

2026-08-02
Transları yok etme çabası
Sarıyer Özel Açı Ortaokulu’nda öğretmen olarak çalışan Zoe Lila, cinsiyet uyum sürecinin okul yönetiminin bilgisi ve desteğiyle yürütüldüğünü ancak yandaş medyada hedef gösterilmesinin ardından sözleşmesinin yenilenmediğini anlattı. Lila, “Trans kadınların seks işçiliği dışında hiçbir alanda var olmasını istemeyen bir sistemin içindeyiz” dedi.
Sarya Toprak
Sarıyer Özel Açı Ortaokulu’nda beş yıldır İngilizce öğretmenliği yapan Zoe Lila, cinsiyet uyum sürecini öğrencileri ve velileriyle paylaşmasının ardından A Haber başta olmak üzere çeşitli medya kuruluşları tarafından hedef gösterildi.
Haberlerde eski ve yeni ismi ile fotoğrafları izinsiz biçimde kullanılan Lila, ölüm tehditleri nedeniyle evinden ayrılmak zorunda kaldı. İlk günlerde yanında olduğunu söyleyen okul yönetimi ise ameliyatından bir gün önce Lila’ya sözleşmesinin yenilenmeyeceğini bildirdi.
Yaşadığı süreci BirGün’e anlatan Lila, trans kadınların çalışma yaşamından sistematik biçimde dışlandığını belirterek tüm hak savunucularını dayanışmaya çağırdı.
Okuldaki sözleşmenizin yenilenmemesine uzanan süreç nasıl başladı?
Sarıyer Özel Açı Ortaokulu’nda beş yıldır çalışıyordum. Türkiye’ye döndüğümde, insan haklarını merkeze alan, açık görüşlü insanların bulunduğu bir okul olduğunu düşünerek burada kendimi güvende hissetmiştim.
Cinsiyet uyum sürecime başladığım anda durumu okul yönetimiyle paylaştım. Okul müdürü, müdür yardımcıları, insan kaynakları ve kurucu dahil olmak üzere yönetimin haberi vardı. Bana, “Bu bir insan hakkı, elbette yanındayız” dediler.
Yaklaşık iki yıl hormon kullandım. Bu süre boyunca doktor kontrollerine gittim ve okul da izinler konusunda bana destek oldu. Yani süreç en başından itibaren okul yönetiminin bilgisi ve onayıyla yürütüldü.
İsim değişikliğinizin ardından okulda nasıl bir planlama yapıldı?
Resmi isim değişikliğim Aralık 2025’te tamamlandı. Ancak okulda hâlâ eski ismimle bulunuyordum. Yönetim, eğitim öğretim yılının sonunu beklememizi ve açılma sürecini planlı biçimde yürütmemizi istedi.
Önce öğretmenlere, ardından öğrencilere ve velilere açıklama yapılması planlandı. Kaygısı bulunan veliler için de bir toplantı düzenlenmesine karar verildi. Ben de bu plana onay verdim.
Okul, dışarıdan bir psikiyatristten danışmanlık aldı. Ben de bu uzmanla görüştüm. Okulun kendi psikiyatristiyle de sürecin pedagojik açıdan nasıl yürütülmesi gerektiği konuşuldu.
Öğretmenlere ve öğrencilere yapılan açıklamalar nasıl geçti?
İlk açıklama 11 Haziran’da öğretmenlere yapıldı. Çok duygusal bir gündü. İnsanlar ağladı ve desteklerini ifade etti.
İngilizce öğretmenliğinin yanı sıra iki yıldır sınıf rehber öğretmenliği de yapıyordum. Yaklaşık 125 kişilik bir altıncı sınıf grubunu tanıyordum. 15 Haziran’da son ders saatine bir rehberlik dersi eklendi.
Rehberlik öğretmeni ve müdür yardımcısıyla birlikte sınıflara girdik. Öğrencilere iki yıldır hormon kullandığımı, operasyonun ardından hayatıma hissettiğim cinsiyette ve Zoe Lila ismiyle devam edeceğimi kısa cümlelerle anlattım.
Aynı akşam velilere bilgilendirme mesajı gönderildi. Daha sonra velilerle bir toplantı düzenlendi. Toplantının amacı kaygısı veya sorusu bulunan velilere alan açmaktı. Velilerin büyük bölümü olumlu ve destekleyiciydi. Yalnızca bir veli çocuğunun olumsuz etkilendiğini öne sürerek süreci eleştirdi.
Hedef gösterilmeniz nasıl başladı?
Pazartesi günü açıklama yapıldı. Salı, çarşamba ve perşembe günleri hayat normal biçimde devam etti. Cuma günü ise bir öğrencinin tabletinden alınan fotoğrafım A Haber’e servis edildi.
A Haber, okulun duyurusunu ve eski okul fotoğraflarımı kullandı. Eski ismim, yeni ismim, eski ve yeni soyismim yayımlandı. Böylece korkunç bir linç kampanyası başladı.
O gün gözlüklerimi takıp ağlayarak, kimseyle vedalaşamadan okuldan ayrıldım. Ardından haberler farklı sitelerde yayıldı ve ölüm tehditleri almaya başladım. Hafta sonu evimde kalamadım, evimi terk etmek zorunda kaldım. Okula dönmek de artık güvenli değildi.
Okul yönetimi hedef gösterildiğiniz ilk günlerde nasıl bir tutum aldı?
Başlangıçta yanımda olduklarını söylediler. Okuldan ve velilerden destek mesajları geliyordu. Okulun da bu süreçte benimle dayanıştığını düşünüyordum.
Ancak bir yandan da sürecin zorlaştığının farkındaydım. “Sonuna kadar yanındayız” denilen bir yerde, bir noktada elimin bırakılacağını hissediyordum.
Pazartesi ve salı günü okula gitmedim. Çarşamba günü, ameliyatımdan bir gün önce benimle çevrimiçi bir görüşme yapmak istediler. Ellerinden gelen her şeyi yaptıklarını ancak sözleşmemi yenileyemeyeceklerini söylediler. Orada her şey bitti.
Sözleşmenizin yenilenmemesine ilişkin size hangi gerekçe sunuldu?
Gönderdikleri ihbarnamede gerekçe olarak yalnızca “yaşanan durumlardan dolayı” gibi bir ifade yer alıyordu. Yaşanan durum dedikleri şey sanırım benim linç edilmemdi.
Ben hedef gösterildim, kişisel bilgilerim yayımlandı, ölüm tehditleri aldım ve güvenliğim tehlikeye girdi. Ancak bunun sonucunda işini kaybeden kişi de yine ben oldum.
Süreçte görev alan rehberlik öğretmeninin de işten çıkarıldığını söylediniz.
Evet. Rehberlik öğretmeni yalnızca bana destek olmak için oradaydı ve yönetimin hazırladığı planı uyguluyordu. Buna rağmen o da işten çıkarıldı.
Kendisine ihmal gibi bir gerekçe söylendiğini duydum ancak yazılı ihbarnamesinin içeriğini bilmiyorum. Yapılmaya çalışılan şey birilerini suçlu göstermekti. Yönetim, beni ve rehberlik öğretmenini kurban seçerek yaşanan süreci kapatmaya çalıştı.
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından okul hakkında başlatılan soruşturmada neler yaşandı?
Milli Eğitim Bakanlığı okul hakkında bir soruşturma başlattı. Öğrencilerle ve öğretmenlerle tek tek görüşmeler yapıldı. Neden böyle bir ders planlandığı, sınıflara kimlerin girdiği ve neler söylendiği soruldu.
Bazı öğretmenlerin bu planı bilmediklerini söylediklerine ilişkin duyumlar aldım. Ancak bu gerçek değil. Süreç okul yönetiminin ve öğretmenlerin bilgisi dahilinde, hep birlikte yürütüldü.
Ben de İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü müfettişleri tarafından ifadeye çağrıldım. Yarın ifade vereceğim, Eğitim Sen ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası da orada olacak. İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde bir eylemlilik planımız bulunuyor.
Hukuki olarak nasıl bir yol izliyorsunuz?
Ameliyatımdan sonra avukatımla birlikte hukuki süreci başlattık. Tazminat davası ve arabuluculuk süreci devam ediyor.
Sendikalar ve İnsan Hakları Derneği yanımda. Hukuki süreci üç avukatla yürütüyoruz. Bunlardan biri sendikanın avukatı, biri İHD’den Eren Keskin, diğeri ise kendi avukatım.
Ulusal ve uluslararası hukuk açısından çok sayıda hakkın ihlal edildiğini düşünüyoruz. Gerekirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar gideceğiz. Ancak daha erken aşamalarda, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’ndan veya ilk derece mahkemesinden olumlu bir karar çıkmasını umuyoruz.
Sizi hedef gösteren haberlere ilişkin erişim engeli kararı verildi mi?
Hayır. Avukatım tarafından iki ayrı başvuru yapıldı ancak henüz ne ret kararı ne de başka bir cevap geldi. Bir aydan uzun süredir bekliyoruz.
Bu haberlerde fotoğrafım ve kişisel bilgilerim iznim olmadan kullanılıyor. Haberler hem etik hem de hukuk dışı olmasına rağmen hâlâ kaldırılmadı.
İktidar istediği haberlere çok hızlı biçimde erişim engeli getirebiliyor. Ancak trans bir kadının güvenliğini tehlikeye atan içerikler söz konusu olduğunda hiçbir adım atılmıyor.
Yaşadıklarınızın Türkiye’deki diğer translar açısından nasıl bir anlamı olduğunu düşünüyorsunuz?
Ben çalışma hakkı gasp edilen ilk trans kadın değilim. Yaşadıklarımdan sonra benzer biçimde işinden edilen veya çalışma hayatında zor durumda bırakılan pek çok trans kadının hikâyesini duydum.
Bu politikaların “Aile Yılı”yla çok bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Bizleri yok etmeye çalışıyorlar. Trans kadınların seks işçiliği dışında hiçbir alanda var olmasını ve görünür olmasını istemeyen bir sistemin içindeyiz.
Kamu görevindeyseniz çok uzak yerlere gönderiliyor, özel sektördeyseniz işten çıkarılıyorsunuz. Yaşam koşullarımızı tamamıyla kötüleştiren bir sistem var.
Trans kadınlar LGBTİ+ topluluğu içerisinde hem hukuki hem de fiziksel varoluş bakımından en ağır mücadelelerden birini vermek zorunda kalıyor. Devletin temel görevlerinden biri güvenliğimizi sağlamak olmasına rağmen kamu kurumları ve medya kuruluşları tarafından hedef gösteriliyoruz.
Trans kadınların çalışma yaşamından dışlanması onları nasıl etkiliyor?
Bizler de okuyabiliyor, eğitim alabiliyor ve meslek sahibi olabiliyoruz. Ancak kamusal alanda görünür olmaya çalıştığımızda hedef gösteriliyoruz. Eğitim hayatında ayrı, çalışma hayatında ayrı bir ayrımcılıkla karşılaşıyoruz.
Trans kadınların çalışma hakkı fiilen gasp ediliyor. Bu şekilde seks işçiliğine itilmek isteniyoruz. Başka alanlarda çalışmamızın, ekonomik bağımsızlık kazanmamızın ve toplum içinde var olmamızın önüne geçiliyor.
Trans cinayetlerinin ve trans intiharlarının politik olmasının nedeni de budur. Yaşamaya hakkımız olmadığını düşünen bir sistemin içindeyiz. Buna rağmen direniyoruz, mücadele ediyoruz ve “Varız” diyoruz.
Onlar bizi eve kapatmaya çalıştıkça biz kamusal alanda görünür olmaya ve direnmeye devam edeceğiz.
Dayanışma süreci nasıl devam edecek?
Sendikaların, derneklerin ve insan hakları savunucularının içinde bulunduğu büyük bir dayanışma ağı kuruldu. Haftalık toplantılar yapıyoruz. Yakın zamanda sürecin takip edilebileceği bir internet sitesi de açacağız.
İnsanlar bana sık sık nasıl dayanışabileceklerini soruyor. Öncelikle bunun kişisel bir dava olmadığının görülmesi gerekiyor. Herkes şu anda Zoe Lila’nın yaşadıklarını konuşuyor ancak biz bu davanın emsal olmasını ve bir daha hiç kimsenin benzer bir ayrımcılıkla karşılaşmamasını istiyoruz.
Trans bir eğitimci olmak, eğitimdeki LGBTİ+ ayrımcılığının en ağır biçimlerinden biriyle karşılaşmak anlamına geliyor. Elbette gey veya lezbiyen bir eğitimci olmak da zor ancak trans eğitimcilerin yaşadığı ayrımcılık çok daha görünür ve ağır hale gelebiliyor.
Bugün birinin başına gelen yarın bir başkasının başına gelecek. Bu, sistematik bir şiddet silsilesi. Bu nedenle herkesi ses çıkarmaya, dayanışma sürecini takip etmeye ve birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.
BirGün
KADıN
2026-07-25‘Kadın sünneti’ tartışması bize ne söylüyor?
2026-07-16‘Cezasızlık sadece ceza vermemek değil, delilleri toplamamaktır’
2026-07-08Haziran’ın şiddet bilançosu: 30 kadın öldürüldü
2026-07-01Sözleşmeden çekilmek failleri cesaretlendirdi’'
2026-06-29Afganistan'da Taliban baskıyı artırıyor
2026-06-20Meclis’e girmek için kötü muameleye razı olmak mı gerek?
2026-06-18KCDP: Mayıs ayında 16 kadın cinayeti, 33 şüpheli kadın ölümü
2026-05-26Eren Keskin: Biz egemenimize benziyoruz
2026-05-23Kızlar Reis İstese bile Evde Kalır mı?
2026-04-26Yoksullukla kavga ede ede hayata tutunan kadınları dinlediniz mi?
2026-04-12Almanya'da tecavüz suçu vakaları yüzde 9 arttı
2026-03-26Kadınlara ihtiyacım var
2026-03-16Mersin’de 16 yaşındaki çocuğa istismar
2026-03-16Dilan'a ne yaptınız da...
2026-03-06Kolektif ihmalin adı intihar olamaz
2026-02-25Yas, sessizlik ve bastırılmış öfke
0006-02-19Kadınların hayatında devam eden yıkım
2026-02-10‘Erkek şiddetindeki artışın nedeni cezasızlık’
2026-01-22rakka'da saçları kesilen kadın savaşcıya dünyanın dört bir yanından destek
2025-12-22İran'da çeyiz yasası değişti, kadınların hakları kısıtlandı