Özgür Özel'den MHP'ye: "Demokrasi yolunda beraber yürürüz"
2025-08-30
Kıvanç El DW Türkçe'nin sorularını yanıtlayan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, MHP lideri Devlet Bahçeli'yi kastederek "ittifak ortağı ile yürüyemeyecek noktaya gelirse, biz demokrasi yolunda herkesle yürürüz" ifadesini kullandı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin dönem dönem İBB soruşturmasına yönelik "soruşturmalar bir an evvel tamamlanmalı" çıkışı da dahil da dahil yargıya yönelik mesajlarının ittifak ortağı ile uyuşmazlığı ortaya koyduğunu dile getirdi. "İddianame yazılması, tutuksuz yargılama gibi mesajları var. Devlet Bey'in söylemesi kıymetli. 'Onlar kavga etsin birbirine düşsün biz aradan çıkalım' gibi bir derdim yok. Devlet Bey'in hukukun üstünlüğü, demokratikleşme ile ilgili beklentisi ve derdi ittifak ortağından birlikte yürüyemeyecek noktaya gelirse, biz demokrasi yolunda herkesle yürürüz ona da bir itirazım yok" diyen Özel, bazı CHP'li başkanlara AKP'ye katılmaları için girişimlerin olduğunu ifade etti. Son gelen anketleri de paylaşan Özel, "En başarılı günlerimiz, birinci partiyiz" diye konuştu. Özgür Özel, CHP Genel Merkezi'nde DW Türkçe'nin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. CHP'nin İstanbul'un ilçeleri ve illerde devam eden mitingleri, İBB soruşturması, Ekrem İmamoğlu'nun adaylığı, Bahçeli'nin yargıya mesajları, Meclis'te terörsüz Türkiye için kurulan "çözüm komisyonu" ve CHP'ye yönelik butlan davasına ilişkin konuştu. Özel'in sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle: "Eylemlerimiz İmamoğlu bırakılana kadar sürecek" Her hafta İstanbul'da ve çeşitli illerde mitingler sürüyor, bu nereye kadar sürecek? İktidarı erken seçime zorluyorsunuz ama bu başarıya ulaşabilir mi? Bunlar miting değil eylem olduğu için sönümlenmiyor. Bunu eylem olarak tanımlayıp sürdürdüğümüz için en zor günde yapmıyoruz, sınav varsa yapmıyoruz, bayramda yapmıyoruz misal. Ne zamana kadar yapacağız? Sonuç alana kadar. Arkadaşlarımız gözaltına alındıkları gün başladık, devam ediyoruz. Arkadaşlarımızın tutukluluklarının sonlandığı gün bırakabiliriz; Ekrem İmamoğlu dahil. Bunlar tepki mitingi bırakabiliriz. Aralık sonuna kadar takvimimiz hazır. Kesinleşenler var. Aday serbest kaldı diyelim, tepkisel mitingi durdurabiliriz sonra adaya bu tepki mitinglerini erken seçim mitinglerine dönüştürmeyi teklif ederiz. Eylem tarzındaki mitingleri tepkimizi gerektirecek şartların ortadan kalkması lazım. Adayımız ile birlikte değerlendirir, format değişikliği ile devam ederiz. Mutlu olduğum şey şu; toplumun farklı kesimleri CHP'ye mesafe koyar, yaptıklarını eleştirir, bir kısmı burun kıvırır bir kısmı CHP'ye halkı uzak görürdü. CHP'nin yaptığı bu iş şimdi popülerleşti. Herkesin eylemlere katılım talebi var. Bu tepkiyi ortaklaştırdık ve popülerleştirdik. Bu mitinge katılmayı itiraz etmenin, muhalif olmanın ya da hukuksuzluklara itirazın popüler bir yolu olarak görüyor insanlar. Kadın örgütleri geliyor başka siyasi partiler, sendikalar geliyor. CHP mitingi değil. Toplumsal muhalefete alan açıyoruz. Gitgide güçlenmesinin sebeplerinden biri de bu. Popülerleştirememe Türkiye'de muhalefetin sorunudur. Bu o açıdan önemli. Söylem ile popülizm yapmak ayrı bir şey, bir eylemin popülerleşmesi ayrı bir şey. "Adil yargılama beklemiyorum" İBB soruşturmasında suç örgütü lideri Aziz İhsan Aktaş, açıklamaları ile CHP'yi hedef aldı. Hala iddianame hazırlanmadı. İddianame hazırlandıktan sonra nasıl bir yargılama süreci bekliyorsunuz? Şu andaki Çağlayan'daki ekiple, bizim "Ak Toros" dediğimiz ekiple veya İstanbul'a görevlendirilen Akın Gürlek'in ekibinden bir adil yargılama beklemiyoruz. Aksine bu ekip, mesele öyle bir noktaya geldi ki, bu ekibe görev verenler; "gidin bu işi halledin" veya bu ekip "biz bu işi halledeceğiz" gibi diyaloğun altında kalmış durumda. Adil yargılama beklemek mümkün değil. Suç üzerinden suçluyu bulmak üzerinden yargı gider. Burada suçtan suçluya gidilmiyor bir suçlu belirlemişler, Ekrem İmamoğlu’nu belirlemişler. Onu alıyorlar etrafındakileri ailesini alıyorlar suç icat etmeye çalışıyorlar. Birkaç yöntemi var. En somutu şu: Normalde belediyeyi Sayıştay denetler kusur bulunursa suç duyurusunda bulunur. Burada tüm dosyaları isteyip suç arıyorlar. 2019 öncesine de bakmıyorlar bile. Tehdit de ediyorlar. Şirketlerin mal varlığına el koyuyorlar sonra şirketleri itirafçı olmaya yani iftiracı olmaya zorluyorlar. Ekrem İmamoğlu'na suç bulmaya çalışıyorlar. Bir suç var; örneğin "x ihalesinde suç var, sorumlularını alayım yargılayayım" deseler buna ne zaman bir şey demişiz ama burada suçlunun suçu; "Erdoğan'ı yenme suçu", suçlu Ekrem İmamoğlu… Gelecekte bu suçu işleyeceğine dair yaygın şüphe var. Bunun üzerine harekete geçip suç bulmaya çalışıyorlar. Kullandıkları araçlar teker teker çöktü. Gizli tanık dediler somut delille ilişkilendiremediler. İkincisi; itirafçılık mekanizması. Alıyorlar insanları ve itirafçı olursan çıkarsın, iftira ettiklerin kalır diyorlar. "Savcılar suç işlemeye başladı" En somut örneği Aziz İhsan Aktaş. Suç örgütü lideri dışarıda, suçladıkları içeride… Bu suçu herkesle işlediği iddia edilen kişi dışarıda. Bu suçu Aziz İhsan Aktaş ile bir kere işlediğini bu kişinin iddia ettikleri, iftira ettikleri içeride. Kimi hedef alıyor, Adana'yı alıyor misal, sert tweet atan Aykut Erdoğdu'nu hedef alıyor. Bu sistem de çöktü. Üçüncüsü; savcılar o kadar kişisel davranıyor ki; davada mağdur olan avukat tutar bu davada hukuk tarihine geçecek şekilde savcılar avukat tutmuş durumdalar. Bazı avukatları kişilere, ailelerine yollayıp, "böyle bir söz söyleyin, seni dışarı çıkaracağız" diyorlar. Savcılar suç işlemeye başladı suç bulacağım diye. Mesele kişiselleşti. İftira yöntemleri ile suç icat edecekler ya da kendileri yargılanacaklar çünkü suça bulaştılar. "İmamoğlu'na siyasi yasağı kaldırma hedefi belirler" Ekrem İmamoğlu sizin adayınız ancak kamuoyundaki kanaat aday yapılmayacağı yönünde. Siz kendinizi ön plana atmayacağınızı da söylediniz. Mansur Yavaş'ın ismi dillendiriliyor. Siz şartlar gereği "ben yokum kesinlikle" mi diyorsunuz, Mansur Yavaş mı olur? Yoksa aday arayışınız sürecek mi? Meseleyi bu boyutuyla bütünüyle tartışmak lazım. Bu işin bir boyutu yok. Çok fazla boyut var doğru karar vermek gerek. "Aday olur musun, olmaz mısın?" diye sorunca "olmam" deyince hemen "aday değil" diye başlık atılıyor. Mansur bey konusunda "adaydır", "değildir" diye başlık çıkartıyorlar. Meselenin kendisi çok başka. Ekrem İmamoğlu benim adayım da partinin adayı da değil. 15,5 milyon insan geldi dayanışma için oy kullandı. Oy kullananların 1.8 milyonu CHP üyesi. 13.5 milyonu CHP üyesi dahi değil. Aday bizim adayımız değil ki biz değiştirelim. 15.5 milyonun adayıdır. Görünen o ki bu nedenle adaylaşmasın diye iktidar her şeyi yapacak. Diploma davasında doğru yaklaşım gösteren hakimlerin sürülmesi, İmamoğlu hakkında hâlâ yazılmayan önüne gelen herkesin iftiracı yapıldığı bir süreçte akıllarda "ya aday olamazsa" sorusu var. Bunu İmamoğlu da söyledi. İmamoğlu aday olamazsa elbette aday belirlenecek. Ben kişi tarif etmeyi, kendimi tarif etmeyi, makam tarif etmeyi, yöntem tarif etmeyi doğru bulmuyorum. Bir şeyi doğru buluyorum, en doğru adayı bulma sorumluluğumuz var. Anketlere bakıyorsunuz, İmamoğlu yeniyordu Erdoğan'ı, bunun dışında bir kişi yeniyorsa neden maceraya atılalım. O kişinin adaylığını halk yoklaması ile bir Pazar günü toplumsallaştırabiliriz. Bir kişi Erdoğan'ı yeniyorsa onun karşısına zaten başka CHP'li aday çıkmaz. Ben de çıkmam, başkası da çıkmaz. O isim kendisine seçimi kazanma, aday yapılmayan Cumhurbaşkanı adayımıza yeniden siyaset yolu açma hedefi belirler. Siyaset yasağını kaldırma sorumluluğu verir. İnsanlar, Erdoğan gibi figür karşısında güçlü aday arıyorlarsa kamuoyu yoklamalarına da bakmak gerek. Bu yönetebilir algısının yüksek olması, geçmişinde başarı hikayesi olan ve güven veren bir isimle yola çıkmak gerekecek. Birden çok yöntemi tarif ediyoruz, kamuoyu araştırmaları ve toplumsal rıza aramak. Mutlaka bu adaylığı en geniş toplumsal kabulle açıklamak zorundayız. Diğer muhalefet partilerinde de ortak aday söylemleri var, bunu da ben kıymetli buluyorum. İlk turda birlikte mi girilir, ayrı mı girilir değerlendirilir. Muhalefet ortak adayda birleşelim diyorsa endişe duymayız. "Demokratikleşme için MHP ile yürürüz" mesajı Devlet Bahçeli'nin Selahattin Yılmaz soruşturması sonrası verdiği tepkiyle sizi eleştirdi. Siz de "Özgürüm sana söylüyorum ittifak ortağım sen anla diyor aslında" dediniz. Kastınız tam olarak neydi? Cumhur İttifakı içerisinde bir tartışma mı görüyorsunuz? AK Parti ve Cumhur İttifakı'nın parçalanması, birbirine düşmesinden medet umuyor değilim. Bir gerçeklik var Devlet Bahçeli'nin de ısrarla savunduğu, MHP'nin ifade ettiği, Bahçeli'nin vurguladığı "terörsüz demokratik Türkiye" süreci var. Biz demokrasi boyutunu da en az terör kadar önemsiyoruz. Demokrasinin olmazsa olmazı yargı bağımsızlığıdır. Türkiye'de yaşananlar bunu zedeliyor. Bahçeli, iddianame yazılması, tutuksuz yargılama gibi mesajları var. Devlet Bey'in söylemesi kıymetli. AK Parti de ittifak ortağı ile uyumlu olarak bunları söylese aralarından su sızmasın bana ne… AK Parti’de sessiz bir çoğunluk da böyle düşünüyor ama karar vericiler bu noktada değil. AK Parti'nin talimatlandırdığı ve siyasette yol temizliği yapan, Çağlayan'da görev yapan arkadaşlar var. Beyaz Toros ile fotoğraf verecek kadar gözleri döndü. Bahçeli'nin tepkisi ittifak ortağınadır. Hala aynı noktadayım, bunu siyaseti takip eden herkes bilir. Devlet Bey’in ittifak üzerindeki gücünü de düşününce, ittifak ortağını bir an önce bu davaların iddianamelerinin yazılması, yargılamaların başlaması noktasına çekmesini ümit ediyorum. "Onlar kavga etsin birbirine düşsün biz aradan çıkalım" gibi bir derdim yok. Devlet Bey'in hukukun üstünlüğü, demokratikleşme ile ilgili beklentisi ve derdi ittifak ortağından birlikte yürüyemeyecek noktaya gelirse, biz demokrasi yolunda herkesle yürürüz ona da bir itirazım yok. Demokratik ve terörsüz Türkiye için biz herkesle yürürüz. Meclis'te kurulan "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu"nda birçok görüş ele alınıyor. "Umut hakkı" verilmesi, "genel af” gibi başlıklar konuşuluyor. CHP'nin tutumu ne olur? Komisyona önerilerimizi sunduk. Bu bahsettiğiniz konuların komisyonda tartışıldığı da yok. Komisyon, terörsüz Türkiye'nin yanı sıra demokratikleşme adımları da atarsa büyük bir mutabakat yakalar ve sonuç alır. Komisyon, çok sınırlı ve sadece İmralı'daki yapılan müzakerelerde devletin taahhütlerine indirgenirse bu komisyonu en çok savunan ve savunmakta da en zorlanan AKP-MHP işine de yaramaz. İddia edilen pazarlık görüntüsünü güçlendirir. Demokratikleşme adımlarıyla birlikte ilerlemesi Türkiye demokratik ve özgür hale geliyor bu yapılırken de terör örgütü ile ilgili adımlar da atılıyor görüntüsü bu işi çözer. Benim umudum bu yönde ama şu ana kadar bir takım değerlendirmelerden bu konuda bazı sıkıntılar olduğunu görüyorum. AKP, komisyonu "terörsüz Türkiye" süreci ile kısıtlanması görüşünde… Ben bunları komisyonun geleceği açısından da başarısı açısından da riskli buluyorum. Oysa doğru okuma yapan birisi en geniş toplumsal rıza üretmek için demokratikleşme zeminini güçlendirmek için adımları atmalı ve bu konuda herkesin rızasını kazanmanın gerekliliğini görür. Yoksa kimse AKP"nin konuş dediğini konuşup, kabul et dediğini kabul edip, dağıl deyince dağılmak için o komisyona girmedi. "İyi niyetimizi suistimal etmesinler" Komisyon bu eleştirdiğiniz hatta giderse komisyondan ayrılmanız, masadan kalkmanız gündeme gelir mi? Meclis Başkanı'nın "demokratikleşme bu komisyonun işi değil" diye açıklamalar yaptığını yazan köşe yazarları var. Oysa ki tutanaklar ortada, tam tersi ifadeleri var. Bu AKP komisyonu değil. Cumhur İttifakı komisyonu da değil. Biz bunun için masada olup komisyonu bu konuda çalışmaya teşvik edeceğiz, mücadele edeceğiz. Kuruluşunda "demokratik Türkiye" diyor zaten. Amacı dışına çıkılırsa millete şikayet ederiz. Komisyondan kalkma ise, AK Parti'ye şu lüksü vermem; siyasi rakipleriyle oyunda karşı tarafın hamlesini bilme lüksüne sahip olmamalı. "Şöyle olursa kalkarım" dediğin zaman AK Parti senin hamleni bilecek. Kalkar mıyım? Kalkmaz mıyım, Oturur muyum, oturmaz mıyım, ben bilirim. İyi niyetimizin suistimaline de izin vermeyiz. "En başarılı günlerimiz, hâlâ birinci partiyiz" İstanbul kongresi iddianamesinde suçlamalar var. Bunun yanında bir "mutlak butlan" davası var kurultaya dair. Bu davalar CHP içerisinde iç karışıklık çıkarır mı? İstanbul ya da genel merkez kurultayı ile ilgili tartışma açan her şey iktidar planının parçası. Bu yüzden mutlak butlan değil, CHP örgütüne mutlak sabır ve sükûnet tavsiye ediyorum. Bu konuyu konuşmamızı istiyorlar. İlk gün duyunca sonuç odaklı dava olmaz demiştim. 47 yıl sonra birinci parti olmuş, yerel seçimlerde yüzde 65 belediye yönetme yetkisi almış partiye kimse kayyuma cesaret edemez. Bu sonuç odaklı değil süreç odaklı dava. Tartıştırıp, yıpratma davasıdır. CHP"liler bu tartışmaya başladığı anda anketlerde hafif düşüş ve umutsuzluk oluyor. Partimiz yarım asırdır en başarılı en motive günlerini yaşıyor. Bunun sönümlendirilmesi ancak iç tartışma ile olur. Ben bu konuya girmiyorum, kimsenin de girmesini tavsiye etmiyorum. Anketler nasıl, hâlâ birinci parti misiniz? Evet. Daha çok yeni gelen anket var, bugün geldi. Güvenilir bir anket. Bütün partiler buna abone. (Anketi göstererek) Yüzde 34,7 CHP, yüzde 32,8 AKP. CHP'nin son bir ayda 0.3 oy artırıp AKP’nin 0.4 düştüğünü gösteriyor. Çok uzun süredir CHP birinci parti. Şunu da söyleyeyim; bu anket CHP açısından en kötümser anketlerden birisi. AK Partililerin raporlarını kıymetli buldukları dahil dokuz firmadan anket alıyoruz. Yerel seçimlerden sonra 17 ay geçti. 17 ayda sadece dört ay ikinci parti olduk 13 ay birinci parti olduk. Mart'tan bu yana hep birinciyiz. CHP'nin parti içi tartışmalarla meşgul edildiğimiz bir de Tüzük Kurultayı oldu ve kurultay aylarında geriledik. CHP içe dönük konuşulunca geriye düştüğü oldu. Kötümser anketlerde 2-3 puan iyimser anketlerde 6-7 puan önde olduğumuz görünüyor. "Başkanlarımızı tehdit ediyorlar" Özlem Çerçioğlu ve bazı ilçe başkanları AKP'ye geçti. Başka belediye başkanlarınızla AKP'ye geçme ihtimali var mı? Beyoğlu'nda şöyle bir şey yaşadık. Suçsuz günahsız belediye başkanımızı tutukladılar. Belediye meclis üyelerimizde fark iki idi. İkna eder alırız diye hamle yaptılar. Bu tip işler yapıyorlar. Pek çok belediye başkanımıza da, kimi küçük belediyelerimize "ekonomik zorluklar var biz sana iyi imkanlar sağlarız" diyorlar. Kimini dosyaları ile tehdit ediyorlar. "Ya hapse atıl ya partime katıl, AK Parti'ye katıl" diye sistem var. Buna teslim olanlar var. Aydın, Şehitkamil ve Altınova belediyesi teslim oldu. Aydın Büyükşehir Belediye başkanının başına gelen, lakabıyla falan öne çıkan ve CHP kimliği olan birisinin seçildiği kentte düştüğü hal ortaya çıkınca, sokağa adım atamaması nedeniyle bir belediye başkanının düşebileceği en kötü duruma düştü. Bu da tekliflerin götürüldüğü diğer kişiler açısından aksine caydırıcı bir durum ortaya çıkarıyordur. DW