

9/12/2024 3:25:52 PM
Tanklar karşısında bir cocuk. Bankalar karşısında paraya tamah etmeyen bir masumiyet. Sütunlu bina ve gökdelenlere karşı basit bir kamp çadırı. “Gerçeği gördük, şehadet ederiz ki…” diyen bir hakperestlik. “Bu suça ortak olmayacağız” diyen bir kendi kendini feda etme kahramanlığı. Çadırların toplamından tecelli eden bir nübüvvet. Hakka şahitlik yapıp, görünmez bir firavuna karşı hakkı söyleyen üniversite öğrencileri, Rachellar, Ayşegüller. Onlar topluca bir peygamber. Bu zamanın peygamberleri onlar.
İnsan insanın ölçüsüdür. Ancak insan aynasında insaniyeti açığa çıkan varlıklarız. Tanrı da ancak insanda görünür. Bazan insaniyetimizi bir safi milli hasıla olarak cem edip cami (veya cemevinde) dört duvar arasına alır, bazan nasihat veya sohbette paylaşılan hikmet ile söz’e döküp akıtırız. İçimizde ilahi olanın dışarıda makes bulması, ortak havuzlarda temerküz etmesi, ilahi olanın bizden ayrı ve anıtsal bir nitelik (mesela evrensel insan hakları beyannamesi suretini) kazanmasına imkan verir. İnsanda kaynayan ilahilik, meydanlar, tapınaklar, anıtlar, ahitler inşa eder.
Bu birikintilerin haşmeti karşısında insanın kendisindeki ilahilik son derece mütevazi kalır. Kabe karşısında Kalp. Insan hürmete mecbur bulur kendini. Kalp ilahi olanı Kabe’de bulur. Yasa, insanın itaatini teslim alır. İşte insanın yayılıp serpildiği bu halin güzellikleri ve riskleri vardır. Mesela medeniyette dolayım doğduğu için hırsız ve gaspçıların yüzü görünmez hale gelir. Şirketlerin, devletlerin, örgütlerin arkasında saklanır o yüzler. Suçlar kamuya karşı işlendiği için anonimleşir, görünmezleşir.
Gün gelir, tahakküm hırsı ile dolu bir moğol sürüsü gelir işgal eder tüm meydanları, anıtları. İlahi olan derdest edilir. Hakikat bir tutulma yaşar. Sözün ağzı polis eliyle kapatılır. Gücün hakka ve adalete karşı bir sopa gibi kullanıldığı bu durumlarda, ilahi olan büyük bir geri çekilme içine girer. İlahi olan, insana kadar geriler. Yani ilahi olan, ilahi olanın başlangıç kaynağına kadar geriler. Modern zamanlarda bu ağza vicdan da denir. Hakkı söyleme lüzumunun çıkış menfezi artık araya girmiş tüm boru hatlarından ve sulama sistemlerinden mahrum bir yalınlık içindedir. Barajlar çökmüş, depolar boşalmıştır. Geriye sadece suyun kaynağı olan mütevazı pınarlar, küçücük dereler kalmıştır. Meydan işgal edildiği için hakikat insana, insanın sadeliğine kadar gerilemiştir.
Böyle bir durumda yalınlaşma aynı zamanda bir arılaşmadır (tasaffi). Arı, duru, çarpıtılmamış, yolda yağmalanmamış, taşınırken kirlenmemiş bir tazelikte karşımıza çıkar başlangıcın kalp çarpıntısı. Kabe’si yıkılmış bir kalbin kendisi artık bir Kabe’dir. Anonimleşmemiş, temsil ve vekaletle çarpıtılmamış, boru hatlarıyla süründürülmemiş bir tazelikte karşımıza çıkar ilahi olan. Bir peygamber doğar hakkı söyleyen. Tanklar karşısında bir cocuk. Bankalar karşısında paraya tamah etmeyen bir masumiyet. Sütunlu bina ve gökdelenlere karşı basit bir kamp çadırı. Çıkarların ve korkutulmuşluğun teşvik ettiği bir onursuzluğa karşı ihlasın cesareti. “Gerçeği gördük, şehadet ederiz ki…” diyen bir hakperestlik. “Bu suça ortak olmayacağız” diyen bir kendi kendini feda etme kahramanlığı.
Çadırların toplamından tecelli eden bir nübüvvet. Hakka şahitlik yapıp, görünmez bir firavuna karşı hakkı söyleyen üniversite öğrencileri, Rachellar, Ayşegüller. Onlar topluca bir peygamber. Bu zamanın peygamberleri onlar.
Serbestiyet
BASıNDAN
2026-02-26Yetvart Danzikyan: 27 Şubat’ı beklerken “statü” mesajları
2026-02-23Yetvart Danzikyan: AİHM ve AYM kararları için elinizi tutan mı var?
2026-02-21Vahap Coşkun: Top Artık Meclis ve İktidarda
2026-02-21Mesut Yeğen: Eve Dönüş
2025-02-21Macahit Bilici: Başkasının ağrısı ve insan olmak
2026-02-20Murat Sevinç: Komisyon raporu önemli bir şeyler söylüyor mu?
2026-02-19Vahap Coşkun: Münih ruhu
2026-02-16Alp Altınörs: Kölelik Afganistan’a geri döndü
2026-02-08Derya Kömürcü: Epstein skandalının düşündürdükleri
2026-02-04Ohannes Kılıçdağı: Emperyaliste güven olmaz…
2026-02-04Yıldıray Oğur: Bahçeli, konuşmasının sonuna neden o cümleyi ekledi?
2025-02-03Ruşen Çakır: Abdullah Öcalan’a açık mektup ve 20 soru
2026-02-01Umur Talu: “İnsanlık onuru” mu, "onurun insanları” mı?
2026-01-27Yıldıray Oğur: Birilerinin hayali, birilerinin kabusu
2026-01-27Vahap Coşkun: Üç kırılma
2026-01-22Nurettin Aydın: Kasabın merhameti ve koyunluğun bedeli
2026-01-19Yetvart Danzikyan: 19. yıl mektubu
2026-01-14Tuğçe Tatari: Ana akım muhalif medyanın iktidar medyasıyla uzlaşma noktası; Kürtler!
2026-01-13Yusuf Ziya Cömert: ‘Dindar olan iyidir’ yargısını kim bozdu?
2026-01-11Umur Talu: Rosa, Renee, Ali İsmail, onlar, siz, biz!..