

2025-11-29
Bütün kıymetli kavramlar öncelikle vicdan, kamu vicdanı ve hakiki adalet ile adalet duygusuyla beslenir. Ya gerçekten beslenir ya da ağızda bile kurur gider zaten!
Bir yanda “Terörsüz Türkiye” süreci var; bir tarafta “Muhalifsiz Türkiye” süreci sürüp gidiyor.
Bir yanda ağır suçlara bile “örtülü af” süreci başlıyor; bir tarafta “Affetmem asla seni” yargısı tam gaz.
Bir yanda “Tamam, unutalım; barış, kardeşlik, dayanışma” süreci; bir tarafta “nefret, kin, intikam” hukuku paldır küldür.
Bir yanda “anamız, bacımız” lafları; bir tarafta kadınlara erkek şiddeti, polis copları.
Bir yanda okullarda bile kimisi aç bırakılan ve oradan buradan beslenmeye çalışan çocukların zehirlenip ölmesi; bir tarafta sokak hayvanlarının beslenmesini de yasaklayan infaz emirleri.
Bir yanda ormanı, kıyıları yağmalayarak servet ve tabiat tahakkümüne doymayan arsız azgınlık; bir tarafta otelde çoluk çocuk, fabrikada, atölyede ekmek parası peşindeyken yanan kadınlar, okula ve eve birazcık para getirebilmek için makinelere kaptırılan “işçi” çocuklar.
Hakiki “barış, kardeşlik, dayanışma”ya kimin itirazı olur; sorun, dilin onları söylerken, elinin kağıt üstündeki demokrasi ve hukuku da kendinize yontması, onları yontup oymanız.
Bu ülkede “darbe girişimi”nin odağı sayılana yıllarca yapışıp durmuş olan Adalet Bakanı oldu, darbecilerin derdest ettiği (eğer gerçekten sadece o kadarsa bile) Savunma Bakanı oldu, ABD’ye koşturup “hocaları” ile iki büklüm poz verenler iktidar borazanı gazetecilik yapıyor… Ama yok “Bana yan baktı” yok “Gezi” yok “hakaret” yok “gazetecilik faaliyeti” diye insanlar kin-intikam hukukunun tutuklusu, yıllardır ya da aylardır mahkumu.
Osman Kavala’dan Can Atalay’a, Çiğdem Mater ve Tayfun Kahraman’dan Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’a, gazeteci Furkan Karabay’dan Fatih Altaylı’ya, belediyedeki “ana muhalefet”ten sokakta ses veren “muhalif ana”ya, gence; “barış, kardeşlik, dayanışma, demokrasi, hukuk devleti” kendini ispatlayıp duruyor.
“Dışarıda”ki kadınların bedenine bile müdahale, evlenip evlenmemesi, çocuk yapıp yapmaması, bu yüzden “yarım” sayılması; LGBTİQ+ artı bireylerin “düşmanlaştırılması” ve onca çocuk ölümü, onca kadın katli, onca yoksulluk, onca umutsuzluk, onca karanlık ve onca yağma varken, sokak hayvanlarının bile hedef alınması hep “barış, kardeşlik, dayanışma” şahikası!
Bütün o kıymetli kavramlar öncelikle vicdan, kamu vicdanı ve hakiki adalet ile adalet duygusuyla beslenir.
Ya gerçekten beslenir ya da ağızda bile kurur gider zaten!
T24
2026-01-22Nurettin Aydın: Kasabın merhameti ve koyunluğun bedeli
2026-01-19Yetvart Danzikyan: 19. yıl mektubu
2026-01-14Tuğçe Tatari: Ana akım muhalif medyanın iktidar medyasıyla uzlaşma noktası; Kürtler!
2026-01-13Yusuf Ziya Cömert: ‘Dindar olan iyidir’ yargısını kim bozdu?
2026-01-11Umur Talu: Rosa, Renee, Ali İsmail, onlar, siz, biz!..
2026-01-06Vahap Coşkun: “Olmazlar” değil “Olurlar”
2026-01-05Yıldıray Oğur: Neden ‘Saraydan Kız Kaçırma’dan daha kolay oldu?
2025-01-04Emine Uçak Erdoğan: Yaşam Hakkı Meselesine Dönüşen Adalet Mücadelesi
2026-01-04Murat Sevinç: Murat Ağırel elbette yalnız değildir!
2026-01-02Berrin Sönmez: Şalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi?
2025-12-29Ayşe Hür: Roboski Davasına Derkenar
2025-12-29Cihan Ülsen: Roboski: Hatırlanamayan bir şey
2025-12-26Murat Sevinç: Leyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı?
2025-12-25 Yetvart Danzikyan: Leyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin?
2025-12-25Ali Bayramoğlu: Memlekette siyasetin kültürü…
2025-12-25Hasan Danayifer*: ABD İçin Ortadoğu artık önemini yitirdi mi?
2025-12-24Cihan Ülsen: Yanlıştır ama: Tribün refleksi denen şey
2025-12-20Umur Talu: Ahmed bize ne anlattı?
2025-12-20Vahap Coşkun: Küfürbazlar ve ötesi
2025-12-16Umur Talu: Mesele inanmak değil, anlamayı istemek!