

2026-02-04
Bahçeli, yine Meclis grubundaki konuşmasında herkese bir sürpriz yaptı. Peki Bahçeli, son anda konuşmasına “Ama” ile başlayan o radikal çağrıyı neden ekledi?
“Salı sallanır” son bir yıldır siyaset için de geçerli bir slogan. Bu Salı da öyle oldu.
Bahçeli, yine Meclis grubundaki konuşmasında herkese bir sürpriz yaptı.
Galiba konuşma metninin yazarına da.
Çünkü aslında Bahçeli, o cümleyi söylemeden önce hazirunu selamlayan son cümlelerini kurmuştu:
“Değerli dava arkadaşlarım,
Bu duygu ve düşüncelerle sözlerimi noktalarken hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyor, en iyi dileklerimi sunuyorum”
Sonra bir anda “Ama” dedi ve o cümleyi kurdu:
“Ama aziz dava arkadaşlarım, Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir.
Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.”
Peki Bahçeli, son anda konuşmasına “Ama” ile başlayan o radikal çağrıyı neden ekledi?
Neden “Ama” diyerek yaptı bunu.
Mesajı kimeydi?
Konuşma boyunca Öcalan’ın sözlerini tuttuğunu söyleyip DEM’i ve örgütün diğer parçalarını Öcalan’ı dinlemeye çağırmıştı.
Bir şekilde Öcalan’a verdiğimiz sözün arkasındayız diyerek, Suriye meselesi sonrası tartışmaların odağında olan Öcalan’ın otoritesine bir destek vermiş, ona da bir mesaj göndermiş olabilir.
Peki, Demirtaş ve Ahmedler mesajları kimeydi?
Tabii ki daha önce birkaç kez Demirtaş’ın bırakılması ve Ahmet Türk ve Ahmet Özer’in görevlerine dönmesi çağrılarını dikkate almayan AK Parti iktidarınaydı.
Aslında konuşmanın sonunda o cümleyi kurana kadar da Cumhur İttifakı ile ilgili mesajlar verdi Önemli cümleleri okuyalım:
“Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı bu muazzez hedef için vardır, bunun içinde var olmaya devam edecektir.Bunun temel şartı, kalkınma ve demokratikleşme sürecini tamamlamak, büyük devlet geleneğini ve tecrübe birikimlerini yeni yüzyılın şartlarında yeniden yorumlamaktır.
Neredeyse bütün mesailerini partimizi karalamak için harcayanların bizi anlaması da, başarılı olması da mümkün değildir.
Meclis içinde ya da dışında yer alanlar ne yaparsa yapsınlar, Milliyetçi Hareket Partisi doğru bildiği yoldan ayrılmayacaktır.
Onlar Milliyetçi Hareket Partisi’yle, Milliyetçi Hareket Partisi de Türkiye ve dünya sorunları ile uğraşmaya devam edecektir.
Biz siyaseti, “siyaset olsun diye” değil, milletimize ve ülkemize hizmet için yapıyoruz.
Çünkü başkaları gibi ilkeleri, nezaketi, hoşgörüyü unutma lüksüne sahip değiliz.
Hiçbir Türk milliyetçisi, hiçbir dava ve gönül insanı, günübirlik yaşayamaz, savurgan ve sorumsuz davranamaz.
Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı nereden kaynaklanırsa kaynaklansın küçük siyasi hesapların kendi ayaklarına pranga vurmasına izin vermeyecektir.
Hiçbir Türkiye sevdalısı buna göz yummayacaktır.”
Açık ki bu cümleler Cumhur İttifakı’nda birlik ve beraberlik mesajlarından farklı bir tonda kurulmuş cümleler.
Mesela şu cümle:
“Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı nereden kaynaklanırsa kaynaklansın küçük siyasi hesapların kendi ayaklarına pranga vurmasına izin vermeyecektir”
“Nereden kaynaklanırsa kaynaklansın” derken neyi kastediyor acaba Bahçeli?
Demirtaş’ın bırakılmaması ya da Ahmet Türk ve Ahmet Özer hakkında kayyım kararlarının geri çekilmemesi nereden kaynaklanıyor?
Bu sorularını cevabı üzerine spekülasyon yapmak için önceki gün Cumhurbaşkanı’nın kabine toplantısı sonrası yaptığı konuşmaya biraz bakalım.
Cumhurbaşkanı, ilk kez Suriye’de Şam ve SDG arasında varılan mutabakat üzerine konuştu ve şöyle dedi:
“Suriye’de barışa ve istikrara katkı veren, Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini garanti eden her adım bizim için makul ve makbuldür. Suriye’nin kuzeyindeki sorunun kan dökülmeden tek ordu, tek devlet ve tek Suriye temelinde çözülmesi çok önemlidir. Suriye Hükûmetiyle SDG denilen yapı arasında 18 Ocak ve 30 Ocak’ta varılan anlaşmaları bu zaviyeden değerlendiriyoruz. Son anlaşmalarla Suriye halkının önünde artık yeni bir sayfa açılmıştır. Temennimiz, bu yeni sayfanın çatışma ve gerilimle değil, huzurla, barışla, kalkınma ve refahla durdurulmasıdır. Her kim bunu dinamitlemeye teşebbüs ederse, açık ve net söylüyorum, bunun altında kalacaktır.”
Cumhurbaşkanı anlaşmayı makul ve makbul bulduğunu söyledi.
Açıklamanın manşeti bu.
Peki, devletin ajansı Cumhurbaşkanı’nın 30 Ocak anlaşmasıyla ilgili verdiği kritik mesajı hangi başlıkla verdi:
“Cumhurbaşkanı Erdoğan: İmalat sanayi işletmelerine açık 100 milyar lira büyüklüğünde finansman paketini devreye alıyoruz”
Yani herkesin beklediği, günlerdir tüm ülkeyi hop oturup hop kaldıran bir meselenin halli sonrası Cumhurbaşkanı’nın verdiği ilk mesajı devletin ajansı manşet yapmaya değer görmemişti.
İktidar medyasında da konuşmanın farklı yerleri, tehditler, temenniler manşetlere çıkarıldı.
Cumhurbaşkanı, SDG’den de “SDG denilen yapı” diye bahsetti.
Erdoğan uzun süredir SDG’ye “Vay Pi Ci” demiyor, terör, PKK, YPG adlarını anmadan Suriye Demokratik Güçleri ya da SDG diyor.
Ama Cumhurbaşkanı konuşma metinlerinde SDG derken, hatta Suriye hükümeti bile SDG derken iktidar medyası hala PKK/YPG terör örgütü kalıbında ısrar ediyor.
Daha ilginci 18 Ocak Anlaşması üzerine açıklama yapmış olan Dışişleri Bakanlığı, Savunma Bakanlığı 30 Ocak Anlaşması üzerine henüz bir açıklama yapmadılar.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İranlı mevkidaşıyla yaptığı basın toplantısında “Bugün de entegrasyon konusunda bir mutabakata varıldığını duyduk. Gece itibariyle bize mesajlar gelmişti. Bu mutabakatı tabi ki yakından inceliyoruz. Gerçek bir entegrasyon Suriye’nin yararınadır. Bunun şartlarını zaten taraflar biliyor” dedi.
Halep’ten itibaren çok sayıda açıklama yapmış olan Savunma Bakanı Yaşar Güler ise henüz konuşmadı.
Erdoğan dışında anlaşmayla ilgili tek destek açıklaması ise TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’tan geldi.
Erdoğan’ın okuduğu metin ve iktidar cenahında çözüm sürecini açıkça destekleyen Numan Kurtulmuş dışında Suriye’deki anlaşmaya destek veren bir söz duyulmadı.
Peki bunun Bahçeli’nin çıkışıyla ilgisi ne?
İktidar cephesinde çözüm süreci, PKK, Suriye meselelerindeki farklı görüşler ve yaklaşımlar olduğunu gösteriyor bunlar.
En azından herkes aynı notada değil, heyecan ve bakış farklılığı var.
İktidardan medyaya süreçle ilgili başka sinyaller gidiyor hala. Bakanlıklar o yüzden temkinli ve şüpheci.
Bahçeli’nin atılmasını istediği Demirtaş ve Ahmedler adımlarıyla ilgili de Adalet Bakanlığı ve yargıya aynı sinyaller gitmiyor.
Bahçeli ise bu adımların hemen atılmasını istiyor.
İktidar cephesinde ise siyasi tutuklularının çıkması ya da belediyelerde kayyımlardan vazgeçilmesi gibi konular PKK’nın münfesih terör örgütü olarak ilan edilmesi ve PKK’lılarla ile ilgili çıkarılacak yasanın ardına bırakılmış durumda.
Demirtaş’ın hapiste olması ve Ahmet Türk’ün belediye başkanlığında olmaması PKK ile ilgili suçları kesen davaların sonuçları.
O davaların hepsinde toplu bir adım atılacak ya da atılmayacak. Bu adım da Meclis’teki yasayla doğrudan ilgili.
Yasa da PKK ve SDG’nin ne yapacağına bağlanmış durumda.
Kandil de yasayı görmek istiyor.
Bu kısırdöngü hem çözüm sürecini yavaşlatıyor hem de kamuoyu desteğini azaltıyor.
Özellikle Suriye’den sonra Kürtlerde sürece inanç ve destek düşüyor.
Bahçeli, sürecin heyecanını diri tutmak istiyor, pozitif adımlarla iyi niyeti göstermek istiyor.
O yüzden de konuşmasının sonuna o cümleyi koydu.
Bakalım o cümle nerelere ulaşacak?
Serbestiyet
BASıNDAN
2026-02-04Ohannes Kılıçdağı: Emperyaliste güven olmaz…
2025-02-03Ruşen Çakır: Abdullah Öcalan’a açık mektup ve 20 soru
2026-02-01Umur Talu: “İnsanlık onuru” mu, "onurun insanları” mı?
2026-01-27Yıldıray Oğur: Birilerinin hayali, birilerinin kabusu
2026-01-27Vahap Coşkun: Üç kırılma
2026-01-22Nurettin Aydın: Kasabın merhameti ve koyunluğun bedeli
2026-01-19Yetvart Danzikyan: 19. yıl mektubu
2026-01-14Tuğçe Tatari: Ana akım muhalif medyanın iktidar medyasıyla uzlaşma noktası; Kürtler!
2026-01-13Yusuf Ziya Cömert: ‘Dindar olan iyidir’ yargısını kim bozdu?
2026-01-11Umur Talu: Rosa, Renee, Ali İsmail, onlar, siz, biz!..
2026-01-06Vahap Coşkun: “Olmazlar” değil “Olurlar”
2026-01-05Yıldıray Oğur: Neden ‘Saraydan Kız Kaçırma’dan daha kolay oldu?
2025-01-04Emine Uçak Erdoğan: Yaşam Hakkı Meselesine Dönüşen Adalet Mücadelesi
2026-01-04Murat Sevinç: Murat Ağırel elbette yalnız değildir!
2026-01-02Berrin Sönmez: Şalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi?
2025-12-29Ayşe Hür: Roboski Davasına Derkenar
2025-12-29Cihan Ülsen: Roboski: Hatırlanamayan bir şey
2025-12-26Murat Sevinç: Leyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı?
2025-12-25 Yetvart Danzikyan: Leyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin?
2025-12-25Ali Bayramoğlu: Memlekette siyasetin kültürü…