

2026-07-23
Mehmet Ölçer
DEM Parti İmralı Heyeti'nin Abdullah Öcalan ile yaptığı yaklaşık beş saatlik görüşme öncesinde kamuoyunda büyük bir beklenti oluşturuldu. Uzun süredir Öcalan ile görüşülemediği, ağır tecrit koşullarının onun sürece müdahil olmasını engellediği ve bu nedenle yaşanan tıkanıklığın aşılamadığı sıkça dile getirildi.
PKK çevreleri ve DEM Parti'ye yakın kesimler tarafından oluşturulan bu atmosfer, kamuoyunda sanki İmralı'dan çıkacak mesajların sürecin yönünü değiştirecek yeni bir siyasal perspektif taşıdığı beklentisini doğurdu.
Oysa beş saatlik görüşmenin ardından açıklanan metin, beklentilerin aksine yeni bir paradigma ortaya koymadı. Açıklamanın özünde yalnızca iki temel mesaj vardı.
Birincisi, Öcalan'ın şu sözleriydi:
"Kürt'ten Türk'ü ayırsan Kürt kalmaz, Türk'ten Kürt'ü ayırsan Türk kalmaz."
Bu ifade, yeni bir siyasal tez gibi sunulsa da gerçekte yeni değildir. Benzer söylem, Cumhuriyet tarihi boyunca devletin resmi siyasetini temsil eden isimler tarafından farklı ifadelerle defalarca dile getirildi. Türk-Kürt birlikteliğini esas alan bu yaklaşım, uzun yıllardır devletçi politikanın temel söylemlerinden biri olmuştur.
Bu söyleme yıllar önce en anlamlı cevabı ise Musa Anter vermişti:
"Türklerle etle tırnak gibiyiz diyorlar; ancak tırnak hep biz Kürtler olduk. Biraz uzadığımızda hemen kesiyorlar."
Musa Anter'in bu sözleri, kardeşlik söylemi ile yaşanan tarihsel pratik arasındaki çelişkiye dikkat çekmesi bakımından bugün de güncelliğini korumaktadır.
İkinci ve asıl önemli mesaj ise Öcalan'ın şu vurgusudur:
"27 Şubat çağrısının ruhuna bağlı kalıyoruz."
Bu cümle, aslında görüşmenin en açık ve en somut siyasi mesajıdır.
Çünkü 27 Şubat açıklamasının özü, yalnızca silahların devreden çıkarılması değildir. Aynı zamanda bağımsızlık, federasyon, özerklik, otonomi ve diğer kolektif ulusal hak taleplerinin reddedildiği yeni bir siyasal yaklaşımın ilanıdır.
Bu anlayışta Kürt sorunu, kolektif haklar temelinde değil; "demokratik cumhuriyet" ve "demokratik toplum" kavramları içinde tanımlanmaktadır.
Dolayısıyla İmralı'dan gelen son mesaj, bu çizginin değişmediğini, aksine aynı paradigma doğrultusunda devam ettiğini göstermektedir.
Bu nedenle bugün tartışılması gereken mesele, beş saatlik görüşmenin ne kadar sürdüğü değil, o görüşmeden hangi siyasal sonuçların çıktığıdır.
Ortaya çıkan tabloya bakıldığında ise iki sonuç görülmektedir:
Birincisi, yıllardır devletin farklı temsilcileri tarafından dile getirilen Türk-Kürt birlikteliği söylemi, bu kez Abdullah Öcalan tarafından yeniden ifade edilmiştir.
İkincisi ise 27 Şubat'ta ilan edilen ve Kürtlerin kolektif hak taleplerini dışlayan "demokratik cumhuriyet" paradigmasının aynen korunduğu bir kez daha teyit edilmiştir.
Eğer gerçekten yeni bir dönemden söz edilecekse, bunun ölçüsü kullanılan kardeşlik söylemleri değil; Kürt halkının hangi siyasal ve hukuksal haklara kavuşacağıdır.
Çünkü demokratikleşme, ancak bireysel hakların yanında halkların kolektif haklarının da tanınmasıyla anlam kazanır. Aksi halde "demokratik cumhuriyet" söylemi, Kürtlerin ulusal ve kolektif hak taleplerinin geri plana itildiği, asimilasyon ve entegrasyonu esas alan yeni bir siyasal çerçeve olarak tartışılmaya devam edecektir.
21/07/2026
MAKALELER
2026-07-23İran’la Neden Barış Olmaz
2026-07-23Kürdün Evi Yanıyor, Öcalan Yumurtasını Pişirmenin Derdinde
2026-06-20Kuzey Kürdistan'da Tek Seçenek:Ulusal Cephedir.
2026-07-19İran Rejiminin Kürt Politikası: Baskı, İdam ve Korku Siyaseti
2026-07-16Terörsüz Türkiye mi ya da sorunları yok sayan bir inkâr politikası mı?
2026-07-17İsviçre'de Kapalı Kapılar Ardındaki Bekleyiş
2026-07-07Bir Fotoğraf Karesine Sığmayan Acı…
2026-07-07Diasporada Kürt Toplumu ve Örgütlenmesine Dair... (4)
2026-07-07Demokratik Cumhuriyet mi, o da ne?
2026-07-06Baskı ile kurulan YNK-Yeni Nesil Hareketi İttifakı
2026-07-05Devletin Tabutuna Çivi Çakıp, Meclis Tutanaklarında Kaybolmak: Otonomi Yanılsaması
2026-07-05Türk’ün Hassasiyeti, Kürt’ün Haysiyeti
2026-07-03İran Rejiminin Kürtlere Saldırısı Çaresizliğin Göstergesidir
2026-07-01Kürt Diasporasının Geçmişi ve Geleceğine Dair-3
2026-06-29Gücün Ağırlığı mı, Gösterinin Gürültüsü mü?
2026-06-29Özgür basın KDP ve YNK’yi zayıflatmaz!
2026-06-28Halkın Acıları Üzerinden Kurulan Sözde “Kazanımlar”
2026-06-28Biraz Özeleştiri – Irkçılık Girişimi Kaybetti de, SVP Gerçekten Kaybetti mi?
2026-06-26Öcalan’ın Yeni Çözüm Modeli: Komün
2026-06-20Kürt Diasporasının Geçmişi ve Geleceğine Dair