

2025-06-28
1925 Kürt ulusal özgürlük hareketinin lideri Şeyh Sait ve dava arkadaşlarının şehit edilmesinin üzerinden 100 yıl geçti.
Geçen yüz yılın başında emperyalist güçler ve sömürgeci bölge devletleri Kürtlerin ülkesi Kürdistan’ı dörde bölüp aralarında paylaştı. Skyes-Picot Antlaşması ile başlayan ve Lozan Antlaşması ile tamamlanan bu süreç sonucunda Kürt halkının ulusal bütünlüğünü parçalandı.
Türkiye’deki Kemalist yönetim kurduğu yeni devletin varlığını Lozan’da Antlaşması’yla uluslararası güvence altına aldıktan sonra Kürtlere verdiği bütün vaatleri unuttu. 1924 yılında yapılan Anayasa ile Kürt halkının ulusal kimliği ve varlığı yok sayıldı. Türklerin tek egemen ve efendi sayıldığı, Kürtlere ise kölelik statüsü verildiği adil olmayan bu sisteme Kürt halkı haklı olarak karşı çıktı ve direndi.
1925 yılında Şeyh Sait önderliğinde Kürtler halkı Türkiye devletinin kendilerine dayattığı sömürgeci sisteme itiraz etti, Kürtler için ulusal özgürlük talebinde bulundu.
Kemalist yönetim Kürt halkının özgürlük talebini kanla bastırdı. Ulusal özgürlük talebinden bulunan Şeyh Sait ve 48 arkadaşı düzmece yargılama sonucunda ve düşman hukuku çerçevesinde 29 Haziran 1925 tarihinde hunharca idam edildi. Aynı süreçte ama farklı tarihlerde Kürt Teali Cemiyeti Başkanı Seyit Abdulkadir, Dr. Fuat gibi Kürt ileri gelenleri, Bitlis’te tutuklu bulunan Azadi Cemiyeti lideri Cibranlı Halit ile Ziya Bey ve arkadaşları şahit edildi.
100 yıl önce Kürt halkının haklı ulusal özgürlük talepleri uğrunda yaşamını veda eden büyük lider Şeyh Sait şahsında bütün Kürdistan şehitlerini saygı ve minnetle anıyoruz.
Onlar ölümsüzdür.
Türkiye devleti düşman hukukuna uygun ve adil olmayan yöntemlerle Şeyh Sait ve yüzlerce arkadaşını idam etmekle kalmadı, onlara bir mezar yerini bile çok gördü.
Geçen yüz yıl boyunca Türkiye’yi yönetenler Kürdistan’a müstemleke siyaseti uyguladı. Kürt halkına dönük katliamlar, operasyonlar, zoraki göçertme politikası kesintisiz devam etti. Kürt dili ve kültürünün yok edilmesi, Kürt kimliğinin ortadan kaldırılması için sistemik bir baskı ve asimilasyon politikası uyguladı.
Buna karşı Kürt halkı geçen yüz yıl boyunca özgürlük ve ulusal onuru için kesintisiz ve kararlı bir mücadele sürdürdü.
100 yılın sonunda Türkiye’nin Kürt halkına uyguladığı inkar, asimilasyon ve savaş politikası iflas etmiştir. Kürt halkının özgürlük talebini bastırayım derken Türkiye kendi halkını yoksulluğun, geriliğin, şovenizmin batağına mahkum etmiştir. Geçen yüz yılda Kürt halkı büyük bir mezalime uğrarken Türkler de çağdışı, otoriter, şiddetin hakim olduğu köhne bir yaşamaya zorlanmıştır.
100 yıllık deneyimler savaşın kazananı olmadığını ortaya çıkartmıştır. İnkar ve savaş siyasetinin kaybedeni ise hem Kürtler hem de Türkler olmuştur.
Kürt karşıtı politika sadece Türkiye’de değil, Ortadoğu düzeyinde de miadını doldurmuştur. Karanlık tünelin sonuna gelinmiştir. Halkımızın 1991 yılında Güney Kürdistan’da başlayan özgürleşme süreci bugün Rojava Kürdistan’da devam etmektedir.
Türkiye de artık Kürt karşıtı siyasetten vazgeçmelidir. Kürt halkının ulus olmaktan kaynaklanan bütün haklarını tanımalıdır.
Bu bağlamda atılacak ilk adım Şey Sait ve arkadaşlarının yok edilen mezar yerlerinin bir an önce açığa çıkartılmasıdır. Bununla paralel olarak 1925 yargılamalarının bütün sonuçlarıyla hukuksuz ve geçersiz olduğu ilan edilmelidir.
Şehadetlerinin 100. Yılında büyük lider Şeyh Sait ve dava arkadaşlarını saygı, sevgi ve özlemle anıyoruz.
Şeyh Sait Kürt halkının özgürlük mücadelesinin sembolü, direniş ruhunun hafızası, zafere olan inancımızın bayrağıdır. O en büyük ulusal değer ve onurumuzdur. Onun açtığı yolda yürüyeceğimize, onun yükselttiği bayrağı yere düşürmeyeceğimize söz veriyoruz. Şey Said ve dava arkadaşlarının mücadele geleneğine bağlı kalacağımıza ant içiyoruz.
Onlar sonsuza kadar mücadelemizde ve gönlümüzde yaşama devam edecekler.
27.06.2025
Bayram Bozyel
Kürdistan Sosyalist Partisi-PSK
Genel Başkanı
POLITIKA
2025-12-12Çözüm Sürecini Riske Sokan Büyük ve Görünür Engeller
2025-12-12Erdoğan Türkiye’nin siyasi serüveni içinde nereye oturuyor?
2025-12-09PSK: Uyuşturucu kullanımı geleceğimizi tehdit ediyor
2025-12-07Adil Bakewan: Erdoğan ve Mazlum Abdi anlaştı, sırada Öcalan var
2025-12-07Barzani Karargahı’ndan Bahçeli’ye Yanıt: Eski bozkurt hâlâ koyun postunda
2025-12-06‘Sürecin başarısı toplumsal destekle mümkün’
2025-12-06Kürt Sorunu 2.0’a Hazır mıyız?
2025-12-05PSK: Mesud Barzani’nin Şahsına Yapılan Saldırı Kürt Düşmanlığının Dışa Vurumudur
2025-12-01Bayram Bozyel: Gelinen aşamada Kürt yükselişi durdurulamaz
2025-11-25PSK: Kürd kadınları iki kat baskı altında yaşamaktadır
2025-11-25Yeni Çözüm Süreci: Bir Devlet Projesinin Anatomisi
2025-11-24Türkiye’de barışı yeniden öğrenmek
2025-11-24Küçük ‘adımlar’, büyük hesaplar:
2025-11-18Muhsin Batur’un gerisine düşmek…
2025-11-17Yargı Ülkesine de Adalet Lazım!
2025-11-17Arzu Yılmaz: 7 Ekim Türkiye’nin Kürtlerle Diyalog Sürecini Hızlandırdı
2025-11-15Amberin Zaman: Türkiye Suriye’de bir sonuca varılmadan içeride de adım atmak istemiyor
2025-11-14PSK: İdamının 87. Yıldönümünde seyit Rıza ve Dersim katliamını Unutmadık
2025-11-13PSK: Seçim Sonuçlarının Irak’ta Federal Sistemin Eksiksiz İşlemesine Vesile Olmasını Umuyoruz
2025-11-12AKP’nin Altılı Masası