Türkçe | Kurdî    yazarlar
128 isimden “Narin Davası’nda hukuksuzluğa dur de” bildirisi

2026-04-06

 

“Varsayımlar üzerinden üç aile üyesinin hayatı karartılmıştır”

Etyen Mahçupyan, Yıldıray Oğur, Oya Baydar, Hasan Cemal, Lale Mansur, Osman Can, Şebnem Korur Fincancı, Türkan Elçi, Emine Uşaklıgil, Nesrin Nas, Ömer Madra, Cengiz Çandar, Ali Bayramoğlu, Baskın Oran, Onur Erkan gibi isimlerin aralarında olduğu yazar, gazeteci, siyasetçi, hak savunucularından oluşan 128 isim Narin Davası'nda kesinleşen kararla ilgili şüpheler hakkında Anayasa Mahkemesi’ne çağrı yaptı.

Aydın, yazar, gazeteci, siyasetçi ve hak savunucularından oluşan 128 ismin imzaladığı bildiri şöyle.

Adalet ve hakikat için: Narin Güran Davası’nda hukuksuzluğa dur de!

21 Ağustos 2024’te kaybolan ve 19 gün sonra cansız bedeni bulunan 8 yaşındaki Narin Güran’ın yaşamdan koparılması, hepimizin yüreğinde derin bir yara bırakmıştır. Ancak bu acı olayın ardından yürütülen soruşturma ve kovuşturma süreçleri, maddi gerçeği ortaya çıkarmaktan ziyade, hukuka aykırılıklar ve hak ihlalleriyle dolu, adil yargılanma hakkını derinden zedeleyen sorunlu bir yargılama pratiğinedönüşmüştür.

Olay, ilk gününden itibaren magazinleşmiş ve ağırlıklı olarak reyting kaygısına, dedikoduya, sansasyona teslim olmuş bir televizyon haberciliği ile sosyal medya pratiğine yol açmıştır. Birçok asılsız senaryo üretilmiştir. Söz konusu infialin kışkırttığı linç kültürü, ortada hiçbir somut delil yokken aileyi şeytanlaştırmış ve adil yargılanma imkanını gasp etmiştir. Mahkemeler, hakikati aramak yerine adeta bu linç kültürünün ve gürültünün etkisi altında, vicdanları tatmin etmeyen, somut delillere dayanmayan kararlara imza atmıştır. 

Narin’in cansız bedeninde tespit edilen ve tıbben cinsel temas ve istismar şüphesine işaret edebilecek nitelikte olan PSA (Prostat Spesifik Antijen) bulgusu, kritik bir veri olmasına rağmen, soruşturma bu konuda yeterince derinleştirilmemiştir. PSA’nın varlığı, bu olayın cinsel istismar boyutunun bulunabileceğine dair güçlü bir ihtimali gündeme getirmektedir. Buna rağmen, bu bulgunun kaynağının ve mahiyetinin belirlenmesi için talep edilen ileri ve kapsamlı analizlerin yapılmamış olması, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından ciddi bir eksikliktir. Bu denli hayati bir şüphenin aydınlatılmadan bırakılması hem soruşturmanın bütünlüğünü zedelemiş hem de olası faillerin ve suçun gerçek niteliğinin ortaya çıkarılmasını engellemiştir.

Bugün Anayasa Mahkemesi aşamasında bulunan bu davanın en büyük garabetlerinden biri, sanıkların mahkûmiyetine gerekçe yapılan “daraltılmış baz” adı verilen teknik verilerdir. Ülkemizin önde gelen adli bilişim uzmanları, “daraltılmış baz” analizinin literatürde yer almadığını, bilimsel hiçbir karşılığının olmadığını, geçmişe dönük sinyal ölçümleriyle oda oda yer tespiti yapılamayacağını defalarca belirtmiş, bu konuda uzman görüşleri hazırlamışlardır.

Ayrıca, sanıkların dijital cihaz incelemelerine yönelik dosyaya sunulan uzman görüşleri kapsamında, iddiaların ve ortaya konan senaryonun gerçek dışı olduğu açıkça anlaşılmıştır. Uzmanlar tarafından yapılan incelemelerde; telefon imaj kayıtları, arka plan internet hareketlilikleri ve adımsayar verileri gibi dijital delillerin, iddia edilen cinayet saati ve kurgulanan dar zaman çizelgesiyle uyuşmadığı, bu nedenle mahkemeye sunulan senaryonun fiziksel olarak imkânsız ve hayatın olağan akışına aykırı olduğu ortaya konmuştur.

Tüm bu eksikliklere ilaveten, yargılama boyunca mahkemenin olay yerinde canlı keşif yapmamış olması ve mahkûmiyete esas alınan HTS kayıtları gibi dijital delillerin şeffaf, güvenilir ve uzmanlarca denetlenebilir nitelikte olmaması, adil yargılanma ve maddi gerçeğe ulaşma ilkelerini temelden sarsmıştır. İddia makamının ve mahkemenin, evrensel ceza hukukunun temel ilkesi olan “şüpheden sanık yararlanır” (in dubio pro reo) ilkesini rafa kaldırarak, varsayımlar ve denetlenemeyen raporlar üzerinden hüküm kurması kabul edilemez. 

Bu süreçte, başta Narin’in annesi Yüksel Güran olmak üzere, aile üyelerine karşı haksız bir cezalandırma yoluna gidilmiştir. Annenin cinayete iştirak ettiğini gösteren hiçbir somut, şüpheden uzak delil bulunmamasına rağmen, yaratılan “suçlu anne” algısı yargı kararına dönüşmüş ve kendisine ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmiştir. 

Bizzat gerekçeli kararda dahi cinayetin nedeninin (saikinin) belirlenemediği itiraf edilirken, varsayımlar üzerinden üç aile üyesinin hayatı karartılmıştır. 

Biz aşağıda imzası bulunanlar;

Narin Güran cinayetinin gerçek faillerinin ve saikinin şüpheden uzak, somut ve denetlenebilir bilimsel delillerle ortaya çıkarılmasını,

Uzmanların “bilim dışı” diyerek reddettiği “daraltılmış baz” gibi hatalı ve denetime kapalı dijital verilerle kurulan hükümlerin iptal edilmesini,

Linç kültürünün ve medya baskısının yargı üzerindeki etkisinin ortadan kaldırılması; olay yerinde yeniden keşif yapılması ve delillerin bağımsız biçimde denetlenmesi suretiyle, başta anne Yüksel Güran olmak üzere haksızlığa uğrayanların adil bir şekilde yeniden yargılanmasını talep ediyoruz.

Tüm ülkede hassasiyet yaratan bu acı olayda, hakikatin üzerinin örtülmesine ve sürecin linç kültürüne teslim edilmesine izin vermeyeceğiz. Adalet duygusunu derinden inciten bu tablo karşısında, yargı süreçlerinde değerlendirmelerin en güçlü ve nesnel delillere dayanmasının hayati önem taşıdığını hatırlatıyor; ilgili kişi ve kurumları sorumluluk almaya davet ediyoruz.

Bildirinin İmzacıları

Abdulbaki Erdoğmuş, 21. Dönem Milletvekili, Yazar

Abdullah Demirbaş, Siyasetçi, Yazar

Ahmet Değer, Yazar

Ahmet Faruk Ünsal, 22. Dönem Milletvekili

Ahmet Kaya, Siyasetçi

Ahmet Muhtar Çakmak, Akademisyen, Yazar

Akın Olgun, Gazeteci, Yazar

Ali Bayramoğlu, Akademisyen, Yazar

Ali Duran Topuz, Gazeteci, Yazar

Ali Kemal Erdem, Gazeteci, Yazar

Arap Karaduman, Yazar

Atakan Sönmez, Gazeteci, Yazar

Ayça Örer, Gazeteci, Yazar

Ayça Söylemez, Gazeteci, Yazar

Ayşegül Başar, Gazeteci

Ayşe Hür, Araştırmacı, Yazar

Ayşe Semiha Baban, Akademisyen, Yazar

Ayşenur Arslan, Gazeteci, Yazar

Azizcan Erenkol, Siyasetçi

Baskın Oran, Akademisyen, Yazar

Barış Yarkadaş, Gazeteci, 25. ve 26. Dönem Milletvekili

Binnaz Toprak, Akademisyen, 24. Dönem Milletvekili

Bülent Kaya, 28. Dönem Milletvekili

Bülent Kaygun, İBB ve Üsküdar Belediye Meclis Üyesi

Cahit Öztürün, Gazeteci, Yazar

Can Fırat Acısu, Yazar

Cegerğun Polat, Doktor

Celalettin Can, Gazeteci, Yazar

Cemile Bayraktar, Gazeteci, Yazar

Cenap Ekinci, Doktor

Cengiz Çandar, Gazeteci, 28. Dönem Milletvekili

Cihan Ölmez, Gazeteci

Cihangir İslam, Akademisyen, 27. Dönem Milletvekili

Çağdaş Gökbel, Gazeteci, Yazar

Çetin Sağsöz, Gazeteci, Yazar

Derya Kap, Gazeteci, Yazar

Doğan Bermek, STK Yöneticisi, Yazar

Duygu Delibaş, Avukat

Emine Uşaklıgil, Gazeteci, Yazar

Emin Vahap Şimşek, Avukat

Enes Atila Pay, Gazeteci

Erdal Avcı, Siyasetçi

Erol Köroğlu, Akademisyen, Yazar

Esra Koç, İnsan Hakları ve Kadın Hakları Aktivisti, Yazar

Esranur Bayır, Hak Savunucusu

Etyen Mahçuyan, Gazeteci, Yazar

Evrim Kepenek, Gazeteci, Yazar

Ezgi İpek, Avukat

Fatma Akdokur, Akademisyen, Yazar

Fatma Bostan Ünsal, Akademisyen, Siyasetçi

Fethiye Çetin, Avukat, Yazar

Serbestiyet

TÜRKIYE