Türkçe | Kurdî    yazarlar
ZAA Geri Gönderme Merkezinden Bir Kadının Tanıklığı

2026-07-10

Ben Gamze Yılmaz.

23 Haziran 2026 tarihinden bu yana Zürih'teki ZAA geri gönderme merkezinde tutuluyorum. Burada yalnız değilim. Benimle birlikte aynı belirsizliği yaşayan iki kadın daha var: 53 yaşındaki Mardinli Gülden Öztürk ve 28 yaşındaki, Etiyopya kökenli Yordanos Yared Tedla. Yordanos üç aylık hamile.

Dışarıdan bakanlar burayı sadece kapıları kilitli bir bina olarak görebilir. Ama içeride yaşananları kelimelerle anlatmak çok zor. Burada zaman geçmiyor; sadece korku büyüyor.

En ağır olan şey belirsizlik. Her gün ne olacağını bilmeden uyanıyoruz. Ne zaman kapımız çalınacak, ne zaman zorla bir uçağa bindirileceğiz, bunu bilmiyoruz. Bu bilinmezlik insanın zihnini kemiriyor.

Merkez, Zürih Havalimanı'na çok yakın. Gün boyunca sürekli uçaklar kalkıyor. Dışarıdaki insanlar için bu ses, belki bir tatilin, bir iş seyahatinin ya da sevdiklerine kavuşmanın habercisidir. Ama bizim için her uçak sesi korku demek.

Her uçak havalandığında birbirimize bakıyoruz. Kimse konuşmuyor. Sonra birimiz ağlamaya başlıyor. Bazen hepimiz aynı anda ağlıyoruz.

Artık ağlama krizleri günlük hayatımızın bir parçası oldu. Özellikle Yordanos'un hamile olmasına rağmen bu kadar büyük bir stres yaşamasını görmek içimizi parçalıyor. Onun sadece kendisi için değil, karnındaki bebeği için de endişeleniyoruz.

Korku ve kaygı bizi adeta felç etti. Geceleri uyuyamıyoruz. En küçük bir sesle irkiliyoruz. Sabahları yorgun uyanıyoruz. Günler geçtikçe psikolojik yük bedenimize de yansıyor. Sürekli halsizlik hissediyoruz, iştahımız azalıyor ve hiçbir şeye odaklanamıyoruz.

Biz suçlu değiliz. Hakkımızda verilmiş bir ceza yok. Buna rağmen özgürlüğümüz elimizden alınmış durumda. Sanki görünmez bir ceza çekiyoruz. Bu durum yalnızca bedenimizi değil, ruhumuzu da tüketiyor.

Ben sadece kendim için konuşmuyorum. Burada benim gibi sessizce acı çeken birçok insan var. Her birinin ayrı bir hikâyesi, ayrı bir korkusu ve geride bıraktığı bir hayatı var. Ama bu duvarların arasında sesimiz dışarıya ulaşmıyor.

Bu yazıyı okuyan herkese bir çağrım var.

Lütfen bizi sadece dosya numaralarından, istatistiklerden ya da sınır dışı edilmesi beklenen insanlar olarak görmeyin. Biz insanız. Bizim de hayallerimiz, korkularımız, ailelerimiz ve yaşama hakkımız var.

Bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, birilerinin sesimizi duyması.

Çünkü bazen insanı ayakta tutan tek şey, bir yerlerde hâlâ kendisini duyacak vicdanların olduğuna inanabilmektir.

DÜNYA