Türkçe | Kurdî    yazarlar
Xaltîka Sosê’nin komün ile imtihanı

2026-06-24

“Îşev” dizisinin kavramlara teslim olmuş unutulmaz karakteri Xaltîka Sosê, bugün PKK ve DEM Parti’nin halini anlatıyor. Son moda kavram “komün”; ama tıpkı öncekiler gibi, tabanda karşılığı olmayan bir performanstan ibaret ve aynı kavram mezarlığına gömülmeye mahkûm.

Vahap Coşkun

Geçen hafta, sosyal medyada önüme bazı videolar düştü. Bir DEM Parti milletvekili, bir halk toplantısında seçmenleriyle buluşuyor, taleplerin ve sorunlarına dair görüşlerini açıklıyor. Videonun tamamına rast gelmedim, ancak bazı kesitlerini görebildim. İzleyebildiğim kısımlarda, seçmenler son derece net ve somut soru ve sorunları dile getiriyorlardı. Muhtemelen milletvekili, bu soru ve sorunlara karşı gerekli cevapları da vermiştir.

Lakin benim en çok dikkatimi çeken, milletvekilinin –çoğunlukla 40’lı ve 50’li yaşlarının üzerinde olan- seçmenlerine ciddi ciddi komünün faziletlerini anlattığı bölümdü. Meğer komün; Kürt ve Kürdistan’ın sosyal ve tarihi realitesi ile örtüşüyormuş. Meğer komün, siyasetin demokratikleştirilmesinin ve üretimin kolektifleştirilmesinin esasıymış. Ve meğer komün, nerdeyse sihirli bir asa gibiymiş, bir kere onu hayata geçirebilirsek bütün dertlerimiz derman bulur, bütün sıkıntılarımız bir hal yoluna girermiş.

Bu görüntüler ister istemez aklıma bir ara çok popüler olan Îşev (Bu Gece) dizinde Xaltîka Sosê ile Hewal Baqî arasında geçen bir diyalogu hatırlattı. Kendini kavram cehennemine hapseden bir zihniyetin trajikomik hallerini gözler önüne seren muazzam bir diyalogdur bu. Benim kalemim, bunun güzelliğini anlatacak kudrette değil. O sebeple siz en iyisi doğrudan kaynağa başvurun; siyasi mizahın gücüne şapka çıkarın ve gerçek hayatın kurgusal bir diyalogu doğruladığı bir ana da tanık olun.

Komün fırtınası

PKK ve DEM Parti cenahında bir süredir bir komün modasıdır almış başını gidiyor; dağda taşta, derede tepede komün muhabbeti var. Aşağı insen komün, yukarı çıksan komün; sağa dönsen komün sola dönsen komün. Her toplantıda sözün getirilip bağlandığı yer komün oluyor. “Komünal” adıyla bir dergi çıkarılıyor. Sloganlar komün ile kuruluyor, mesela “Belediye komündür, komün belediyedir” hükmü veriliyor. “Komünleşen gençlik” sahaya çıkarılıyor, vs.

1990’da bir üniversite öğrencisiydim. O yıl kurulan Halkın Emek Partisi’nden (HEP) bugünkü DEM Parti’ye kadar bu siyasi geleneğin bütün partilerini aklım erdiğince, elimden geldiğince takip etmeye çalıştım, çalışıyorum. Doğrusu tabanda böylesine bir komün sevdasının varlığına hiç tesadüf etmedim. Komün aşkı ile yanıp tutuşan, “illa komün, mutlaka komün” diye ısrar eden bir kitle ile karşılaşmadım. “Komün olmazsa olmaz, yaralarımız ancak komün ile bağlanır” şiarıyla hareket eden bir siyasetçi profili ile de tanışmadım.

Her yerde komün lügatinin parçalandığı bugün de DEM Parti seçmenlerinin, destekçilerinin ve bu partinin iyiliğini isteyenlerinin bir komün tutkunu olduklarına delalet eden bir işaret göremiyorum. Hatta ekleyeyim: Sabah akşam toplantılarda komün güzellemeleri yapanların dahi tek bir günlerini bir komün içerisinde geçirmek isteyebileceklerini düşünmüyorum.

O halde nedir bu komün fırtınası? Bir şaka mı?

Yok, maalesef keşke olsa!

Bir şaka değil, bir performans. Komün nutuklarına maruz kalanlar da, o nutukları atanlar da gerçek hayatta bunun bir karşılığının olmadığının, bunun siyasi bir fanteziden öte bir mana taşımadığının fazlasıyla farkındılar. Ne var ki, hâlihazırda PKK ve DEM Parti havzasında geçerli olan akçe bu olduğundan buna uygun bir gösteri gerçekleştiriliyor. Allah bilir daha düne kadar komün kavramını duymamış olanlar birden komün teorisyeni kesiliyor, herkes rolünün gereğini yerine getiriyor, gösteri bitiyor ve perde kapanıyor. Ve buna da siyaset deniliyor.

Kavram mezarlığı

Elbette burada mevzuu komün ya da bir milletvekilinin komüne methiye düzmesi değil. Zira bel bağlanan kavram, bugün komün olur yarın o gider onun yerini bambaşka bir fantastik kavram alır. Bir-iki yıl komün için mesai ve güç sarf edilir, sonra bunun miadı dolar ve rafa kaldırılır. Akabinde bir başka janjanlı kavram üretilir, kitle bu kez bu yeni kavram için seferber edilir, toplantılar düzenlenir, yazılar yazılır, teoriler döşenir. Nihayetinde gün gelir o kavram da, bir temeli olmadığından, hayat karşısında yenilgiye uğrar. O zaman da yeni bir kavrama link verilir!

PKK ve DEM Parti geleneğinin, bilhassa Öcalan’ın yakalanmasından sonraki dönemlerinin kaba bir özetidir bu. Bitmeyen bir kavram arayışı, bitmeyen bir kavram döngüsü! Hülasa arızi bir durumla değil yapısal bir problemle karşı karşıyayız. Çeyrek asırdan fazla bir süredir toplumun üzerine epey bir kavram boca edildi.

PKK ve DEM Parti, kendi tabanlarını bir nevi bir test sahası olarak görüyorlar. Ne çağrıştıracağını hesap etmeden ve getirip götürecekleri hakkında incelikli bir düşünme zahmetine girmeden cafcaflı birçok kavramı tabanlarının üzerinde deniyorlar. Ancak, başka kültürlerde belki iş görebilecek olan bu kavramlar, kahir ekseriyeti itibariyle, Kürtlerde nezdinde bir kabul görmüyor. Belki kısa bir süre, yoğun bir propaganda sayesinde bu kavramlar kamusal alanı domine edebiliyorlar ama Kürtlerin hissiyatında kalıcı bir makam elde edemiyorlar.

Geriye dönüp bakıldığında bir kavram mezarlığı ile karşılaşılır. Vakti zamanında, aynen bugüne komüne gösterilen iltifat gibi, hararetle savunulan birçok kavramın bugün yüzüne bile bakılmıyor. Hayatın sırrını çözmüş gibi muamele edilen nice kavram çoktan tarihin çöp sepetine atıldı gitti. Hiç şüpheniz olmasın; şimdilerde yerli yersiz parlatılan komünün de kaderi bundan farklı olmayacaktır.

Ciddi siyaset

Yeni bir dönem açılıyor; her aktör siyasi alana dair her konuyu ayrıntılı bir biçimde masaya yatırmak ve bu yeni dönemin ruhuna uygun yollar açmak ve yordamlar geliştirmek mecburiyetinde. PKK ve DEM Parti de bundan muaf değil. Akıl vermek bana düşmez ama zannımca kavram fetişizmden vazgeçmeleri ve orijinallik adına tabanına yabancı kavramlardan uzak durmaları, onlar için hayırlı bir başlangıç olur.

Hâlihazırda % 10 oy alan ve % 15-20 oy potansiyeli bulunan bir siyasi parti, bu tür bir dil kullanmaz, arkaik kavramlardan bir medet ummaz. İktidara namzet bir siyasetin başlıca şartı, özelde kendi tabanına genelde bütün seçmenlere ciddi bir gelecek tasavvuru sunabilmesidir. Eğer 21. yüzyılda topluma halen komün öneriyorsanız, kusura bakmayın ama ciddiye alınma imkânınızı kendi elinizle tepmiş olursunuz.

Hem artık Xaltîka Sosê de bir gün yüzü görmesin mi?

Zavallım bugüne kadar birçok kavramın imtihanından geçti, yara bere içinde bugünlere zor geldi. Onu bir de komün ile sınamayalım!

Serbestyiyet

 

POLITIKA