

2025-02-11
Sidar Bingöl
Bu çınar, 1934 yılında Diyarbakır’ın Lice ilçesinde dünyaya gelen ve zorunlu nedenlerden dolayı yaşamının 50 yıllık bölümünü İsveç’te sürdüren M. Emin Bozarslan’dır.
Saygıdeğer Bozarslan, 09 Şubat 20026 günü sadece fiziki olarak aramızdan ayrıldı.
Ben üstad Bozarslan’ı, 1972 yılında, Diyarbakır Seyrantepe Askeri Cezaevi’nda tanıdım. 12 Mart 1971 tarihinde iktidara elkoyan faşist askeri darbe O’nu da tutuklamıştı. Bazarslan Latin harfleriyle yazdığı Kürdçe alfabe ve Kürdi faaliyetlerinden dolayı tutuklanmıştı. Ben de o dönem politik faaliyetlerimden dolayı tutukluydum.
Kuzey Kürdistan’da basılan ve elden ele dolaşan Latin hafleriyle yazılmış ilk Kürdçe Alfbabe O’nun eseridir.
1974 yılında, cezaevinden çıktıktan sonra inandığı davada çalışmalarına devam etti. Yanılmıyorsam eğer, bir dönem Cumhuriyet gazetesinde de çalıştı.
Üzerindeki politik baskılar nedeniyle ve önüne koyduğu projeleri realize etmek amacıyla 1979 yılında İsveç’e yerleşti ve ölene kadar bu ülkede yaşadı ve çalışmalarını sürdürdü.
İsveç’te boş durmadı, gece-gündüz demeden Kürd tarihi, dili, kütürü ve folkloru için araştırmalar yaptı. Bu alanlarda halkına paha biçilmez eserler bıraktı.
Mamoste Bozarslan Kürd dili ve kimliğinin yasaklı olduğu yıllarda korkusuz bir duruş sergiledi, çalışmalarına ara vermedi, hayatının son anlarına kadar, araştırmalarıyla Kürd diline, kimliğine, edebiyet ve tarihine büyük katkılar sundu.
Uzun yıllar başkanlığı yaptığım KOMKAR Hollanda olarak, Kürd dili, tarihi ve edebiyat ile ilgili düzenlediğimiz bir çok konferanlarda Bozaraslan’ı konuk ettik.
Düzenlediğimiz ilk konferans dünya edebi literatüründe yer alan Mem û Jin adlı eseri ile ilgiliydi. İkinci konferansımız, 5 cilt olarak yazdığı Jin ve Kürdistan Teavün ve Terakki gazeteleriyle Şerefname üzerineydi.
Üçüncü kez gelişi, Den Hag belediyesiyle ortaklaşa yaptığımız bir proje ile ilgiliydi. Hollanda’nın en büyük kütüphanelerinden biri olan Central Bibliotek’de, Kürdistan Kütüphanesinin açılışına katılmak için gelmişti. Kürdistan Kütüphanesi’nun kurulması Den Hag belediyesi ile ortak projemizdi.
Kürdistan Kütüphanesi’nin açılışına, Deng yayınları arasında çıkan Ferheng’in yazarı D. İzoli ile birlikte katılmışlardı. Hem Bozraslan hem de İzoli kütüphanenin kurulmasına çok önem veriyorlardı.
Ben bu iki bilgenin, açılışta yaptıkları konuşmalarındaki çoşku ve sevince tanık oldum. Açılış ile ilgili olarak düzenlenen resepsiyona den Hag belediye başkanı dahil birçok yetkili kurum başkanları ve şahsiyetler katıldılar.
Seyda Bozarslan, konferanslarında her zaman KOMKAR ve Deng Yayınevi’nden övgü ile bahseder, “eğer Deng Yayınevi olmasaydı, ben bu çalışmalarımı sizlere ulaştırmada zorlanırdım” derdi.
2003 yılında İsveç’te gittiğimde, dava arkadaşlarım Kek Kovan Amedi ve Kek salih Omeri ile birlikte, Upsala’daki evinde Mamosta Bozarslan’ı ziyaret ettik. Ziyaretimizden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Bu iki vatanperver arkadaşım sık sık kendisini ziyaret ediyordu. Seyda da bunu dillendiriyordu. Kanımca vefalı duruş budur, bilgelerimizin kıymetini onlar yaşarken bilmeli, değer vermeliyiz.
Seyda konferanslara geldiğinde hep evimizde kalırdı. Kendisiyle derin sohbetlere dalardık. Ben, eşim Sevgi, çocuklarımız Zelal ve Umut, üstad Bozaraslan’dan çok şeyler öğrendik. Kızım Rojda o zaman çok küçüktü. O’nu da kucağına alır sever ve kendisiyle Kürdçe konuşurdu.
Asırlık çınar Bozarslan ardından elliye yakın eser bıraktı. Eserlerden bazıları Kürd klasiklerinin çevrisi, bazıları siyasal ve toplumsal araştırmalar, çocuk edebiyeti ve Kürd mizahıyla ilgilidir. Bunlardan bazıları:
Kürdçe Alfabe, Kürdçe-Türkçe Sözlük, Doğunun Sorunları, İslamiyet Açısından Şeyhlik Ağalık, Hilafet Ve Ümmetcilik Sorunu, Mervani Kürdleri Tarihi,
Pepuk, Meyro, Kez Xatun, Gurê Bilurvan, Mir Zoro, Meleyê Meşhur, Kemal Paşa Weledê Kî Ye, 5 cildlik Jin dergileri, Mem û Zin, Şerefname, Gremera Kurdi ve daha niceleri.
Üstad Bozarslan bilge bir insandı, güçlü bir anlatım tarzına ve ikna kabiliyetine sahipti. Kürdçe’nin yanısıra Arapça, Türkçe, Farsça, İngilizce yaşadığı ülkenin dilini biliyordu.
Gözün arkada kalmasın, Mamoste, senin bütün eserlerini Den Hag’daki Central Bibiotek’in Kürdçe departmanına, Amsterdam’daki İnternasyonal Tarih Müzesi’ne yerleştirdik. Onbirlerce okuyucu açtığın çığırda yürüyecektir.
Seyda, bıraktığın paha biçilmez miras Kürd halkı için kutsal emanetdir.
Seni her zaman hürmetle anacağız, Kürd dili, kültürü ve edebiyatının sönmez yıldızı.
Ruhun şad, mekanı gül bahçesi olsun.
Işıklar içinde uyu.
11 Şubat 2026
Hollanda
YAŞAM
2026-02-11Mafya dizilerinde Alevi deyişlerinin gaspı
2026-02-08Mesele birkaç “sapık” kişi değil daha fazlası
2026-01-27100 yaşındaki Holokost tanığı: İnsanlıktan çıkarıldık
2026-01-12Fas’ta bulunan fosiller insanlığın kökenine dair ezberleri bozdu
2026-01-04Hepsinin elinde bir saat bir sümbülteber
2025-12-31‘Faşizmden çok sıkıldım’
2025-12-29“Kaçakçı” mı denir onlara…
2025-12-25Tribünlerde antifaşist hat
2025-12-22Asrın Felaketinden Asrın İnşasına: Sorumluluktan Kaçış
2025-12-20Sekiz gün boyunca yanan umut…
2025-12-19Akrabamı Arıyorum
2025-12-16Sur’un duvarlarında yeni bir dil
2025-12-15Çürümenin en vahşi iki örneği
2025-12-12Ermeni toplumunda yoksulluk
2025-12-12İstanbul'da üç çocuğun öldüğü yangın bize ne anlatıyor?
2025-12-09Bir takımdan fazlası: Amedspor
2025-12-09Dortmund’daki ‘Vatan Haini Köpekler’
2025-12-08Çocuklar işyerlerinde ölüyor
2025-12-01Domların “ıskalanmış” hikâyesi
2025-11-25“Turabdin’deki araziler yeniden Süryanilere satılmak isteniyor”