Türkçe | Kurdî    yazarlar
Kürtler Sadece Oy Deposu Değildir

2026-06-12

Aydoğan İnal

Türkiye'de uzun yıllardır kendisini sol, sosyalist, emekçi ve halkların eşitliğinden yana olarak tanımlayan siyasi hareketlerin Kürt meselesine yaklaşımında ciddi bir samimiyet sorunu bulunduğunu düşünüyorum. Bunun son örneklerinden biri, TİP Genel Başkanı Erkan Baş'ın "ana dili Kürtçe olan bir adayla çıkmak isteyebilirler, biz burada ortaklaşmayabiliriz" yönündeki açıklamasıdır.

Bu sözler birçok kişi tarafından sıradan bir siyasi değerlendirme olarak görülebilir. Ancak ben bir Kürt olarak bu ifadeyi son derece sorunlu buluyorum. Çünkü burada tartışılan şey yalnızca bir aday profili değil, aynı zamanda Kürt kimliğine ve Kürtçenin kamusal görünürlüğüne ilişkin bilinçaltındaki yaklaşımın dışa vurumudur.

Türkiye solunun önemli bir bölümü yıllarca Kürtlerin haklarından, eşit yurttaşlıktan ve kardeşlikten söz etti. Fakat mesele Kürtlerin kendi kimlikleriyle, kendi dilleriyle ve kendi siyasi temsilleriyle görünür olması olduğunda aynı çevrelerin önemli bir kısmında rahatsızlık ortaya çıkmaktadır. Kürtlerin hakları savunulabilir, Kürtlerin mağduriyetleri anlatılabilir; ancak Kürtlerin kendi kimlikleriyle siyaset yapması söz konusu olduğunda destek yerini çekinceye bırakabilmektedir.

Burada sorulması gereken basit bir soru vardır: Eğer ana dili Kürtçe olan bir aday fikri sizi rahatsız ediyorsa, o halde Kürtlerin oylarıyla milletvekili seçilmek neden rahatsız etmiyor?

Bugün Türkiye solunun parlamentodaki temsil gücünün hepsi doğrudan Kürt seçmenin desteği sayesinde oluşmuştur. Kürt seçmenin oyunu almak meşru görülürken, Kürt kimliğinin görünür hale gelmesi konusunda tereddüt yaşanıyorsa burada ciddi bir tutarsızlık vardır.

Benzer bir eleştiriyi DEM Parti'ye de yöneltmek gerekir. Çünkü DEM Parti yıllardır kendisini Türkiye'nin demokratikleşmesinin taşıyıcısı olarak sunmasına rağmen, Kürt toplumunun tamamını temsil eden çoğulcu bir yapı oluşturmakta yetersiz kalmıştır. PKK çizgisine yakın olmayan, farklı düşünen, muhafazakâr, liberal, sosyalist, sosyal demokrat ya da bağımsız Kürtlerin önemli bir kısmı kendisini bu siyasi zeminde temsil edilememiştir.

Kürtler tek bir siyasi çizgiden ibaret değildir. Kürt toplumunun içerisinde çok farklı ideolojik, kültürel ve siyasi eğilimler bulunmaktadır. Ancak yıllardır hem Türkiye solunun bir kısmı hem de DEM çevreleri, Kürtleri belirli bir siyasi hattın doğal tabanı gibi görme eğiliminden kurtulamamıştır.

Oysa Kürtler yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanan bir oy deposu değildir. Kürtler kendi kimlikleri, dilleri, kültürleri ve siyasi tercihleri olan milyonlardan oluşan bir halktır. Kürtlerin desteğini isteyen herkes, önce Kürtlerin varlığını ve siyasi özne olma hakkını koşulsuz kabul etmek zorundadır.

Bugün ihtiyaç duyulan şey, Kürtleri yalnızca oy veren kitleler olarak gören anlayışın terk edilmesidir. Eşitlik söylemi, ancak Kürtlerin kendi kimlikleriyle siyasette yer alma hakkı savunulduğunda anlam kazanır. Aksi halde Türkiye solunuh da, demokratlık iddiasında bulunan diğer siyasi çevrelerin de söyledikleri sözler, pratikte karşılığı olmayan sloganlardan öteye geçemez.

Kürtler kimsenin arka bahçesi değildir. Hiçbir siyasi hareket de Kürtlerin desteğini peşinen hak ettiğini düşünmemelidir. Saygı, eşitlik ve temsil; ancak karşılıklı samimiyetle mümkündür.

MAKALELER