Türkçe | Kurdî    yazarlar
‘Cezasızlık sadece ceza vermemek değil, delilleri toplamamaktır’

2026-07-16

Türkiye’de yılın ilk yedi ayında 150 kadın erkekler tarafından öldürülürken, 151 kadın da şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Son haftalarda Mardin ve Diyarbakır’da yaşanan biri kadın, üçü çocuk olmak üzere dört şüpheli ölüm ise etkin soruşturma yürütülmesi yönündeki çağrıları yeniden gündeme taşıdı.

Türkiye’de kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri sürerken, son haftalarda Mardin ve Diyarbakır’da biri kadın, üçü çocuk dört kişi şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. İnsan hakları savunucuları ve hukukçular, olayların tüm yönleriyle aydınlatılması için etkin ve tarafsız soruşturma yürütülmesi gerektiğini vurguluyor.

Kamuoyuna yansıyan verilere göre, Türkiye’de yılın ilk yedi ayında 150 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 151 kadın ise şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Kadın örgütleri, şüpheli ölümlerin önemli bölümünün arkasından şiddet olayları çıktığını belirtirken birçok dosyada etkin soruşturma yürütülmediğini vurguluyor.

Mardin ve Diyarbakır’da art arda şüpheli ölümler

Son iki hafta içinde Mardin ve Diyarbakır’da biri kadın, üçü çocuk olmak üzere dört şüpheli ölüm yaşandı. Olayların tamamı evlerde ya da evlerin yakınında meydana gelirken, soruşturmalar devam ediyor.

Nusaybin’de 13 yaşındaki Ela Tan’ın ölümü

Mardin’in Nusaybin ilçesinde yaşayan 13 yaşındaki Ela Tan, ateşli silahla ağır yaralı kaldırıldığı hastanede üç gün süren yoğun bakım tedavisinin ardından yaşamını yitirdi.

Edinilen bilgilere göre Ela Tan, babası ve üvey annesiyle birlikte yaşıyordu. Yerel kaynaklar, çocuğun uzun süredir babasının fiziksel ve psikolojik şiddetine maruz kaldığını, babanın daha önce şiddet nedeniyle cezaevine girdiğini ve olay sırasında denetimli serbestlik kapsamında bulunduğunu iddia etti.

Olayın evin içinde değil, hemen yanında meydana geldiği, Ela Tan’ın sağ karın boşluğundan ateşli silahla yaralandığı, adli incelemede ise darp ya da cebir izine rastlanmadığı öğrenildi.

Olayın ardından gözaltına alınan baba ile üvey anne ifadelerinin ardından serbest bırakıldı. Ruhsatsız silahın eve nasıl girdiği açıklanmazken, üvey annenin olaydan sonra evdeki kan izlerini temizlediği de öne sürüldü. Yerel kaynaklar olayın intihar olduğuna ilişkin değerlendirmelere katılmadıklarını belirtirken, taziyeye babanın ve baba tarafından yakınlarının katılmadığı, taziyenin ise Tevgera Jinên Azad (TJA) tarafından kurulduğu aktarıldı.

Çınar’da 16 yaşındaki Y.Ş.’nin ölümü

Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde 16 yaşındaki Y.Ş. ateşli silahla yaşamını yitirmiş halde bulundu.

Olayın nasıl gerçekleştiğine ilişkin resmi makamlardan ayrıntılı bir açıklama yapılmazken, aile üyelerinin de taziyeye gelen kadınlara olayla ilgili bilgi vermediği belirtildi. Çocuğun kullandığı silah ve mermiyi nereden temin ettiğine ilişkin sorular da yanıtsız kaldı.

Yerel kaynaklara göre olay sırasında Y.Ş. evde küçük kardeşiyle birlikteydi. Küçük kardeşini dışarı gönderdikten sonra silah sesi duyulduğu öne sürülürken, ölümün nedenine ilişkin soru işaretleri sürüyor. Olaya ilişkin otopsi raporu bekleniyor.

Derik’te 15 yaşındaki Merve Erbek’in ölümü

Mardin’in Derik ilçesinde 15 yaşındaki Merve Erbek, 8 Temmuz’da evinde ateşli silahla yaşamını yitirdi.

İlk olarak ensesinden vurulduğu belirtilen Merve Erbek’in daha sonra vücudunun farklı bölgelerinde de ateşli silah yaralanmaları bulunduğu aktarıldı. Edinilen bilgilere göre mermi ensenin üst kısmından girerek kafatasına isabet etti ve atışın yakın mesafeden yapıldığı değerlendirildi.

Adli incelemede darp ya da cebir izine rastlanmadığı belirtilirken, olayın evde meydana gelmesine rağmen kimsenin durumu fark etmemesi ve aile bireylerinin kamuoyuna herhangi bir açıklama yapmaması, ölümün aydınlatılmasına ilişkin soru işaretlerini artırdı.

Bağlar’da hamile kadının şüpheli ölümü

Diyarbakır’ın Bağlar ilçesine bağlı kırsal bir mahallede yaşayan altı aylık hamile Nurcan Akpirinç, 22 Haziran’da şüpheli şekilde yaşamını yitirdi.

İlk olarak kayıp olduğu yönünde bilgi verilen Akpirinç’in daha sonra yaşadığı evde ölü bulunduğu öğrenildi. Olayın ardından eşi M.A.’nın ortadan kaybolduğu ve taziyeye katılmadığı belirtildi. Otopsi raporu ise henüz kamuoyuyla paylaşılmadı.

Yakınları, Nurcan Akpirinç’in uzun süredir eşi ve kayınvalidesinin fiziksel ve psikolojik şiddetine maruz kaldığını iddia etti. Yaşamını yitirmeden önce kız kardeşine “Beni öldürecekler” mesajı gönderdiği ve sık sık ölümle tehdit edildiğini anlattığı da öne sürüldü.

Ayrıca, ölümünün ardından evde bulunan kişiler tarafından cenazesinin fotoğraflarının çekildiği, aile üyelerinin ise “Otopsi raporu çıktı, kendisini öldürmüş” yönünde ifadeler kullandığı aktarıldı.

Etkin soruşturma çağrısı

Mardin’de son dönemde yaşanan şüpheli çocuk ölümlerini değerlendiren Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Mardin Şubesi Eşbaşkanı Berivan Orhan, vakaların birbirinden bağımsız ele alınamayacağını belirterek etkin, bağımsız ve tarafsız soruşturma yürütülmesi çağrısında bulundu.

Derik’te aynı köyde kısa aralıklarla iki kız çocuğunun silahla vurulmuş halde bulunması ile Artuklu ilçesindeki Dara Mahallesi’nde bir kız çocuğunun yine ateşli silahla yaşamını yitirmesinin, çocukların yaşam hakkına yönelik ihlallerin tüm yönleriyle araştırılmasını zorunlu kıldığını söyleyen Orhan, yürütülen soruşturmaların hakikati ortaya çıkarmaktan uzak olduğunu ifade etti.

Orhan, “Delillerin etkin biçimde toplanmadığını ve olaylara ilişkin şüphelerin giderilmediğini görüyoruz. Bunun temel nedenlerinden biri, soruşturmalara daha en başından ‘intihar şüphesi’ üzerinden yaklaşılmasıdır” dedi.

‘İntihar ihtimali üzerinden hareket ediliyor’

Bu yaklaşımın daha önce kamuoyunda geniş yankı uyandıran dosyalarda da görüldüğünü belirten Orhan, Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş dosyalarını hatırlattı. Orhan, “Her ne kadar bu dosyalarda son dönemde bazı gelişmeler yaşansa da soruşturmaların ilk aşamasında yine intihar ihtimali üzerinden hareket edildi. Bu yaklaşım, etkin soruşturmadan uzaklaşılmasına neden olurken gerçeğin ortaya çıkarılmasının önünde de ciddi bir engel oluşturuyor” diye konuştu.

‘Çocuk ölümleri toplumsal gerçeklikten bağımsız değerlendirilemez’

Özellikle Derik ve Mazıdağı kırsalında zorla evlendirme, çocuk yaşta evlilik, şantaj ve istismar iddialarının uzun yıllardır önemli insan hakları sorunları arasında yer aldığını dile getiren Orhan, “Bu nedenle çocuk ölümlerini içinde yaşandığı toplumsal gerçeklikten bağımsız değerlendirmek mümkün değildir. Cezasızlık yalnızca faillerin ceza almaması değildir. Etkin soruşturma yürütülmemesi, delillerin eksik toplanması, dosyaların sürüncemede bırakılması ve hakikatin açığa çıkarılmaması da cezasızlık politikasının bir parçasıdır” ifadelerini kullandı.

‘Koruyucu mekanizmalar güçlendirilmeli’

ÖHD olarak sürecin takipçisi olacaklarını belirten Orhan, “Şiddeti besleyen cezasızlık politikaları ve çocukları korumakta yetersiz kalan mekanizmalar, bu ölümleri münferit olaylar olmaktan çıkarıp yapısal bir insan hakları sorununa dönüştürüyor. Bu nedenle tüm şüpheli çocuk ölümlerinin bağımsız, tarafsız ve etkin biçimde soruşturulması, hakikatin ortaya çıkarılması ve çocukların yaşam hakkını koruyacak mekanizmaların güçlendirilmesi gerekiyor” dedi.

İlketv

KADıN