görüşmelere katılan Amerikalı ve Venezuelalı kaynaklara dayandırılan habere göre Maduro bu "lüks sürgün" teklifini reddetti.
ABD Senatörü Lindsey Graham da en son yaptığı bir açıklamada "Maduro bugün Türkiye'de olabilirdi ama New York'ta. Kendisinden başka kimseyi suçlamasın. Trump ona bir çıkış sunmuştu" sözleriyle bu öneriyi somutlaştırdı.
Ankara'dan ise bu iddialara dair resmi bir yalanlama ya da doğrulama gelmedi.
İktidar ile muhalefetten farklı tepkiler
Maduro'nun ABD tarafından yakalanarak alıkonulması Türkiye'de dış politika reflekslerini ve iç siyasi pozisyonları da görünür kıldı.
Krizin ilk gününde Türkiye adına en net ve bağlayıcı açıklama Dışişleri Bakanlığından yapıldı. Bakanlık temkinli bir dille yaptığı açıklamada, Venezuela'daki gelişmelerin yakından takip edildiğini belirterek taraflara "itidalli davranma" çağrısı yaptı. Olayların hukuki ve fiili boyutları tam netleşmeden açık taraf tutmaktan kaçınan bu açıklama aynı zamanda ABD ile doğrudan diplomatik gerilimi tırmandıracak sert bir söylem de içermedi.
3 Ocak günü Dışişleri açıklamasının ardından Cumhurbaşkanlığı danışmanı Cemil Ertem'in sosyal medya üzerinden yaptığı ve ABD'yi "emperyal haydutlukla" suçlayan, paylaşımı iktidar kanadından gelen ilk açıklama oldu. Ancak Ertem'in bu paylaşımını kısa süre sonra silmesi dikkat çekti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise 3 Ocak'taki "2025 Yılı İhracat Rakamlarının Açıklanması" programında yaptığı konuşmada Venezuela'ya değinmedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel de Çankırı Mitingi konuşmasında Erdoğan'ı "korkusundan Trump'a tek bir kelime edememekle" suçladı.
Bunun üzerine krizin ikinci günü iktidardan ve Cumhur İttifakı ortağı MHP'den daha net açıklamalar geldi. AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, ABD'nin müdahalesine ilişkin "Siyasi meşruiyet ilkelerini hedef alan ve uluslararası hukuku ihlal eden hiçbir eylemi tasvip etmeyiz" ifadelerini kullanırken Özel'i de eleştirdi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli yaşananları Türkiye'nin 15 Temmuz darbe girişimi deneyimi ile ilişkilendirerek "15 Temmuz 2016'da Türk Milleti'nin iradesi ile netice alamayan ABD, bugün Venezuela'da benzer bir girişimde bulunmuştur" dedi.
DW
TÜRKIYE
2026-01-05Cübbeli Bürokratın “Düşüncesizliği”
2025-12-312025: Çocuk olma halinin hedef alındığı yıl
2025-12-26Kürd Düşmanı Çevrelerin Bayrağımıza Yönelik Saldırı Planları Kursaklarında Kaldı
2025-12-25Türkiye’de 2025 iş kazaları bilançosu
2025-12-25Ukraynalı yetim çocukları depreme dayanıksız otele yerleştirmişler
2025-12-24Bodrum'da Amedspor taraftarlarına saldırı
2025-12-13LGBTİ+ derneklerinden ortak açıklama
2025-12-12Raftan indirilen Akbil davasında Erdoğan'a "gizli" beraat
2025-12-11Kayıp Çocuklar Atlası
2025-12-10Türkiye'de evrensel insan hakları 77. yılında ne durumda?
2025-12-08Devlet yurdunda ölen 5 aylık bebeğin ölümüne dava açıldı
2025-12-0611 yaşındaki engelli çocuk, 7 yıldır güvercin kümesinde tutuluyor!
2025-12-06MESEM: Eğitimin gölgesinde çocuk işçiliği
2025-12-01“Yeni Süreç Ve Batı Kürdistan'daki Gelişmeler” Konferansı Yapıldı
2025-12-01Ekonomik çöküş çeteleşmeyi körüklüyor
2025-12-01Süleymancılar yurdunda çocuğa şiddet
2025-12-01Türkiye’ye getirilen Ukraynalı yetimlere yönelik ihmal ve istismar zinciri
2025-11-29Basın ve ifade özgürlüğü raporunda çarpıcı tablo
2025-11-29Düzenleme değil af
2025-11-24Eski AYM raportörü Prof. Dr. Osman Can: “Yürütme yasamayı yuttu, yargı kırılganlaştı”