Türkçe | Kurdî    yazarlar
AP Raportörü: Trump size en iyi yanıtı verdi

2026-07-09

Gürlek ‘Yargı bağımsızdır’ demişti

İmamoğlu davasına ilişkin eleştirileri nedeniyle Adalet Bakanı Akın Gürlek’in “Türkiye’de yargı bağımsızdır” şeklindeki tepkisini çeken AP Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor açıklama yaptı. ABD Başkanı Trump’ın Rahip Brunson davasına ilişkin yaptığı açıklamaları hatırlattı, “Bence Bakan Gürlek’e verilebilecek en iyi ve en aydınlatıcı yanıt bu” dedi.

Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor, İlke TV’den Ayşegül Başar’ın sorularını yanıtladı. Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun davasını izlemek üzere 6 Temmuz’da Silivri’ye giden Amor, davadaki hukuksuzlukları eleştirmişti.

İmamoğlu’nun aynı gün üç ayrı davada birden hakim karşısına çıkarılmasını eleştiren Sánchez Amor’un açıklamaları Adalet Bakanı Akın Gürlek’in tepkisini çekmişti. Gürlek, “hiç kimse Türk mahkemelerine parmak sallayamaz” diyerek yargının bağımsız olduğunu savunmuştu.

Adalet Bakanı’nın açıklamalarına yanıt veren Sánchez Amor, NATO Zirvesi öncesinde ABD Başkanı Donald Trump’ın Rahip Brunson davasına ilişkin yaptığı açıklamaları hatırlattı.

Trump’ın “Cumhurbaşkanı’nı aradım ve derhal serbest bıraktı” sözlerine atıfta bulunan Amor, “Bence Bakan Gürlek’e verilebilecek en iyi ve en aydınlatıcı yanıt bu” dedi.

Trump’ın açıklamalarının, Gürlek’in Türk yargısının bağımsızlığına ilişkin değerlendirmeleriyle çeliştiğini savunan Amor, bu tezatın yargının durumu ve bağımsızlığına ilişkin hangi değerlendirmenin daha isabetli olduğu konusunda fikir verdiğini ifade etti.

‘AİHM TÜRKİYE ALEYHİNE KARAR VERECEKTİR’

Amor, İBB davasında duruşmaya başkanlık eden hâkimin İmamoğlu’nun savunma hakkını ihlal ettiğini de söyledi.

İBB davasının AİHM sürecine dair şu yorumu yaptı:

İmamoğlu, hakkında toplam 2 bin 300 yılı aşkın hapis cezası talep ediliyor ve savunmasını yalnızca birkaç saat içinde yapmak zorunda bırakılıyor. Sonra Türk makamları, AİHM’de neden Türkiye aleyhine bu kadar çok ihlal kararı çıktığına şaşırıyor. Büyük olasılıkla, İBB davası da AİHM’e taşındığında, İmamoğlu hakkında verilecek nihai hüküm ne olursa olsun, yalnızca usule ilişkin gerekçelerle bile Türkiye aleyhine bir ihlal kararı çıkacaktır.

Bu davaların yalnızca birinde yaşananlara bakmak bile, Türkiye’de gerçekten bağımsız bir yargıdan söz etmenin ne kadar yanıltıcı olduğunu göstermektedir. Bir hâkim, iktidarın hoşuna gitmeyecek bir karar verebileceği düşüncesiyle siyasi kararla görevden alınabiliyorsa, o ülkede yargı bağımsızlığından söz etmek mümkün değildir.

Hâkimlerin görev güvencesi ve keyfi biçimde görevden alınamaması, yargı bağımsızlığının temel ilkesidir. Görünen o ki iktidar bunu kabul etmek istemiyor. Bugüne kadar 12 Yargı Reformu Paketi hazırladılar; ancak ilk paketin ilk sayfasında yer alması gereken bu temel ilke hâlâ hiçbir pakette bulunmuyor.

‘BEN TÜRKİYE’NİN RAPORTÖRÜYÜM’

Sánchez Amor, Gürlek’in Türkiye’nin iç işlerine müdahale ettiği yönündeki suçlamalarına ilişkin de “Ben Türkiye Raportörüyüm ve çalışmalarımın temel kapsamı da Türkiye’dir” dedi.

Türkiye, Avrupa Birliği üyeliğine aday her ülke gibi, demokrasisinin niteliğinin Avrupa Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu gibi AB kurumları tarafından izlenmesini de içeren belirli koşulları kabul etmiş bir ülkedir. Bu meseleleri gündeme getiriyorum çünkü görevimi yapıyorum; aksi takdirde sorumluluklarımı yerine getirmemiş olurum.

‘DEMOKRATİK ADIMLAR İÇİN SİYASİ İRADE BULUNMUYOR’

Kürt sorununun demokratik çözümüne ilişkin devam eden sürece de değinen Sánchez Amor, barış süreci ile ülkenin demokratikleşmesi arasında gerçek bir bağ kurulamadığını belirtti. Sürecin kapsamlı bir demokratikleşme programıyla desteklenmesi gerektiğinin altını çizen Amor, son zamanlarda artan baskı ortamını işaret ederek, “Tüm bunlar söz konusu demokratik adımları hayata geçirme konusunda gerçek bir siyasi iradenin bulunmadığını gösteriyor” dedi.

“Herkes gibi ben de bu sürecin başarıya ulaştığını görmek istiyorum” diyen Amor, hukuki adımların gecikmesini eleştirerek ileriye dönük kazanımların kalıcılığı konusunda endişelerini dile getirdi.

Bu şartlarda barış süreci kapsamında elde edilecek herhangi bir ilerleme, daha sonra alınacak siyasi bir kararla kolaylıkla tersine çevrilebilir. Ne yazık ki giderek daha otoriter hale gelen bu ortamda, barış sürecinin siyasi sistemin daha kapsamlı demokratikleşmesiyle bağlantılı olduğu izlenimi oluşmuyor. Defalarca açıklama yapılmasına rağmen, sürecin ivmesini koruyacağına dair umut verecek herhangi bir hukuki reformun hâlâ Meclis’e sunulmamış olması cesaret verici bir işaret değil.

Nûmedya24

 

DÜNYA