Türkçe | Kurdî    yazarlar
Nur topu gibi bir “Apocu Hareket!!!”imiz oldu

2026-05-10

Baran Dicle

Ortadoğu’nun son elli yılına damga vuran PKK, bugün artık yalnızca silahlı bir örgüt olarak değil; Kürt halkının umutlarını, enerjisini ve geleceğini tüketen başarısız bir siyasi anlayış olarak biliniyor. Bir dönem “tam bağımsız birleşik Kürdistan” sloganıyla ortaya çıkan yapı, yıllar içinde ideolojik savrulmalar yaşayarak kendi söylemlerini defalarca değiştirdi. Ancak değişmeyen tek gerçek, ölenin yine Kürt gençleri, yıkılanın ise Kürt toplumunun geleceği olmasıdır.

Abdullah Öcalan etrafında oluşturulan mutlak lider kültü, yıllarca binlerce insanın sorgulamadan ölüme sürüklenmesine neden oldu. Kürt gençlerine özgürlük hayalleri anlatıldı; fakat sonunda ortaya çıkan tablo, bir halkın özgürlüğünden çok tek bir kişinin merkeze alındığı bir siyasi yapı oldu. Bugün gelinen noktada örgütün bütün söylemi neredeyse yalnızca “Apo’nun özgürlüğü” etrafında şekilleniyor. Bu durum, yıllarca “halk devrimi” söylemleriyle kandırılan binlerce insan açısından büyük bir siyasi iflasın göstergesidir.

Bir yıl önce yapılan kongrede örgütün kendisini feshettiğini ve silahlarını bıraktığını açıklaması bile samimi bir yüzleşmeden çok, yeni bir ambalaj arayışı olarak değerlendiriliyor. Çünkü bugün “PKK” adını geri plana çekip “Apocu Hareket” söylemini öne çıkarmak, geçmişte işlenen siyasi hataları ortadan kaldırmıyor. İsim değiştirerek tarih değişmiyor. On binlerce ölüm, kaybolan bir nesil, parçalanan aileler ve travmalar hâlâ ortada duruyor

PKK yıllarca Kürt halkının gerçek demokratik siyaset üretmesini de engelledi. Kendisinden olmayan her Kürt yapıyı ya “ihanetle” suçladı ya da baskı altına aldı. Kürt toplumunda farklı fikirlerin gelişmesini engelleyen bu anlayış, demokratik çoğulculuk yerine tek sesli bir yapı oluşturmaya çalıştı. Sonuç olarak Kürt siyaseti, silahın gölgesinde sıkışmış bir alana dönüştü.

En ağır bedeli ise gençler ödedi. Daha çocuk yaşta romantik devrim hikâyeleriyle dağa götürülen gençlerin büyük bölümü ne özgür bir ülke gördü ne de kendilerine vaat edilen yaşamı yaşayabildi. Bugün Avrupa’da, Türkiye’de, Irak’ta ve Suriye’de yaşayan milyonlarca Kürt genci artık silah değil; eğitim, teknoloji, ekonomi, hukuk ve demokratik temsil konuşuyor. Ancak örgüt hâlâ geçmişin sloganlarını yeniden paketleyerek toplumu etkilemeye çalışıyor.

Gerçek şu ki; Kürt halkının en büyük kayıplarından biri sadece devlet politikaları değil, aynı zamanda PKK’nin yıllarca sürdürdüğü yanlış stratejiler oldu. Silahlı mücadeleyi kutsayan anlayış, Kürt toplumunu sürekli çatışmanın içine çekerek normalleşmenin önünü kapattı. Her çatışma dönemi, Kürtlerin yaşadığı bölgelerde daha fazla yoksulluk, daha fazla göç ve daha fazla toplumsal çöküş anlamına geldi. 

Bugün artık birçok Kürt açık şekilde şu soruyu soruyor: Eğer sonunda bütün mücadele tek bir kişinin özgürlüğüne indirgenecekse, onca insan neden öldü?

Bu soru yalnızca siyasi değil, aynı zamanda ahlaki bir sorgulamadır. Çünkü halk adına mücadele ettiğini söyleyen hiçbir yapı, bir neslin hayatını tüketip sonunda kendi varlığını bir lider figürüne bağlayamaz. Kürt halkının kaderi hiçbir zaman tek bir kişinin kaderi olmamalıdır.

Kürtlerin bugün ihtiyacı olan şey yeni sloganlar, yeni isimler ya da yeni propaganda yöntemleri değildir. İhtiyaç duyulan şey; şiddeti tamamen reddeden, halkın gerçek sorunlarına odaklanan, demokratik siyaseti merkeze alan yeni bir toplumsal akıldır. Kürt gençlerinin geleceği dağlarda değil; üniversitelerde, bilimde, siyasette, sanatta ve uluslararası demokratik platformlarda kurulacaktır.

PKK’nin geçmişiyle gerçek anlamda yüzleşmeden, Kürt toplumunun yaşadığı büyük acılarla samimi bir hesaplaşma yapılmadan yeni bir gelecek inşa etmek mümkün değildir. Çünkü halklar ancak gerçeklerle yüzleştiğinde özgürleşebilir.

MAKALELER