Türkçe | Kurdî    yazarlar
Murray Bookchin Tesislerinde Verilen Zorunlu Mola

2026-05-14

Bahattin Turan

Yıllardır aynı peronda, tabelasında "Kürdistani" ve "Sosyalist" yazan o eski ama sağlam istasyonda bekliyoruz. Bizim rotamız baştan beri rasyoneldi; maceradan uzak, sınıf bilincini yitirmeden ulusal hakları savunmak. Ne kendi halkımızı ateşe atmak gibi bir niyetimiz vardı ne de rüzgâra göre yön değiştirmek...

Fakat yıllar evvel, bizim istasyonun hemen yanından o gürültülü, bol dumanlı ve epey "öfkeli" tren kalktığında işler değişti. Camlardan sarkıp bize bağırıyorlardı: "Siz reformistsiniz! İlkel milliyetçisiniz! Pasifistsiniz!"

Onların biletlerinde kalın ve kızıl harflerle "Bağımsız, Birleşik, Sosyalist" yazıyordu. Biz, "Siyaset, şiddet fetişizmiyle, halkın rasyonel aklını yok sayarak yapılmaz. Bu trenin sonu ya duvara toslamaktır ya da raydan çıkmaktır" dediğimizde, bir çırpıda "küçük burjuva" ilan edilip Sovyet marşlarıyla geride bırakıldık.

Aradan yıllar geçti. Biz o inatçı, sabırlı hattımızı örerken ileriden çok acı bir fren sesi duyduk. Meğer bizim sert makinist içeride Murray Bookchin falan okumuş, post-yapısalcı teorilere epey mesai harcamış!

O meşhur trenin hoparlörlerinden yankılanan anonsu duyunca kulaklarımıza inanamadık: "Sayın yolcularımız, ulus-devlet paradigması ontolojik olarak aşılmıştır! Zaten devlet kurmak fena hâlde hiyerarşik ve ataerkil bir eylem. 'Kürdistan' lafını da pek kullanmayalım, dar milliyetçiliğe giriyor. Ortadoğu Konfederalizmi diyelim biz ona. Lütfen silahlarınızı bırakmadan sağda bekleyen 'Demokratik Ulus' metrobüsüne aktarma yapınız!"

Bir zamanlar "bağımsız devlet" kurmadığı için önüne geleni hain ilan eden o devasa şiddet aygıtı, bir gecede sivil toplumcu, radikal demokratik ve "ekolojik" bir metrobüse doluşuverdi. Şoför koltuğunda sarsılmaz bir "Önderlik" var; her şey merkezden, tek bir talimatla belirleniyor ama içeridekilere "muazzam bir ademi merkeziyetçilik ve komünal yaşam inşa ediyoruz" deniyor.

Sola bakıyorsunuz, Cihangir'den "demokratik modernite" kasmaya gelmiş marjinal solcular; sağa bakıyorsunuz, gökyüzünde CENTCOM uçaklarıyla paslaşıp yeryüzünde anti-kapitalist komün kurduğunu anlatanlar...

Ciğerci dükkânına giremeyen o meşhur kedinin "Zaten o ciğer çok hiyerarşikti, ben aslında radikal demokratik bir veganım" demesi gibi bir şey bu.

Reel politikada devletleşme stratejisi duvara çarpınca, "devletsiz toplum" teziyle milyonlarca insanı sonu gelmez bir ideolojik trafiğe soktular. Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkı gibi son derece meşru ve somut bir talebi alıp, kimsenin tam anlamadığı akademik jargonların, "ekolojik toplum" fantezilerinin içinde erittiler.

Biz onlara ulusal haklar ve rasyonel siyaset dedikçe, "sınırları zihnimizde yıktık" diyerek bizi statükoculukla suçladılar. Zihinlerindeki sınırları o kadar yıktılar ki, Ortadoğu'nun cehenneminde her gün başka bir emperyalist gişeden geçmek zorunda kalmalarını bile tabanlarına "taktiksel deha" olarak pazarlayabiliyorlar.

Siz kendi post-modern metrobüsünüzle o sıkışık trafikte komünal yaşamcılık oynamaya devam edin. Biz, rasyonel, kitlesel ve kendi ayakları yere basan o yolda yürümeye devam ediyoruz.

MAKALELER