

20.11.2023 11:58:37
Gazetecilik (Medya) mesleği dünya genelinde oldukça karmaşık ve zor süreçlerden geçiyor. Bu zorluğun temel kaynağı; ulus ötesi, küresel şirket ve platformların dünyadaki başarılı ve ulusal kurumların ürünlerini ele geçirmesidir.
Sosyal medya platformları ile elektronik arama motorları medya kurumlarının ürünlerini almakla sınırlı kalmıyor, aynı zamanda reklam veren alıcı, büyük ve küçük şirketlerin reklamlarını da alıyor. Bu durum basın özgürlüğüne etki ediyor. Özgür basın da demokrasinin dinamosu ve iktidarın gözlemcisidir. Yani bunlar sadece diğer şirket ve kurumların üretimlerinden yararlanmıyorlar, aynı zamanda özgürlük ve demokrasi alanlarındaki zafiyetin faturasını da yine medya şirketlerine kesiyor ve bu sorumluluğu onlara yüklüyorlar.
Medyada ortaya çıkan bu yeni durum beraberinde kağıt üzerinde basılan gazetelerin yayımını sekteye uğrattı. Bu gelişme özellikle bölgemizdeki medya açısından oldukça zor bir durum. Örneğin 42,3 milyon nüfuslu Kürdistan Bölgesi ve Irak’ta günde 1000 adet bile satan matbu bir gazete yok. Bu gelişmelerle birlikte, ifade özgürlüğünün ve sivil toplumun önemli bir kaynağı olan gazetenin yayım hayatı son buldu.
Matbu gazeteler Kürdistan Bölgesi başta olmak üzere hem Irak hem de Orta Doğu’daki önemli haber ve bilgi kaynağıydı. Çünkü bu bölgede ortak kablo yayın sistemi bulunmuyor. Televizyonlardaki içerik ve üretim satın alma geleneği bu bölgede hala oluşmadı. Bu durum sosyal medya ve dijital medyadan kaynaklanan bazı etkenlerden dolayı Orta Doğu’daki medya kurumlarının gelir kapısına neredeyse kilit vurmuştur.
Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri ve diğer birçok ülkede ortaya çıkan bu yeni koşullar, bazı hükümetler ile büyük sosyal medya ve dijital medya şirketleri arasında tartışma konusu ve hatta büyük bir hukuki çekişme haline geldi, ancak Orta Doğu'da henüz bir tartışma konusu ve hukuki bir çekişme haline gelmedi. Dolayısıyla bizler bu bölgede hâlâ dünyadaki çekişmelerin örnekleri üzerinde çalışıyoruz. Gelecek yıl Abu Dabi'de yapılacak Dünya Medya Kongresi'ni bu konuyu tartışmaya teşvik etmenin büyük bir fırsat olacağına inanıyorum.
Geçtiğimiz hafta Pazartesi günü ekonomist Kevin M. Murphy çok ilginç birkaç bilgi paylaştı. Murphy, Google'ın sahibi Alphabet'in talebi üzerine Washington'da ABD Adalet Bakanlığı ile Google arasındaki tekel anlayışı ile mücadele konusunda açılan davanın duruşmasında şahit olarak katıldı. Murphy, Google’ın reklam gelirinin üçte birini Apple’ın arama motoru Safari’ye ödediğini söyledi. Financial Times’ın raporuna göre Apple, Google ile yaptığı anlaşmadan 18 milyar dolar gelir elde etti.
Bu alıcılar için büyük bir haber, ancak içerik üreticileri ve bilgi derleyici şirketler için adaletsiz bir uygulama. Çünkü bilgi ve içerik üreticiler, yaptıkları çalışmalar karşılığında bir ücret almıyor. Bunun yerine arama motoru gibi yaygın kullanılan uygulamalar herkesin emeğini alıyor.
Kanada parlamentosu, geçtiğimiz Haziran ayında “İnternet Haberciliği” yasasını kabul etti. Altı ay sonra yürürlüğe girecek olan bu yasa, Facebook gibi küresel platformların, haber dağıtmalarına izin vermek için Kanada'daki haber kuruluşlarıyla anlaşmasını zorunlu kılıyor. Facebook ve Instagram, Kanada'daki haber ajanslarının sayfalarını Ağustos ayından bu yana askıya alırken Meta, kullanıcılarının ana motivasyonunun haber olmadığını ve bu hikâyeleri kendilerinin yayınlamadığını, dolayısıyla bu yasanın adil olmadığını açıkladı. Rûdaw, güvenilir haber kaynaklarından biri ancak bu nedenlerden dolayı Facebook ve Instagram'daki paylaşımları Kanada'da görülmüyor. Kanadalı haber kaynakları, sosyal medya platformlarının yasaya tabi olması halinde yıllık 250 milyon dolar gelir elde edebileceklerini söylüyor. Her ne kadar Kanada'da haber kuruluşlarının uygulamalarının indirilme oranlarında artış olsa da, sosyal medya platformları üzerindeki baskılar henüz sonuç vermiş değil.
Bu tartışmalar her geçen gün biraz daha genişliyor aynı zamanda hukuki bir çekişme haline de geliyor. Öyle gözüküyor ki tartışmalar daha da kapsamlı ve şiddetli olacak.
Google, Facebook, X, TikTok ve diğer platformlar bilginin yayılmasını ve küresel iletişimi genişletmede büyük bir devrim oldular ancak dünyadaki medya gelirleri üzerinde büyük bir etki yarattılar. Şu anda en çok gelir sağlayan şirketler haline geldiler. Ancak büyük ve küçük medya kuruluşlarının gelirlerinde düşüş daha da devam edecek. Bunun etkisi Orta Doğu'da daha da fazla olacaktır.
Geçmişte en doğru ve en çok haberi paylaşan medya kuruluşuna, alıcılar, ürün ve hizmetlerinin reklamını yapan firmalar güvenirdi ama artık bu durum çok değişti. Aynı zamanda sosyal medyada reklam vermek hâlâ televizyonlardan çok daha az gelir sağlıyor, bu nedenle medya kuruluşları bu şirketlerin yüzünü kendi sosyal medya kanallarında televizyonlarına taşınmasını istemiyor çünkü çok para kaybediyorlar. Kaldı ki bu şirketler sosyal medya platformlarında daha ucuza reklam verebiliyorlar. Güvenilir sosyal medya platformlarında ürün ve markaların reklamlarının yapılması çok daha etkili olsa da özellikle sosyal medyadaki sahte haberlerin artması, güvenilir medyanın etkisini artırdı ve artık yapay zekâ çağında derin sahte haberler ortaya çıkmaya başladı.
Orta Doğu; Rûdaw ve benzeri büyük haber kaynaklarına sahip, ancak Orta Doğu’da medya kuruluşlarının üretimleri gelirlerinden daha fazla. Örneğin Rûdaw kısa yayın ömrüne rağmen sosyal medyada büyük ve etkili bir rakama sahip. Rûdaw’ın, dünyanın en büyük ajanslarından Associated Press ile ortaklık sözleşmesi var. Rûdaw IŞİD savaşı döneminde dünyanın güvenilir haber ve bilgi kaynağı olmaya başladı. O günden bu yana da dünyada ve bölgede haber kaynağı olamaya devam ediyor. Bu başarılardan dolayı 2018 yılında BAE’nin Dubai kentinde Rûdaw, “Orta Doğu’daki sosyal medya habercilik” dalında WAN-IFRA Ödülü’ne layık görüldü. Rûdaw, dijital medyada 4 farklı dille yayın yapıyor. Rûdaw’ın Sorani bölümünün Facebook hesabı sadece 23 günde (27 Eylül-20 Ekim arası) 1 milyar izleyici kitlesine ulaştı. Öte yandan Ekim ayının sadece 11 gününde 136 milyon kişi Rûdaw’ın Sorani bölümünde yayımlanan videoları izledi. Dolayısıyla Facebook'un kendisi bize 14 günde 61 milyon gönderi etkileşiminin, 8 milyon 538 bin takipçinin etkisinin 30 milyonun potansiyeli kadar olduğunu gösteriyor. Öte yandan Rûdaw web sitesinin sadece Ekim ayında 4 milyon 261 bin ziyaretçisi vardı.
Medyanın özgür ve gelişmesi için kendi geliriyle kendini yaşatması gerekiyor. Bu nedenle büyük dijital ve sosyal medya şirketleri, basına karşı büyük bir sorumlulukla karşı karşıyadır. Tartışmaların devam etmesinin mevcut duruma çözüm getireceğinden eminim.
Rûdaw
2026-01-06Vahap Coşkun: “Olmazlar” değil “Olurlar”
2026-01-05Yıldıray Oğur: Neden ‘Saraydan Kız Kaçırma’dan daha kolay oldu?
2025-01-04Emine Uçak Erdoğan: Yaşam Hakkı Meselesine Dönüşen Adalet Mücadelesi
2026-01-04Murat Sevinç: Murat Ağırel elbette yalnız değildir!
2026-01-02Berrin Sönmez: Şalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi?
2025-12-29Ayşe Hür: Roboski Davasına Derkenar
2025-12-29Cihan Ülsen: Roboski: Hatırlanamayan bir şey
2025-12-26Murat Sevinç: Leyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı?
2025-12-25 Yetvart Danzikyan: Leyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin?
2025-12-25Ali Bayramoğlu: Memlekette siyasetin kültürü…
2025-12-25Hasan Danayifer*: ABD İçin Ortadoğu artık önemini yitirdi mi?
2025-12-24Cihan Ülsen: Yanlıştır ama: Tribün refleksi denen şey
2025-12-20Umur Talu: Ahmed bize ne anlattı?
2025-12-20Vahap Coşkun: Küfürbazlar ve ötesi
2025-12-16Umur Talu: Mesele inanmak değil, anlamayı istemek!
2025-12-13Umur Talu: ‘Utanma utanma… Ot diktin ocağıma’
2025-12-09Gökhan Bacık: Kürt açılımı hangi barışı getirecek?
2025-12-09Fethiye Çetin: “Kafesim geniş ve ben de uysalca volta atıyorum içinde”
2025-12-09Ohannes Kılıçdağı: Barışırken tarihi ne yapacağız?
2025-12-08Emine Uçak Erdoğan: Derinleşen Hakikat Krizimiz ve Medya