

2026-04-17
Aydoğan İnal
Kerkük üzerine
söylenen her söz, aslında yalnızca bir şehri değil, Kürt halkın hafızasını da
hedef alır. Bu nedenle Kerkük hakkında kullanılan dil, sıradan bir siyasi
tercih değil; tarihsel sorumluluk meselesidir.
Kürtler açısından
Kerkük, yalnızca haritada işaretlenmiş bir nokta değildir. Bu şehir, yıllar
boyunca verilen mücadelenin, ödenen bedellerin ve taşınan kimliğin somutlaşmış
halidir. Ölümsüz lider Melle Mustafa Barzani’nin mirasıyla şekillenen bu
anlayış, Kerkük’ü “Kerkük dile Kurdistan e” sözü bir “kalp” metaforunun ötesine
taşımış; onu varoluşsal bir değer haline getirmiştir.
Tam da bu
nedenle, YNK lideri 16.04.2026 tarihinde Bafil Talabani tarafından dile
getirilen ve basına yansıyan Kerkük üzerine “Kerkük tüm Iraklıların kalbidir”
ifadesi, yüzeyde kapsayıcı görünse de, Kürt halkının hemen tüm kesiminde derin
bir rahatsızlık yaratmıştır. Çünkü bu yaklaşım, Kerkük’ün Kürtler için taşıdığı
tarihsel ve duygusal ağırlığı eşitleyerek görünmez kılma riskini
barındırmaktadır. Oysaki aynı Bafil Talabani 28.10.2025 tarihli basın
beyanatında “Kerkük petroldür, topraktır, kandır ama Mam Celal'in çiçek
demetidir.” diyordu.
Kerkük, Kürtler
için sadece bir şehir değil, bir hafızadır. Bu hafıza; sürgünleri, demografik
müdahaleleri, direnişleri ve yeniden var olma çabalarını içinde barındırır. Bu
nedenle Kerkük’ü tanımlarken kullanılan her ifade, bu tarihsel yükü dikkate
almak zorundadır.
Bugün gelinen
noktada, siyasi dengelerin değişimiyle birlikte Kerkük’teki yönetim yapısının
da farklılaştığı görülüyor. Özellikle valilik makamının Kürtlerden alınarak,
Kerkük İl Meclisi’nde iki sandalye ile temsil gücüne sahip Irak Türkmen Cephesi
çizgisinden Muhammed Seman Ağa gibi isimlere verilmesi, yalnızca bir idari
değişiklik değil; aynı zamanda temsil tartışmalarını derinleştiren bir gelişme
olarak görülmesi gerekiyor.
Bu gelişmeler,
Kerkük meselesinin hâlâ çözülmemiş temel bir sorun olduğunu bir kez daha ortaya
koyuyor. Kürtler açısından mesele, yalnızca siyasi güç paylaşımı değil;
tarihsel adaletin sağlanması ve kimliğin tanınması meselesidir.
Kerkük elbette
çok kimlikli bir şehirdir. Ancak bu gerçeklik, Kürtlerin bu şehirle kurduğu
bağın derinliğini azaltmaz. Aksine, bu çok katmanlı yapı içinde adaletli bir
denge kurulabilmesi için her kesimin kendi tarihsel gerçekliğinin tanınması
gerekir.
Son olarak:
Kerkük üzerine konuşmak kolaydır; ancak Kerkük’ü anlamak, onun taşıdığı
hafızayı görmekle mümkündür. Ve o hafıza, görmezden gelinerek değil, kabul
edilerek bir gelecek inşa edilebilir.
2026-04-13Trump Kürtler İçin Mi Sorun, Yoksa Kürtler Trump İçin Mi Bir Yük?
2026-04-12Tek Sandalyeli Müzakere
2026-04-08Ateşkesin Gölgesinde Kazanan Kim, Kaybeden Kim?
2026-04-01Mesud Barzani, Fırtınalı Ortadoğu’da Diplomasi ve Direnişin Sembolü
2026-03-24Newroz 2026: Birlik Ruhunun Yeniden Yeşerdiği Gün
2026-03-18İhanete geçit yok
2026-03-16İran denkleminde Kürt aktörler ve rejim değişikliği tartışmaları
2026-03-01Yok Saymakla Yok Olmuyor, Su Yatağını Bulacak
2026-02-22Güney Kürdistan’da muhalefet ve ulusal siyasetin ahlaki krizi
2026-02-17Bireyden Kolektife Sorumlu Özgürlük
2025-02-12Resenden Rebene (*)
2026-02-07Güney Kürdistan’dan Rojava’ya Kürt Siyasetinin Gerçekliği
2026-01-22Demokrasi ve Ekonomi de ki krizin eşiğinde; Kürt meselesi
2026-01-19Rojava Kürdistanı’nda kayıpların ardındaki üç temel dinamik
2026-01-18ABD’li senatörler, Ankara ve Şam’ın Kürtlere yönelik hamlelerini durdurabilecek mi?
2026-01-16Halep’ten Sonra
2025-01-13Bugün Değilse, Ne zaman?
2025-01-13Bütüncül Bir Yaklaşıma İhtiyaç Var
2025-12-21Kürt Meselesinde Silahların Susması Tamam da, Ya Gerisi?
2025-11-21Kürtlerin Haysiyet Meselesi; Rojava