

2026-07-24
Yeni partiyi yorucu ve yıpratıcı olabilecek bir kimlik ve ideoloji tartışmasından esirgemenin en etkili yolu, kapsayıcı, icraatçı ve kadrocu olmaktan geçiyor.
MESUT YEĞEN
Beklenen, olması gereken oldu. CHP’nin kurultay yoluyla seçilmiş, meşru yöneticileri yeni bir parti kuruyor. İşlerin butlan kararının alındığı ilk gün buraya gideceği belliydi ama herkesin daha iyi bir yol olmadığını görmesini beklemek ihtiyacından olsa gerek, yeni parti bugüne kaldı. Butlan kararını alanların CHP’yi meşru yöneticilerine geri vermeyeceğini tahmin etmek zor değildi ancak herkese başka bir yol kalmadığını göstermek ihtiyacından olsa gerek, yeni parti fikrinin olgunlaşmasını beklemek gerekti. Yeni partinin Özgür Özel CHP’sinden de yüksek bir seçmen desteği bulduğu anlaşıldığında, dengelerini bozup, kafalarını karıştırmak için de olsa, Özgür Özel ve ekibi bir tarihte CHP’ye dönmeye “davet edilir” muhtemelen. Bu mu olur, ileride bundan daha orijinal bir kumpas mı kurulur şimdilik meçhul ancak her ne olacaksa o olana kadar Türkiye’nin ana muhalefet partisinin, Türkiye siyasetinin iki oyun kurucusundan birinin yeni parti olacağı kesin.
Yeni partiyle yola devam edilecek olmasında bir sürpriz tabii ki yok ancak yeni partinin “kimliğiyle” ilgili tartışmanın, yeni partinin istikametiyle ilgili tefekkürün bu kadar zayıf kalması sürpriz sayılabilir. Eminim daha tartışılıp konuşulacaktır ancak CHP’den mecburen de olsa yeni bir partinin çıkacak olması siyasi tarihimizin en önemli gelişmelerinden biri ve fakat ortada bu gelişmeye denk düşen bir “yeni partinin kimliği ve istikameti” tartışması yok. “Kurucu ilkelere ne olacak”, CHP’nin ‘bagajları’ konulu bir iki laf edildi, edilmedi değil geride kalan zamanda. Ancak ortada güçlü kuvvetli bir tartışmanın, daha önemlisi bu konular etrafında ciddiye alınabilir bir anlaşmazlığın olduğunu söylemek mümkün değil. Zannımca, ilk bakışta beklenmedik, sürpriz görünen bu hal de aslında o kadar beklenmedik, o kadar sürpriz değil.
Açıklamaya çalışayım.
Kimlik ve İdeoloji
Butlancıların ve Perinçek’ten AK Parti kalemşorlarına, her cenahtan destekçilerinin çok arzulamalarına karşın yeni partinin kuruluşuna güçlü bir kimlik ve ideoloji tartışmasının eşlik etmemesinin ardında iki büyük sebep var. İlk sebep bu “teorik” tartışmanın bir kısmıyla da olsa pratik yoluyla, kendiliğinden yapılmış olması, ikinci sebep de mevzunun, konunun, en azından bugün için, bu olmadığının büyük çoğunlukça idrak edilmiş olması.
Beklenen ve “olsa da keyfini çıkarsak” diyerek kışkırtılmaya çalışılan kimlik ve ideoloji tartışması bir kısmıyla pratik olarak yapıldı derken şunu kast ediyorum: Cumhurbaşkanının halk oyuyla seçilmeye başladığı 2014’ten sonra kimin yürütmenin başında olacağını belirleyecek ana siyasi aktörlerden biri olabilmek için senelerce takılıp kalınan % 25 tavanını kırmak gereğinin idrak edilmesi 2018’den sonra CHP’yi pratik olarak da olsa kapsayıcı bir parti olmaya teşvik etmişti. 2017’de kabul edilen Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemiyle beraber CHP’nin müzminleşmiş iktidar olamama sorunu iyice derinleşince dönemin parti yönetimi biraz mecburiyetten olsa gerek daha kapsayıcı olmanın yollarını arar oldu malum. 2019 yerel seçimlerinde büyük şehirlerin pek çoğunda kentli seçmenlerin kimlik ve ideoloji demeden CHP’de ittifak etmesi de bu arayışı ödüllendirince CHP büyük teorik tartışmalara girmeden, pratik olarak daha kapsayıcı, illa bir kimlikle anmak gerekecekse, kapsayıcı sekülerliğe meyletmiş bir parti oluverdi. Bugün butlancılığa tenezzül etmiş olsa da dönemin CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu da pratik yoluyla gerçekleşen bu dönüşüme jest kabilinden de olsa bir iki tasarrufla katkıda bulundu. Ancak daha önemlisi, 2023 seçim yenilgisinin ardından yapılan kurultayda Özel-İmamoğlu çizgisinin onaylanmasıyla bu yoldaki pratik adımların en cüsselisi atıldı. Özetle, Baykal’ın genel başkanlığı döneminde SHP fikrinden uzaklaşarak pekiştirilen ve CHP’yi yüzde 20-25 aralığına hapseden “geleneksel” CHP kimliği ve ideolojisi ve bunun yol açtığı kapsayıcılık sorunu, aman aman bir kimlik ve ideoloji tartışmasına girmeden, pratik yoluyla, geride bırakılmış olmadı tabii ki ama zayıflatıldı.
Yeni partinin kuruluşuna güçlü bir kimlik ve ideoloji tartışmasının eşlik etmemesinin ikinci sebebi de kalabalıklara “mevzu o değil, bu” dedirten sağduyu. Önemi yeterince teslim edilmiyor belki ama Türkiye’de kalabalıkların önemli bir kısmı şaibeli 2017 referandumundan beridir adil ve müreffeh bir ülkede yaşamanın yolunun bugünkü otoriter rejimden kurtulmakla mümkün olduğunun farkında ve buna uygun tutum alıyor. Yeni partinin Özgür Özel yönetimindeki CHP’den bile daha yüksek oy alabilecek görünmesinin arkasında da bu idrak var. Kalabalıklar bugün ihtiyaç duyulanın kimlik ve ideoloji tartışmalarına gömülerek vakit ve enerji tüketmek olmadığını, çıkar yolun pratik yoluyla ve yetersiz de olsa kapsayıcılığa meyletmiş CHP’de toplaşarak bugünkü otoriter rejimden kurtulmaya çalışmak olduğunu idrak etmiş durumda. Hülasa, yeni partinin kuruluşuna güçlü bir kimlik ve ideoloji tartışmasının eşlik etmemesinin ardında bir de bu var: Mevzu kimlik değil geleceğimiz, mevzu ideoloji değil adalet ve refah diyen bir sağduyu. Özgür Özel’in “gömlek değiştirmiyoruz, ateşten gömlek giyiyoruz” çıkışı yeni partinin bu sağduyuya tercüman olmak yolunda olduğunu gösteriyor.
Yeni Partinin Şansı
Şunu teslim etmek zor olmasa gerek: CHP gibi bir kimlik ve ideolojiyle kuvvetli bir biçimde özdeşleştirilen köklü bir partiden yeni bir partinin “çıkışına” güçlü bir kimlik ve ideoloji tartışmasının eşlik etmemesi, “çıkanlar” açısından bir bakıma büyük bir şans. Kuvvetli bir kimlik ve ideoloji tartışması yapmamış olmak bugün de ileride de “sıkıntılara” yol açabilir elbette. Lakin, her türden siyasi kumpasın giderek olağanlaşıp sıradanlaştığı bir iklimde ve seçimlere çok da fazla zaman kalmamışken yeni bir parti için dağıtıcı olabilecek bir kimlik ve ideoloji tartışmasına çekilmek zorunda kalmamış olmak esas olarak hayırlı bir durum. Hele de, hayatın pratik tarafının ve kalabalıkların sağduyusunun yarattığı bu şansın pekiştirilip, büyütülebilmesi imkânı varken. Gördüğüm şu: Bir kimlik ve ideoloji tartışması yapmaya mecbur kalmadan yeni bir parti kuruyor olmanın yarattığı şans büyütülebilir ve hatta 2023’te yaşadıklarımızı yeniden yaşamamak için büyütülmek zorunda.
Söz konusu “şansı” pekiştirip büyütmenin temel bir yolu var: Yeni partiyi “yapabilir” kılmak, “yapabilir” göstermek. Ne demek istediğim açık olsa gerek ama 2023 seçimlerinde olanları hatırlatarak daha açık kılmaya çalışayım. Bir açıdan bakıldığında bugün yeni partinin önüne çıkan şans Kılıçdaroğlu liderliğindeki altılı masanın da önüne çıkmıştı. Seçmen, 6+1’lik bir beş benzemezler koalisyonu olmasına rağmen ya da tam da bu sebeple ve “mevzu o değil, bu” diyerek muhalefeti büyük bir kimlik ve ideoloji tartışmasına girmeye zorlamamış ve lakin Kılıçdaroğlu’nu “yapabilir” bulmadığından rahatlıkla kazanılabilir bir seçim kaybedilmişti. Hülasa, şans bir zamandır var ve fakat uyarınca kullanmak ve büyütmek gerekiyor.
2023’te başımıza gelenin tekrar etmemesi, yeni partinin “yapabilir” bulunup, “yapabilir” görünmesi için yapılabilecekler de belli: Yeni partiyi icraatçı, kadrocu kılmak ve kapsayıcılık arızası vermemek. Yeni parti güçlü bir kadroyla iyi bir vitrin oluşturur, iyi çalışılmış bir icraat programı üretir ve kapsayıcılık arızası vermezse “pratiğin” ve kalabalıkların sağduyusunun yarattığı “partiyi güçlü bir kimlik ve ideoloji tartışmasından esirgemek” şansını büyütebilir gerçekten. Haddizatında, yeni partiyi yorucu ve yıpratıcı olabilecek bir kimlik ve ideoloji tartışmasından esirgemenin en etkili yolu zannımca kapsayıcı, icraatçı ve kadrocu olmaktan geçiyor. Elbette tersi de doğru: Yeni partiyi yorucu ve yıpratıcı bir kimlik ve ideoloji tartışmasına çekmenin en garantili yolu da yapabilir olmayı, yapabilir görünmeyi becerememekten geçiyor.
Perspektif
POLITIKA
2026-07-23Barışın En Zor Sorusu
2026-07-21‘Barış sürecinde umut var mı?’
2026-07-17PSK: İran İslam Cumhuriyeti’nin Peşmerge Güçlerine Yönelik Saldırılarını Mahkum Ediyoruz
2026-07-16Asker kalkışmasının siyasi kadroları kim(ler)?
2026-07-1610 yıl sonra 15 Temmuz darbe girişimi
2026-07-14Haaretz: Mossad, Ahmedinejad’ı İran’ın yeni lideri yapacaktı
2026-07-12Birlik, Ama Kiminle ve Nasıl?
2026-07-07Mehter Marşı eşliğinde F-35 ricası
2026-07-06Ankara ile Irak Kürtleri yeni bir stratejik sayfa açabilir mi?
2026-07-02PSK: Alevilerin Tüm Hakları Kayıtsız Şartsız Tanınmalıdır
2026-06-29TEMA gönüllüleri nasıl suçlu oldu?
2026-06-29Emel Memiş, Yıldız Tar ve diğerleri…
2026-06-242016'da kaldırılan dokunulmazlıklar ve CHP'nin rolü
2026-06-24Xaltîka Sosê’nin komün ile imtihanı
2026-06-19Barış inşası ve demokratikleşme
2026-06-19TÜSİAD’dan al haberi
2026-06-18“Demokrasi olmadan barış olmaz”
2026-06-06PSK: Burjuva Kibrini Ve Şovenizmi Reddediyoruz!
2026-06-04Bay Kemal'in Kemal Bey, Öcalan'ın kurucu önder olmasının hikmeti
2026-06-04Hassan Zadeh, İran'da riskler ve fırsatlar konusunda Kürtleri uyarıyor