

2025-12-01
Hizbullah Genel Sekreteri’nin Papa ziyaretiyle ilgili ADD Genel Başkanı’ndan daha ilerici ve laik olabildiği bir coğrafyada yaşamak kaderimiz olmamalıydı. Büyük Türkiye hayalleri kuranların çoğunun çok küçük bir dünyaları var. O dünyaya artık Türkiye sığmıyor. Maalesef küçük insanların da büyük bir ülkesi olamıyor.
Son bir haftada Meclis heyeti Öcalan’a gitti, Papa ilk resmi dış ziyareti için Türkiye’ye geldi ve bunlar yetmezmiş gibi Barzani de sınırı geçip Cizre’de Şırnak Üniversitesi’nindüzenlediği Meleya Ciziri Sempozyumu’na katıldı.
Birileri Türkiye’nin biraz fazla üzerine gelmiş olabilir.
Bu kadarına bu millet hazır değildi.
Ulusalcılar derin bir nefes alsın neyse ki Papa yeni bir Haçlı Seferi ilan edemeden, çoğunluğu varlıklı ailelerin çocukları İngilizce konuşsun diye Türkiye’de bakıcılık yapan Filipinli bakıcı kadınlardan oluşan dört bin kişiyle toplu bir ayin yapıp Türkiye’yi terk etti.
Anadolu bu kez de Hristiyanlaştırılamadı, muhafazakarlar rahat olsun, çok şükür Wolkswagen Arena duvarlarında Agnus Dei sesleri değil, yeniden bol küfürlü rap şarkıları yankılanacak.
Bundan sonrasını nüfusunun yüzde 30’u Katolik olan Lübnan düşünsün.
Halbuki Hizbullah Genel Sekreteri’nin Papa ziyaretiyle ilgili ADD Genel Başkanı’ndan daha ilerici ve laik olabildiği bir coğrafyada yaşamak kaderimiz olmamalıydı.
Çünkü aslında hep böyle ürkek, özgüvensiz ve paranoyak değildik.
1870 senesinde Sedan’da III. Napolyon yenilince İtalyan milliyetçileri, Fransız koruması altındaki Roma’ya girip Papalığı işgal etmişler ve Roma’yı birleşik İtalya’nın başkenti yaparak büyük hayallerini gerçekleştirmişlerdi.
Böylece Papalık devleti ortadan kalkmış, Papa tüm siyasi gücünü kaybetmişti.
İtalya’nın hakimiyetini reddeden Papa IX. Pius kendisini “Vatikan’ın mahpusu” (Prigioniero del Vaticano) ilan etmişti.
Papa ve ruhban sınıfı karşıtlığında İtalyan milliyetçileri o kadar ileri gitmişlerdi ki 1881 yılında Papa IX. Pius’un cenazesi halka açık bir törenle taşınırken cenaze alayına taş ve sopalarla saldırılmış, Papa’nın cenazesini Tiber Nehri’ne atılmaya çalışılmıştı.
Sık sık Vatikan’a yürüyüşler oluyor, Papa’nın Roma’dan kaçacağı konuşulurdu. Kaçarken haber versin de elvada töreni yapalım diye şakalar yapılıyordu.
İşte tam bu yıllarda yeni Papa XIII. Leo’ya İstanbul’dan bir yardım eli uzanmıştı:
Sultan II. Abdülhamid’den…
Abdülhamid, Ermeni Katolik Kardinali Bedros X. Azarianvasıtası ile Papa’yı İstanbul’a davet etmişti.
Teklifi Kardinale bizzat Sadrazam Mehmed Kâmil Paşa bir mektupla iletti
Hem de çok nazik cümlelerle. 1 Aralık 1888 tarihinde
Kardinal Vatikan’a teklifi bir mektupla iletti:
“Papa’nın geçici bir süre için bile olsa Roma’yı terk etmek gibi zor bir mecburiyete düşmeyeceğini umut ettiğini söyledi. Ancak şayet bu üzücü hal gerçekleşecek olursa, İmparatorluğun Hükümranı kendisine derhal bu İmparatorluğun Payitahtı’nda misafirperverlik teklif ve arz etme şerefli vazifesini yerine getirecektir. Ancak Türkiye, ya da diğer bir deyişle, Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti, “Yeni Roma” o çemberin dışında bulunduğundan, Papa’nın kalması için en münasip, en saygın ve en makul yer olacaktır ve aynı zamanda İmparatorluğun yüce ışığının ve saygınlığının çok kuvvetli bir tasdiki olacaktır.”
Ama Rusya’ya, Fransa ve İtalya’nın yayılmacılığına karşı Katolik dünyasıyla iyi ilişkiler kuran Abdülhamit sadece bunla da kalmamış, yaptığı girişimler Avrupa gazetelerinde haber olmuştu.
1889 yılındaki bir Alman gazetesindeki belgeye göre Sultan, Alman Büyükelçisi Baron von Schoen ile görüşmesinde Papa’nın durumunun netleştirilmesini istemişti:
“Ben Müslüman bir hükümdarım, fakat Katolik tebaamla ilgili bazı sorumluluklarım vardır. Mevcut durumun açıklığa kavuşturulmasını isterim.”
Bir yüzyıl sonra o Katolik tebaadan geriye pek kimse kalmadı.
Birkaç Levanten aile, sayıları binlerle ifade edilen Ermeni Katolikler ve iş için Türkiye’de bulunan Katolikler…
Onların tamamını da bu dört günlük Papa ziyaretinde görmüş olabiliriz.
Çoğu en yeni pop şarkıcılarının bile doldurabildiği bir kapalı konser salonuna sığdı.
O salonu tahsis edip Kilise dışında bir ibadete izin verdiği, İznik’teki ayine müsaade ettiği, Papa’yı üst düzey bir protokolle ağırladığı, onun için Müslüman ve Hristiyan dini müzikleri söylettiği için Erdoğan eleştiriliyor.
İslamcılar eleştiriyor, ulusalcılar eleştiriyor, halkın tepkisinden korkan laik partilerden de ne var bu ziyarette diyen çıkmıyor.
Bu ziyarete verilen tepkiler tekrar net biçimde gösterdi: Türkiye’nin ciddi bir özgüven sorunu var.
Bölünme, parçalanma, imanını kaybetme, Türklüğün yok edilmesiyle yıllarca korkutulmuş, okullarda böyle formatlanmış bir toplumuz.
Bunların hiçbirinin yıllardır bir türlü gerçekleşmemesi bile bu korkuların yersizliğine bir delil olamıyor.
Dindarlar ülkedeki ateizm yükselirken Hristiyanların görünür olmasından, milliyetçiler 50 yıllık bir örgütün nihayet silah bırakmasından, ulusalcılar Cumhurbaşkanı’nın 86 milyona çevremizdeki 10 milyonların katılmasından bahsetmesinden tedirgin oluyor.
Bir zamanlar büyük bir ülkenin çocuklarıydık. Yeniden büyük olabilecek de bir ülkeyiz.
Ama büyük Türkiye hayalleri kuranların çoğunun çok küçük bir dünyaları var.
O dünyaya artık Türkiye sığmıyor.
Maalesef küçük insanların da büyük bir ülkesi olamıyor.
Serbestiyet
2026-01-22Nurettin Aydın: Kasabın merhameti ve koyunluğun bedeli
2026-01-19Yetvart Danzikyan: 19. yıl mektubu
2026-01-14Tuğçe Tatari: Ana akım muhalif medyanın iktidar medyasıyla uzlaşma noktası; Kürtler!
2026-01-13Yusuf Ziya Cömert: ‘Dindar olan iyidir’ yargısını kim bozdu?
2026-01-11Umur Talu: Rosa, Renee, Ali İsmail, onlar, siz, biz!..
2026-01-06Vahap Coşkun: “Olmazlar” değil “Olurlar”
2026-01-05Yıldıray Oğur: Neden ‘Saraydan Kız Kaçırma’dan daha kolay oldu?
2025-01-04Emine Uçak Erdoğan: Yaşam Hakkı Meselesine Dönüşen Adalet Mücadelesi
2026-01-04Murat Sevinç: Murat Ağırel elbette yalnız değildir!
2026-01-02Berrin Sönmez: Şalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi?
2025-12-29Ayşe Hür: Roboski Davasına Derkenar
2025-12-29Cihan Ülsen: Roboski: Hatırlanamayan bir şey
2025-12-26Murat Sevinç: Leyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı?
2025-12-25 Yetvart Danzikyan: Leyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin?
2025-12-25Ali Bayramoğlu: Memlekette siyasetin kültürü…
2025-12-25Hasan Danayifer*: ABD İçin Ortadoğu artık önemini yitirdi mi?
2025-12-24Cihan Ülsen: Yanlıştır ama: Tribün refleksi denen şey
2025-12-20Umur Talu: Ahmed bize ne anlattı?
2025-12-20Vahap Coşkun: Küfürbazlar ve ötesi
2025-12-16Umur Talu: Mesele inanmak değil, anlamayı istemek!