

2026-06-04
Oya Baydar
Muktedirlerin iktidarlarını korumak için başvurdukları devletin bekası
mugalatası aslında kendi bekalarını korumaktan başka bir şey değildir. Son
birkaç günün tartışmalarına konu olan devlet aklı, günümüz koşullarında
kimilerinin halkı inandırmaya çalıştıkları gibi cumhuriyeti korumuyor,
cumhuriyetin demokratikleşmesini engelliyor. Kılıçdaroğlu da böyle bir aklın
aparatı olmayı tercih etmiş görünüyor
Üç yıl önce AKP cenahının 'bey'liği bile yakıştırmadığı, aşağılamak için
Bay Kemal dediği, yetinmeyip düzmece videolarla terörist ilan ettiği, dahası
Fethullahçılıkla suçladığı Kemal Kılıçdaroğlu bugün yine aynı kadrolar
tarafından Kemal Bey diye yere göğe sığdırılmıyorsa, bütün yandaş kanalların
gözbebeğiyse…
İki yıl öncesine kadar bölücü hain, bebek katili, terörist başı denilen
Öcalan bugün bizzat Devlet Bahçeli tarafından kurucu önder sayılıp Meclis'te
konuşması öneriliyorsa; Kürt siyasî hareketini hain, bölücü ilan etmiş, Kürt
milletvekillerinin vatandaşlıktan çıkarılmasını ağzı köpürerek talep etmiş,
miting meydanlarında yağlı urgan sallayarak Öcalan'ın idamını îma etmiş
Bahçeli, Öcalan'ın baş müzakereci olması teklifini getiriyor, DEM partili
milletvekilleriyle sarmaş dolaş oluyorsa…
Bu işin bir hikmeti vardır.
Eskiler "hikmet-i hükûmet" ya da "hikmet-i devlet"
derlerdi, şimdilerde devlet aklı deniyor. Fransızca "raison d'état"
kavramından yetersiz bir çeviri. Burada "raison" sözcüğü
"zorunlu neden" ya da "gereklilik" anlamında. Meraklıları
"hikmet" ve "hikmet-i devlet" terimlerinin dinî, felsefî,
siyasî anlamlarını araştırabilirler. Günümüzde siyaset literatüründe
"devletin gücünü, bekasını korumak için kriz ve tehlike durumlarında
başvurulan, kurallardan ve hukuktan arınmış söylem ve uygulamalar" olarak
anlaşılıyor.
Olağanüstü durum ve dönemlerde hikmet-i devlet anlayışı hukuk devletiyle
kimi zaman örtük kimi zamansa açık biçimde çelişir. Devlet çarkını döndüren
muktedirler yargıya hâkim olarak ya da darbelerle, bazen de tetikçi gizli
odakları kullanarak topluma, siyasete şu veya bu şekilde müdahalede bulunurlar.
Özellikle TC devleti bu konuda deneyimli ve mahirdir.
Yazının başlığındaki sorunun cevabını devlet aygıtına hâkim zevatın ya da
güçlerin (derin devlet de diyebilirsiniz) hikmet-i hükûmet anlayışında
bulabilirsiniz.
Yereli
aşan büyük proje
Eski dünyanın yıkılmakta, eski güç dengelerinin dramatik biçimde değişmekte
olduğu bir dönemde, emperyalist güçlerin önemli oyun alanlarından bir olan
Ortadoğu'da, ABD ağırlığındaki Batı'nın Türkiye' ye biçtiği yeni rolü
ayrıntılandırmak beni aşar, ancak şu kadarını anlayabiliyorum: kıpırtısız,
dirençsiz, muhalefetsiz, demokrasiden vazgeçmiş ya da göstermelik bir sandık
demokrasisi ile yetinen, işbirlikçi ve itaatkâr bir Türkiye amaçlanıyor. Bunun
için otoriter, gerekirse totaliter bir yönetim gerekiyor. Unutmayalım; 2017'de
anayasa değişikliğiyle adı Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi olan tek adam
rejimine geçilirken bu işin öncüsü ve heveskârı Erdoğan'dı ama destekçisi ve
baş mimarı Devlet Bahçeli'ydi. Sonuçları kuşkulu bu referandumda evetçilerin
kazanmasından sonra, zamanın ABD büyükelçisinin "Biz de bunu
istiyorduk" demesini hatırlayan var mı? Daha birkaç ay önce Trump'ın bölge
valisi pozisyonundaki Tom Barrack'ın bölge ülkelerinde, bu arada Türkiye'de
istikrar için yumuşak monarşilerin, otoriter liderlerin gerekli olduğunu
söylemesini Osmanlı'ya atıf yapmasını; buralarda demokrasi yürümez demeye
getirmesini herkes hatırlıyordur.
Demokratik ortamda gerçekleşecek adil bir seçimde AKP'nin birinci parti
olamayacağı, güçlü bir aday karşısında Erdoğan'ın cumhurbaşkanı seçilemeyeceği
iktidar cephesinin mâlumu. Büyük projeye uygun olarak muhalefetin yok edilmesi
gerekiyor. Muhalefetin Kürt hareketi ayağı Devlet Bahçeli'nin iç cepheyi tahkim
etme gerekçesi ve terörsüz Türkiye sloganıyla zayıflatılıp devlete eklemlendi.
Diğer güçlü ayak olan Özgür Özel'li CHP de 19 Mart 2025'ten itibaren adım adım
geriletildi. Son darbe Kılıçdaroğlu ile vuruldu.
Kılıçdaroğlu
hain değil görevlidir
Kılıçdaroğlu, Türkiye için planlanan gelecek projesinin atanmış aktörüdür.
Hikmet-i devlet ya da derin devletin görevlisidir. CHP'nin dağıtılıp
bitirilmesi, böylece seçimlere muhalefetsiz girilmesi operasyonu, kullanışlı
Bay Kemal'in yardımıyla yürütülmektedir. Kişiliğinin, koltuk hırsının, son
günlerdeki halinden tavrından çıkardığım kadarıyla aklî melekelerinin
zayıflamasının belirleyici payı olsa da, olanları onun koltuk hırsıyla
açıklamak yeterli değildir. Böylesine bir saygınlık yitimini kabullenmesi
devlet aklına hizmet ettiğini düşünmesinden, konumunu böyle görmek
istemesindendir.
Kemal Bey, "CHP'yi kuruluş
kodlarına döndürmek"ten söz ederken, özellikle 1923'te kurulmuş Halk
Fırkası'nın Cumhuriyet Halk Partisi adını aldığı tek parti döneminin kodlarını
hatırlatıyor ki, bunların günümüzdeki anlamıyla demokrasi olmadığını, Türk
devlet aklının tekçi, merkeziyetçi, asimilasyonist kırmızı çizgilerinden
türemiş olduğunu hatırlatmakta yarar var. Özgür Özel, kendi deyimiyle
"müesses nizama çomak soktuğu için", özellikle de iktidarı
devretmemeye kararlı Erdoğan tarafından desteklenen emperyalist projenin
aparatı olmayacağını gösterdiği için "istenmeyen kişi"dir.
Öte yandan, iktidarın Kılıçdaroğlu ve çevresindekileri kullanarak yürüttüğü
darbe operasyonunun sadece Özgür Özel çizgisinde ilerleyen CHP'ye değil CHP'nin
varlığına yöneldiğini düşünüyorum. İlk birkaç günün görüntüleri: Kemal Bey'in
çizdiği donuk, beceriksiz, kucaklayıcı değil çatışmacı, intikamcı portre, belli
ki yazılıp eline tutuşturulmuş metni okuyuşu, partiyi arındırmaktan kastinin
geniş ihraçlar olacağını, belki de dokunulmazlıkların kaldırılmasına varacağını
îma etmesi, bu iş için özellikle seçilmiş olduğu izlenimi veriyor. Böyle bir
liderin partiyi derleyip toplayamayacağı, kitleleri mobilize edemeyeceği,
iktidar alternatifi olamayacağı besbelli. Hesap: yüzde 35'lere kadar çıkmış,
iktidar alternatifi olabilecek CHP'yi değil sadece, yüzde 20'lik, 25'lik
Kılıçdaroğlu CHP'sini de yok etmek.
"Devlet aklı" matah bir akıl değildir. Türk toplumunun yüz yılı
aşan, Osmanlı dönemine kadar giden "devlet yüceltmesi" halkın genetik
kodlarına kimi zaman baskı ve korkuyla, kimi zaman da iradesini devletlûlara
terk etme konforuyla işlenmiştir. Muktedirlerin iktidarlarını korumak için
başvurdukları devletin bekası mugalatası aslında kendi bekalarını korumaktan
başka bir şey değildir. Son birkaç günün tartışmalarına konu olan devlet aklı,
günümüz koşullarında kimilerinin halkı inandırmaya çalıştıkları gibi cumhuriyeti
korumuyor, cumhuriyetin demokratikleşmesini engelliyor. Kılıçdaroğlu da böyle
bir aklın aparatı olmayı tercih etmiş görünüyor.
T24
2026-06-04Hassan Zadeh, İran'da riskler ve fırsatlar konusunda Kürtleri uyarıyor
2026-06-03PSK: Kuşatma Çemberini Gücümüzü Birleştirerek kırabiliriz
2026-06-01Ezidî Dernek ve Kurumlarının Ortak Açıklaması
2026-05-27Bayram Bozyel: Halkımızın Kurban Bayramı Kutlu Olsun
2026-05-23PSK: CHP’ye Yönelik Mutlak Butlan Kararı Yargının Siyasete Açık Müdahalesidir
2026-05-11Bozyel: “Kürt halkına umut olacak kalıcı, kapsayıcı ve kurumsal bir ulusal birlik mekanizması oluşturmayı hedefliyoruz”
2026-05-11Devlet nefreti, devlet şiddeti!
2026-05-07Bayram Bozyel: “Kürt halkına umut olacak kalıcı, kapsayıcı ve kurumsal bir ulusal birlik mekanizması oluşturmayı hedefliyoruz”
2026-05-05Barış İçin Aidiyet mi Yoksa Pazarlık mı?
2026-05-04PSK:Dersim Tertelesi’ni Unutmadık!
2026-04-03PSK: Amedspor’u kutluyoruz
2026-04-30PSK: Yaşasın 1 Mayıs: Emek, Özgürlük ve dayanışma Bayramı
2026-04-26Sürecin pause tuşuna kim bastı?
2026-04-26Süreç ve Kürt Siyaseti
2026-04-24PSK: Ermeni Soykırımı Kurbanlarını Saygıyla Anıyoruz
2026-04-21PSK: 22 Nisan, Kürd Gazetecilik Günü Kutlu Olsun!
2026-04-20PSK Genel Başkanı Bozyel; Kürt Halkı Ergeç Özgürlüğüne Kavuşacak
2026-04-10PSK: Ortadoğu’da Barış Kürt Halkının Ulusal Haklarını Tanımaktan Geçer
2026-04-01Maduniyet ve Duygulanımsal Kolonizasyon
2026-03-30“Hatalar yaptık. Son çatışmalar gereksizdi”